SON DAKİKA
reklam
reklam

Tarihin kadim ili: Adıyaman

Eklenme Tarihi: 2 Haziran 2026, Salı - 11:32   Okunma Sayısı: 36876
Tarihi, kültürel ve turistik değerleriyle, zengin florası ve faunasıyla en eski yerleşim yerlerinden biri olan Adıyaman, antik kentleri, tarihi eserleri, kaya mezarları ve Nemrut Dağı ile ziyaretçilerini selamlıyor

 

Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Batısında Akdeniz Bölgesiyle birleşen noktada yer alıyor .   Adıyaman ilinin, Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa ile komşuluğu bulunuyor. İki kez ziyaret etme imkanı bulduğumuz Adıyaman'a, ilkinde Malatya'dan kara yolu ile, ikincisinde ise İstanbul'dan hava yoluyla seyahat ettik. İlçe merkezinin kuzeyi dağlık, güneyi ise ovalık. Ova, güneydeki Fırat Nehri ve Atatürk Barajı göletine kadar devam ediyor.
 Adıyaman İli; tarihi, kültürel ve turistik değerleriyle, zengin florası ve faunasıyla en eski yerleşim yerlerinden biri. İlin kuzeyinde bulunan “Palanlı Kaya Altı Sığınağı”na ilkel insanlarca 40 bin yıl önce kazı tekniği ile stilize edilmiş dağ keçisi figürüne rastlamak mümkün.
Çelikhan havzasındaki Yüzen Adalar, Gölbaşı’ndaki İnekli ve Azaplı Gölleri kıyısında yaşayan kuşların oluşturduğu Kuş Cenneti, hastalara şifa dağıtan Çelikhan, Besni ve Kotur İçmecelerini ilin Doğal güzellikleri olarak sayabiliriz. Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma camiler, St. Petrus ve St. Pavlus Kilisesi gibi mabetler, ilin farklı inanç ve kültürlerini yansıtmakta. Hititler döneminden kalma Malpınar Hiyeroglif Yazıtı, Romalılar döneminden kalma Antik Perre Şehri’ndeki Roma Çeşmesi, Kommagene Krallığı döneminden kalma kemerli Cendere Köprüsü, İslami dönemi harikası Altınlı Köprü, erken dönem Hıristiyanlarının yerleşkesi olan mağaraları, kaya mezarları, kaleleri, höyükleri, tümülüs ve harabeler ilin zengin koleksiyonunun en nadide eserleri. Kendine has desen ve motifleriyle tanınan Pişinik ve Alikan halılarını halen orijinal yapısını koruyan Oturakçı Pazarında bulmak mümkün. Adıyaman denilince ilk akla gelen Nemrut Dağı, hem Helenistik çağın hem de tüm zamanların eşşiz bir sanat eserleri olarak dimdik ayakta ziyaretçilerini bekliyor. Nemrut Dağı gezimizi, ayrı bir gezi haberi olarak vereceğimiz için çok fazla detaya girmiyoruz. Bu gezi yazımızı Adıyaman il merkezi odaklı olarak hazırladık. Orta Okullar Masa Tenisi Türkiye Şampiyonası için davet edildiğimiz Adıyaman'ı, gazeteci dostum Fatih Bacak ile birlikte gezdik.

