Seyri Keyiflim
Vizyonda bu hafta
Sinema dünyasının nabzını tutan Seyri Keyiflim her hafta, vizyona giren veya girecek olan seyri keyifli yepyeni filmleri tanıtmaya devam ediyor. Bu haftaki köşemizde yakın zamanda vizyona giren aksiyondan komediye, korkudan gerilime, animasyondan bilim kurguya kadar uzanan 6 farklı film seçeneğini sizler için araştırdık.
* Super Mario evrenini çok daha büyük ve kozmik bir maceraya taşıyan Süper Mario Galaksi Filmi (The Super Mario Galaxy Movie), Mario ve arkadaşlarını bu kez Mantar Krallığı'nın ötesine taşıyor. Yıldızlar arasında geçen eğlence dolu bu animasyon macerasında Mario, Luigi, Prenses Peach ve Toad, evrenin dengesini tehdit eden Bowser ile Bowser Jr.'ın planlarını durdurabilmek için birbirinden renkli gezegenlerde zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Yönetmenliğini Aaron Horvath ve Michael Jelenic'in üstlendiği filmin seslendirme kadrosunda Chris Pratt, Anya Taylor-Joy, Charlie Day, Jack Black ve Keegan-Michael Key yer alıyor. Mizahı, aksiyonu ve göz alıcı görsel dünyasıyla her yaştan izleyiciye hitap eden yapım, ailece keyifle izlenebilecek eğlenceli bir sinema deneyimi sunuyor.
* Hakan Cengevran Yazıcı'nın yazıp yönettiği ''Hammal: Güvercin Terbiyecisi'', dram türünde, umut ve dostluk temalarını etkileyici bir hikâyeyle buluşturan bir yapım. Kazada eşini ve kızını kaybederek hayata küsen Tamer'in yolu, Asperger sendromlu genç hamal Safa ile kesişir ve ikilinin beklenmedik dostluğu her ikisinin de yaşamını değiştirir. Başrollerde Sarp Levendoğlu, Levent Sülün ve İdil Fırat yer alırken, kadroda ayrıca Özlem Gezgin de bulunuyor.
*Selçuk Metin’in yönettiği belgesel ''Yaparsın Şekerim'', Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Haldun Dormen’in sanat yolculuğunu mercek altına alıyor. Dormen’in kariyer basamakları, öğrencileri ve yakın çevresinin anlatımlarıyla şekillenirken; sanatın bir meslekten öte bir yaşam biçimi olduğu vurgulanıyor..
.***********************************************************************
Drakula
Luc Besson’un hem senarist hem de yönetmen koltuğunda oturduğu ''Drakula'' (Dracula: A Love Tale), klasik vampir mitini romantik ve epik bir anlatıyla yeniden yorumluyor. Yüzyıllar önce aşkını kaybederek lanetlenen Prens Vlad, yüzyıllar sora modern dünyada kaybettiği aşkına benzeyen bir kadını bulunca yeniden harekete geçer. Ancak peşine düşenler, bu kadim varlığı yok etmek için büyük bir mücadele başlatır. Film, klasik Dracula efsanesini korkudan çok trajik bir aşk hikâyesi ekseninde ele alıyor. Başrolde Caleb Landry Jones, Vlad/Dracula karakterini canlandırırken, Christoph Waltz onu durdurmaya çalışan rahip rolünde yer alıyor. Zoë Bleu ise hem Elisabeta'yı hem de onun yeniden doğmuş hali olarak görülen Mina'yı canlandırıyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Matilda De Angelis, Ewens Abid, Guillaume de Tonquédec ve David Shields de bulunuyor. Korku, fantastik ve romantik türlerini bir araya getiren film, görkemli görsel tasarımı ve Danny Elfman imzalı müzikleriyle öne çıkıyor.
Seni Öldürecekler
Kirill Sokolov'un yönetmen koltuğunda oturduğu ''Seni Öldürecekler'' (They Will Kill You), korku ile kara komediyi yüksek tempolu bir hayatta kalma hikâyesinde buluşturuyor. New York'taki Virgil isimli gizemli bir apartmanda işe başlayan genç bir kadın olan Asia Reaves, kısa sürede binanın ölümcül bir Satanist tarikatın kontrolünde olduğunu fark eder. Başrollerde Patricia Arquette, Heather Graham ve Zazie Beetz, gerilim dolu atmosferi güçlü performanslarıyla destekliyor. Kanlı aksiyon sahneleri, karanlık mizahı ve sürprizlerle dolu hikâyesiyle film, türün meraklılarına farklı bir deneyim vaat ediyor. Gerilim ve korkunun dozunu son ana kadar yükselten yapım, izleyiciyi nefes kesen bir ölüm kalım mücadelesine davet ediyor. Bugüne kadar yüzlerce hizmetçinin ölümcül bir ayin ile kurban edildiği tuzaklarla dolu bu labirentte Asia Reaves hayatta kalmak için zamana karşı yarışır.
