Akdeniz Bölgesi'nin kuzeyinde, Göller Yöresi'nin kalbinde yer alan Burdur; binlerce yıllık tarihi, eşsiz doğal güzellikleri, dünya çapında öneme sahip antik kentleri ve zengin mutfak kültürüyle Türkiye'nin en özel şehirlerinden birisi. Salda Gölü'nün turkuaz sularından Sagalassos'un görkemli kalıntılarına uzanan bu kadim şehir, tarih ve doğanın iç içe geçtiği benzersiz bir keşif rotası sunuyor. Burdur'un tarihi, Neolitik Çağ'a kadar uzanıyor. Hacılar Höyüğü'nde yapılan kazılar, bölgenin yaklaşık 9 bin yıldır yerleşim gördüğünü ortaya koyuyor. Pisidyalılar, Frigler, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Roma ve Bizans uygarlıkları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyan kent, Anadolu'nun en köklü yerleşimlerinden biri olma özelliğini koruyor. Roma döneminde Sagalassos ve Kibyra gibi kentler, yalnızca bölgenin değil, tüm Anadolu'nun en önemli ticaret ve kültür merkezleri arasında yer alıyordu.
Burdur, Teke Yöresi'nin köklü kültürünü günümüze taşıyan şehirlerden biri olma özelliğini taşıyor. Yörük gelenekleri, halk oyunları, el sanatları ve yöresel yaşam biçimi kentin kültürel kimliğinin temelini oluşturuyor. Özellikle zeybek ve teke oyunları, düğünlerin ve festivallerin vazgeçilmez unsurları arasında yer almaya devam ediyor. Kilim dokumacılığı, keçecilik, bakırcılık ve ahşap işlemeciliği ise Burdur'un geleneksel el sanatları arasında önemli bir yer tutuyor.
Burdur Arkeoloji Müzesi
Burdur'daki ilk durağımız, otelimize de çok yakın olan ve Gazi Caddesi üzerinde yer alan Burdur Arkeoloji Müzesi oluyor. Türkiye'nin en zengin arkeoloji müzeleri arasında gösterilen Burdur Arkeoloji Müzesi, Sagalassos, Kibyra, Boubon ve Kremna antik kentlerinden çıkarılan eşsiz eserleri ziyaretçileriyle buluşturuyor. Roma dönemine ait dev heykeller, lahitler, mozaikler ve günlük yaşam objeleri müzenin en dikkat çekici koleksiyonlarını oluşturuyor. Burdur'un binlerce yıllık tarihine ışık tutan müze, kültür ve tarih meraklılarının mutlaka görmesi gereken duraklardan biri. Müze, ayrıca Dans Eden Kızlar Frizi ve İmparator Hadrian'ın başı gibi önemli eserlere de ev sahipliği yapıyor.
Burdur Saat Kulesi
Arkeoloji Müzesinden çıkıp yürüyerek Ulu Cami’nin yaklaşık 10 metre kuzeyinde, Burdur’un simge yapılarından biri olan Tarihi Saat Kulesine geliyoruz. Burdur şehir merkezinin simgelerinden biri olan Saat Kulesi, 1936 yılında Cumhuriyet döneminde inşa edildi. Şehrin en hareketli noktalarından birinde yükselen kule, çevresindeki tarihi çarşı ve meydanla birlikte Burdur'un kent kimliğinin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle akşam saatlerinde ışıklandırılan görünümüyle fotoğraf tutkunlarının uğrak noktaları arasında yer alıyor.
Burdur Doğa Tarihi Müzesi
Cumhuriyet Caddesini geçerek Türkiye'nin ilk ve tek Doğa Tarihi Müzesi olma özelliğini taşıyan Burdur Doğa Tarihi Müzesine ulaşıyoruz. Milyonlarca yıl öncesine ait fosiller ve doğal yaşam örnekleriyle dikkat çekiyor. Bölgede bulunan mamut, fil, gergedan ve zürafa fosilleri, Anadolu'nun tarih öncesi yaşamına ışık tutuyor. Zengin koleksiyonuyla hem çocuklar hem de yetişkinler için eğitici ve ilgi çekici bir gezi deneyimi sunuyor.
Pirkulzade Kütüphanesi
Müzeye çok yakın bir mesafede olan ve Osmanlı döneminin önemli kültür miraslarından biri olan Pirkulzade Kütüphanesini ziyaret ediyoruz. Burdur'un eğitim ve bilim tarihine ışık tutan değerli yapılardan biri olan Pirkulzade Kütüphanesi, yazma eserler ve tarihi kitap koleksiyonlarıyla geçmişte bölgenin önemli ilim merkezlerinden biri olarak hizmet vermiş. Günümüzde de tarihi atmosferiyle ziyaretçilerin ilgisini çeken yapı, Burdur'un kültürel zenginliğini yansıtan önemli eserler arasında yer almaktadır.