Adıyaman Müzesi

Maçlardan arta kalan zaman için bir gezi rotası belirledik. İlk durağımız ise yaklaşık 30 bin eserin yer aldığı Adıyaman Müzesi oldu. Tek katlı müzeye bahçesinde eserlerin serpiştirildiği bir bahçenin ortasından ilerleyen taş bir yoldan ulaşıyoruz. Arkeolojik eserler bölümünde Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Demir Çağı, Helenistik, Roma, Bizans, İslami, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli eserler bulunuyor. Paleolitik dönemden başlayarak bu döneme ait çakmak taşından yapılmış el baltaları, kazıyıcılar ve kesici aletler, Neolitik döneme ait çakmaktaşı ve obsidyen’den ok uçları, Kalkolitik döneme ait pişmiş topraktan yapılmış çeşitli kaplar, Tunç Çağına ait bronz mızrak uçları ve benzeri eserler, Demir Çağına ait hiyeroglif yazıtlar, çeşitli mutfak kapları ve süs eşyaları , Helenistik döneme ait heykel,mozaik, yazıt ve çeşitli kaplar, Roma dönemine ait heykel, yazıt ,mozaik , kandil, koku şişesi, çeşitli kaplar ve süs eşyaları, Bizans dönemine ait çeşitli kaplar ve süs eşyaları, İslami ve özellikle Selçuklu dönemine ait sırlı kaplar, cam eserler ve süs eşyaları ile Osmanlı dönemine ait çeşitli eserler sergilenmekte. Etnoğrafik eserler salonunda ise yörede derlenen halı, kilim gibi el dokumaları, kadın ve erkek giysileri, gümüş takılar ile bakır eşyalar teşhir ediliyor. Müze; Pazartesi günleri dışında her gün saat 08:00 ile 17.30 arasında ziyaretçilere açık tutuluyor. Bunun yanında Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, İslami, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait altın, gümüş ve bronz sikkelerden örnekleri görebilirsiniz. 

Hısn-ı MansurKalesi

Adıyaman Müzesinden çıkıp, Ulu Camiye doğru Atatürk Caddesinde ilerlerken, şehir merkezinde yer alan Adıyaman Kalesini de göreniz mümkün. Kale yaklaşık 25 metre yükseklikteki yığma bir höyük üzerine kurulmuş. VII. yüzyıl ortalarında Bizans saldırılarına karşı koymak amacıyla Emevi Komutanı, Mansur İbn-i Cavana tarafından yaptırılan kaleye komutanlardan Hısn-ı Mansur'un ismi verilmiş. Parkın içerisinden geçerek kaleye merdivenleri kullanarak çıkmak mümkün. Bu kalenin önemi ise sonradan Adıyaman kentinin oluşmasına neden olması. Kahta ilçesine geldiğimizde ise bizi Yeni Kale ve  Gerger Kalesi karşılıyor. Yeni Kale, ilk olarak Kommagene Krallığı döneminde yapılmış. Kalenin bugünkü şekli ise Memluklular dönemine ait. Kahta Çayına inen gizli bir su yolu bulunan kalede ayrıca posta güvercinlerinin yetiştirildiği bir kule yer alıyor. Geç Hitit dönemine dayanan Gerger Kalesi ise Kommagenelilerin atası olan Arsames tarafından sarp kayalar üzerine kurulan bir kale. Batı surlarında Kral Samos’a ait bir kabartma bulunuyor.

St. Petrus ve St Pavlus Kilisesi

Adıyaman merkezinde yer alan ve St. Paul Kilisesi olarak da bilinen Mor Petrus ve Mor Paulus Kilisesi, günümüzde Süryani cemaati tarafından kullanılmakta. 4. veya 5. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen kilisenin giriş kapısı üzerinde Süryanice kitabeler yer alıyor. Doğu-batı yönünde uzanan kilise üç nefli bazilikal plana sahip. Apsis içerisinde bulunan ahşap sunak ise Urfalı Süryani ustalar tarafından yapılmış. Haftanın yedi günü üç vakit ibadet yapılan kilisede Pazar günleri halkın katılımıyla Kutsal Ayin icra ediliyor. St. Paul Kilisesi  Pazartesi ve Cuma günleri arasında belirli saatlerde, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilebiliyor. 