****************************************************************************
HAFTANIN FİLMİ LUKA
Enrico Casarosa’nın yönettiği ve Jacob Tremblay, Maya Rudolph, Jack Dylan Grazer ile Jim Gaffigan’ın seslendirdiği komedi, macera animasyon film ''Luka'' (Luca), deniz canavarlarını avlayan balıkçılarla, insanlardan ödleri kopan deniz canavarlarının hikayesine odaklanıyor. Genç bir deniz canavarı olan Luka, bir gün deniz yüzeyine çıktığında, normal bir insan görünümünü aldığını fark eder. Ailesinin özellikle de annesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen, sık, sık kıyıya çıkan Luka, kendisi gibi olan ve yer yüzünde yaşayan Alberto ile tanışır. İkisinin en büyük hayali bir scootera binmek ve hatta dünyayı dolaşmaktır. Denizden topladıkları eşyalarla, kendilerine scootera yapmaya çalışan iki kafadar, her denemelerinde başarısız olurlar. Sonunda gerçek bir scootera binme hayali ile koyun karşısındaki İtalyan kasabasına gitmeye karar verirler. Dondurmanın lezzetini keşfeden Luka ve Alberto, son derece gösterişli bir scooterı olan ve Porto Rosso Kupasını 5 kez kazanan Ercole Visconti ile tanışırlar. Yabancılardan hiç hoşlanmayan Ercole'nin elinden kahramanlarımızı, bir gün yarışmayı kazanmayı hayal eden ve her yıl hazırlanan Giulia kurtarır. Bu arada sahilde deniz canavarı görüldüğü yönündeki söylentiler üzerine polis, deniz canavarı avlayanlara para ödülü vaat eder. Ercole ve adamları bu ödülü kazanmak için hemen zıpkınlarını alarak kıyıya koşar.
Mazlumlar takımı kuruluyor
Bir tür İtalyan triatlonu olan Porto Rosso Kupasını kazanarak hayallerindeki scooterı satın almayı kafalarına koyan ikili, Giulia ile takım olurlar. Yarışma, yüzme, makarna yeme ve son olarak bisikletle finişe ulaşma etaplarından oluşmaktadır. Ancak bir sorun vardır. Luka ve Alberto bisiklet sürememektedir. Ayrıca denize girdiklerinde ya da ıslandıklarına deniz canavarına dönüştükleri için, yüzme bildiklerini de söyleyemezler. Giulia bu duruma çok sinirlenir. Ancak Luka, ailesinin kendisini istemediği bir yere (amcanının yanına) yaşamaya göndereceğini bu yüzden evden kaçtıklarını söyler. Bu yarışmanın özgür olabilmeleri için tek fırsat olduğunu söyleyen Luka, sonunda Giulia'yı ikna eder. Giula, Alberto'nun makarna yemesini, Luka'nın bisiklet sürmesini ister. Kendisinin de yüzme etabına girmesiyle görev dağılımı yapılmış olur. Kendilerine Mazlumlar takımı adını verirler.
Gulia, yeni arkadaşını eve davet eder
Giulia'nın balıkçılık yapan babasının duvardaki zıpkınları Luka ve Alberto'yu ürkütür. Giulia, deniz canavarlarının gerçek olmadığını söylese de babası onlara inandığını belirtince, Luka, içmekte olduğu suyu Alberto'nun yüzüne tükürür. Alberto bir anda deniz canavarı görünümü alır. Giulia ve babası yemek yaptığı için bu manzarayı görmez, Luka hemen dostunun yüzünü siler ve insan çocuk halini almasını sağlar. Ancak evin kedisi her şeyi görmüştür. Fesleğenli spagettiyi nasıl yiyeceklerini bilmeyen Luka ve Alberto, bu nefis yemeği Giulia ve babasının şaşkın bakışları arasında elleriyle yerler. Giulia, babasına Luka ve Alberto'nun Cenova'dan okul arkadaşları olduğunu ve Porto Rosso Kupası yarışmasına katılmak için geldiklerini söyler. Babası kızının her seferinde kaybetmesinde dolayı, bir kez daha hüsrana uğramaması için Porto Rosso Kupasına katılmaması gerektiğini söyler. Sonunda babası kızının yarışmaya katılmasına izin verse de kayıt parası sorunu çıkar. Babasının satabilmesi için daha fazla balığa ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine Luka, kendisine yardımcı olabileceklerini söyler. Böylece Luca ve Alberto, Giulia'nın babasının yanında işe başlarlar. Aynı zamanda kalacak yer sorununu da çözen ikili, hem balık tutup kayıt parasını denkleştirmeye çalışırken, hem de yarışmaya hazırlanırlar. Alberto, balıkçıya nerede çok balık bulabilecekleri yeri gösterir. Sonunda tekne balıkla dolup taşar.
İki dostun arası açılır
Alberto ve Luka'nın en büyük sorunları ise arada sırada yağan yağmurun onları deniz canavarına dönüştürüyor olmasıdır. Luka ve dostu kimliklerini gizlemek için uğraşırken, Luka'nın annne ve babası, su dünyasından sahil kasabasına gelirler. Oğullarının kasabada olduğuna inanan ebeveynler, rastladıkları çocukları ıslatarak, oğulları olup, olmadığını anlamaya çalışırlar. Her yıl yarışmada makarna türünü değiştirdikleri için Giulia, Alberto'ya tüm makarna çeşitlerinden yedirir. Bu arada Luka, gökyüzünde parlayanların, balık değil, yıldızlar olduğunu Giulia'dan öğrenir. Giulia, Evren isimli kitabı Luka'ya hediye eder. Luka ile Giulia'nın yakınlaşması, Alberto'yu kıskandırır. Luka'nın Giulia'nın okuluna gitmek istemesine Alberto karşı çıkar ve bir deniz canavarı olduğunu göstermek için denize atlar. Ancak çıktığında Luka, 'Deniz Canavarı var' diye bağırır. Bunu duyan Ercole ve adamları zıpkınlarını Alberto'ya atarlar. Giulia, ne olduğunu anlayamazken, Alberto vurulmadan kaçmayı başarır. Bakalım araları açılan Luka ile Alberto barışacaklar mıdır? Porto Rosso Kupasını kazanıp, hayallerindeki scooterı satın alabilecekler midir? Sürpriz bir sonla biten bu film, ailecek izlenebilecek bir yapım.
Kaynak: Özel HaberEditör: Başak ERTEKİN - MURAT İLTER