Bakibey Konağı
Kütüphane gezimisi sonlandırdıktan sonra Cumhuriyet Caddesinin devamı olan Hatip Hoca Caddesini aşıp yine yürüme mesafesinde olan Bakibey Konağına geliyoruz. Burdur'un geleneksel sivil mimarisini yansıtan en güzel yapılardan biri olan Bakibey Konağı, 19. yüzyıl Osmanlı konak kültürünün seçkin örnekleri arasında yer alıyor. Ahşap süslemeleri, geniş yaşam alanları ve özgün mimarisiyle geçmişin yaşam tarzını günümüze taşıyan konak, restore edilerek kültürel mirasın korunmasına katkı sağlıyor. Burdur'un tarihi dokusunu yakından hissetmek isteyenler için önemli bir ziyaret noktasıdır.
Salda Gölü: Türkiye'nin Beyaz Cenneti
Yeşilova ilçesinde yer alan Salda Gölü, bembeyaz kumsalları ve turkuaz renkli suyuyla Türkiye'nin en gözde doğal güzelliklerinden biri olarak kabul ediliyor. Magnezyum açısından zengin beyaz kayaları sayesinde bilim insanlarının da ilgisini çeken göl, Mars yüzeyindeki bazı jeolojik oluşumlarla benzerlik göstermesi nedeniyle uluslararası araştırmalara da konu oluyor. Yaz aylarında yüzme, kamp ve doğa yürüyüşü yapmak isteyenlerin uğrak noktası olan Salda, fotoğraf tutkunları için de eşsiz manzaralar sunuyor. Burdur Otogarından Yeşilova minibüslerine binip Yeşilova Otogarında indiğinizde Salda Gölü yaklaşık 4 km'dir. Bu mesafeyi taksiyle 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Kendi aracınızla gitmeniz durumunda ise Burdur merkezden Salda Gölü yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk mesafesinde.
Burdur Gölü: Kuş Cennetinde Gün Batımı
Şehir merkezinin hemen kıyısında bulunan Burdur Gölü, Türkiye'nin en büyük tektonik göllerinden biridir. Özellikle nesli tehlike altındaki dikkuyruk ördeğinin en önemli yaşam alanlarından biri olması nedeniyle uluslararası öneme sahip sulak alanlar arasında gösterilmektedir. Gün batımında göl kıyısında oluşan manzara ise Burdur'un simgelerinden biridir. Cumhuriyet Meydanı, Saat Kulesi ve Ulu Cami çevresinden yürüyüşe başlarsanız, göl kıyısına yaklaşık 25-35 dakikada ulaşabilirsiniz. Yol boyunca şehir merkezinden göl manzarasına doğru keyifli bir yürüyüş yapma imkanı bulursunuz.
Burdur Mutfağı: Sade Ama Unutulmaz Tatlar
Burdur mutfağı, Yörük kültürünün izlerini taşıyan sade ve doğal lezzetleriyle öne çıkıyor. Kentin simgesi haline gelen Burdur Şiş, yalnızca tuzla yoğrulan dana kıymasının odun ateşinde pişirilmesiyle hazırlanıyor. Bunun yanı sıra Burdur usulü keşkek, arabaşı çorbası, testi kebabı, ceviz ezmesi, höşmerim ve yöreye özgü süt ürünleri, kentin gastronomi zenginliğini yansıtan başlıca tatlar arasında yer alıyor.
İnsuyu Mağarası
Şehir merkezine yaklaşık 13 kilometre uzaklıkta bulunan İnsuyu Mağarası, Türkiye'nin turizme açılan ilk mağaralarından biridir. Sarkıt, dikit ve yer altı galerileriyle dikkat çeken mağara, binlerce yıllık doğal oluşumları gözler önüne seriyor. Serin atmosferi ve etkileyici jeolojik yapısıyla özellikle yaz aylarında ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği doğal güzelliklerden biridir.
Burdur'daki Antik Kentleri
Anadolu'nun en köklü uygarlıklarına ev sahipliği yapan Burdur, Pisidya Bölgesi'nin en önemli antik kentlerini bünyesinde barındırıyor. Roma ve Helenistik dönemlerden günümüze ulaşan bu görkemli yerleşimler; tiyatroları, agoraları, tapınakları, anıtsal yapıları ve eşsiz arkeolojik buluntularıyla adeta açık hava müzesi niteliği taşıyor. Tarih meraklıları için benzersiz bir rota oluşturan Burdur'un antik kentleri, geçmişin ihtişamını günümüze taşıyor. Bucak ilçesi sınırlarında yer alan Milyos Ören Yeri, Altınyayla ilçesi yakınlarında bulunan Balboura Antik Kenti, Ağlasun ilçesi yakınlarında yer alan Sagalassos Antik Kenti, Gölhisar ilçesinde bulunan Kibyra Antik Kenti, Bucak ilçesi yakınlarındaki Kremna Antik Kenti ve Boubon Antik Kenti hem tarihi zenginliği hem de kültürel mirasın korunması açısından Burdur'un en değerli antik yerleşimleri arasında yer almaktadır.
Kaynak: Özel HaberEditör: Zafer YILDIZ - Murat İLTER