Perre Antik Kenti ve Kaya Mezarları

Kommagene Krallığının beş büyük antik kentinden birisi olan Perre Antik Kenti, önemli yol güzergahları üzerinde olması nedeniyle jeopolitik bir öneme sahipmiş. Antik kaynaklarda suyunun güzelliğinden bahsedilmekte, kentin kervanlar, yolcular ve ordular tarafından dinlenme yeri olarak kullanıldığı anlatılmakta. Bahsedilen suyun aktığı Roma Çeşmesi ise günümüzde halen kullanılıyor.
Kentin üzerinde yükseldiği toprak yapısı ise oldukça farklı ve özellikle akşam üstü saatlerindeki çekimlerde pembemsi bir renk alarak, Antik kentin mistik havasına ve kadim tarihine adeta renk katıyor. Antik kentte en dikkat çeken kalıntıları, Örenli mahallesi girişinde yer alan Kaya Mezarları oluşturuyor. Kayalıklar içine oyularak yapılmış oda mezarlar harika bir görünüm oluşturuyor. Bunun haricinde; Haydaran Kaya Mezarları, Turuş Kaya Mezarları ile Zey Mağaraları, Gümüşkaya Mağaraları ve Palanlı Mağarası yer alıyor. Palanlı köyü sınırları içerisinde yer ala mağara ender bulunur bir doğa parçası olarak kabul edilmekte.

Adıyaman Mutfağı

Yemek çeşitleri bakımından çevre illerle benzerlik göstermekle beraber; gerek yemeklerin adı ve gerekse de yapılış şekli ve tadı bakımından Adıyaman mutfağı, kendine has zengin bir yapıya sahip. Yemeklerin temelini et, buğday ürünleri, bakliyat ve sebze oluşturuyor. Tat verici olarak bütün yemeklerde soğan, sarımsak, salça, pul biber, maydanoz, kuru nane ve diğer baharatlar sıklıkla kullanılıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi mutfak kültürü özellikleri taşıyan Adıyaman mutfağının başlıca yemekleri arasında; Meyir Çorbası, Malhute Çorbası, Adıyaman Tavası, Parmak Kebap, Yeşil Fasulye Sulusu, Dövmeç, Karıştırmalı Pilav, Yarpızlı (Yarpuzlu) Köfte ve Soğuk Köfteyi sayabiliriz. Ancak yediğimiz Abuzer Kebabının ilin en sıra dışı lezzetlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. 

Cendere Köprüsü

Roma İmparatoru Septimius Severus adına inşa edilen Cendere Köprüsü, iki dağ arasından akan Cendere Çayı’nı tek kemerle geçen muhteşem bir mühendislik eseri olarak bizi karşılıyor. Köprü, her iki tarafından rampa biçiminde yükselerek orta kısımda birleşiyor. Bu özellik köprünün hem statik olarak dayanıklılığını artırmakta, hem de köprüye anıtsal bir görünüm kazandırmakta. Üzerinde yürürken taşların dokusunu hissedebilir, akan suyun sesini duyarak huzura kavuşabilirsiniz. Köprü bana Batman gezimiz sırasında görme imkanı bulduğumuz Malabadi Köprüsünü anımsattı. Ancak fotoğraf için öğlen saatleri hiç uygu değil. Bu nedenle sabah ya da akşamüstünü saatleri tercih edilmeli. Adıyaman'da gezilecek yerler listesine kesinlikle almanız gereken bir yer diyebilirim. 

Adıyaman Ulu Camii

Adıyaman’ın şehir merkezinde bulunan Ulu Cami, 1863'de Dulkadiroğulları Beyliği zamanında yapılmış. Caminin yapımı ve tamiratını anlatan iki kitabesi bulunmaktaydı. Ne yazık ki, 500 yıllık tarihi içinde barındıran Ulu Cami, Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin etkisine dayanamamış ve yıkılmış. Yine il merkezinde bulunan Çarşı Camii, Vakfiyesinde belirtildiğine göre Hacı Abdulgani tarafından 1550 yılında yaptırılmış. Dikdörtgen planlı caminin payandalarla desteklenen duvarları kesme taştan oluşuyor. Eskisaray mahallesinde bulunan Eski Saray Camii, Hicri 1148’de İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış. Sıratut Mahalesindeki Sıratut Camisi ise hem isminin ilginçliği, hem de şadırvanındaki suyun lezzeti ile bizi kendisine hayran bıraktı. Caminin karşısındaki dükkanların sahiplerinin ikram ettiği ekmek arası közlenmiş biberler ise bizde artık Pazar kahvaltılarının vazgeçilmezi oldu. 

Kaynak: Özel Haber
Editör: Zafer YILDIZ - Murat İLTER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam