SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir tatlı huzurun peşinde

Eklenme Tarihi: 3 Ekim 2026, Cumartesi - 13:22   Okunma Sayısı: 31849
Tarihi köşkleri, masmavi koyu ve eşsiz sahiliyle Kalamış, İstanbul’un geçmişten bugüne uzanan sayfiye ruhunu yaşatırken, tarih ve huzurun buluştuğu özel bir gezi rotası sunuyor.

 

Bir şehri tanımanın en güzel yolu, sokaklarında yürümek; ruhunu anlamanın en doğru yolu ise mahallelerini dinlemektir. İstanbul, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin, dinlerin ve kültürlerin izlerini mahallelerinde yaşatmış eşsiz bir şehir. Bu yazı dizisinde, İstanbul'un tarih kokan mahallelerini geçmişten günümüze uzanan hikâyeleriyle keşfedeceğiz. Beşinci durağımız ise İstanbul’un geçmişten günümüze denizle iç içe yaşamını sürdüren, sayfiye kültürünün izlerini taşıyan en güzel semtlerinden biri olan Kalamış. 

“Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan…”

İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olan Kalamış’ı anlatmaya bu cümleden daha iyi bir başlangıç yapmak belki de mümkün değil. Bugün Kalamış denildiğinde akla masmavi Marmara Denizi, Kalamış Koyu, teknelerle dolu marina, sahil boyunca uzanan parklar ve gün batımında yürüyüş yapan İstanbullular geliyor. Oysa Kalamış, yalnızca bugünün popüler sahil semtlerinden biri değil. Yüzyıllar boyunca denizle, sayfiye hayatıyla, köşklerle, bahçelerle ve İstanbul’un değişen yaşam kültürüyle iç içe yaşamış tarihi bir bölge. Üstelik Kalamış’ı gezmek için müze ya da tarihi yapıların peşine düşmek gerekmiyor. Burada tarih; sahilde, eski köşklerin arasında, kilisede, koyda ve hatta bugün yatların demirlediği sularda karşınıza çıkıyor.

Koyun Ardındaki Tarih

Kalamış, Kadıköy’ün Marmara Denizi'ne açılan kıyısında, Moda ile Fenerbahçe arasında yer alan doğal bir koyun çevresinde gelişti. Semtin adının kökeni konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, Kalamış adının eski Yunanca kökenli olduğu ve bölgenin sazlıklarıyla ilişkili bir isimden geldiği kabul ediliyor. Kalamış’ın tarihi aslında yalnızca Osmanlı dönemine kadar gitmiyor. Bölgenin hemen yanı başındaki Fenerbahçe Yarımadası ve Khalkedon (Kadıköy) çevresi antik çağlardan itibaren yerleşim ve denizcilik açısından önemliydi. Bizans döneminde ise Fenerbahçe-Kalamış kıyıları, İstanbul’un merkezinden uzaklaşmak isteyen saray çevresinin ilgisini çeken sayfiye alanlarından biriydi. Bugün yüksek binaların, restoranların ve teknelerin arasında bunu hayal etmek zor olsa da, yüzyıllar önce bu kıyılarda bahçeler, korular ve saraylara ait yapılar bulunuyordu.

Osmanlı'nın Sayfiye yeri

Kalamış’ın asıl karakterinin oluşması Osmanlı döneminde başladı. Uzun süre yoğun yapılaşmadan uzak kalan bölge; bağları, bahçeleri, bostanları ve denize açılan geniş kıyılarıyla İstanbul’un sayfiye bölgelerinden biri haline geldi. 19. yüzyıla gelindiğinde ise İstanbul’un varlıklı aileleri Anadolu Yakası’nın kıyılarını keşfetmeye başladı. Kalamış ve Fenerbahçe çevresinde köşkler ve yazlık konaklar yükselmeye başladı. İstanbul’un sıcak yaz günlerinde deniz kenarında vakit geçirmek, bahçeli bir köşkte yaşamak ve şehir merkezinin kalabalığından uzaklaşmak, dönemin seçkinleri arasında giderek daha fazla tercih edilen bir yaşam biçimiydi. Kalamış böylece yalnızca bir kıyı bölgesi olmaktan çıkıp İstanbul’un önemli sayfiye merkezlerinden biri oldu.

Denizin ayrı bir yeri var

19. yüzyılın sonlarına doğru vapur ulaşımının gelişmesi, Anadolu Yakası kıyılarının İstanbul’la bağlantısını güçlendirdi. Kalamış İskelesi de bu ulaşım ağının parçalarından biri haline geldi. Bir zamanlar vapurların yanaştığı, insanların İstanbul’un farklı noktalarından deniz yoluyla geldiği Kalamış Koyu'nun görüntüsü bugün tamamen değişmiş durumda. İskele artık yok. Onun yerinde ise modern Kalamış’ın en belirgin simgelerinden biri olan marina bulunuyor. Bugün aynı koyda vapurlar yerine yatları, sandalları ve tekneleri görüyoruz. Bu nedenle Kalamış Marina'ya bakarken aslında semtin geçirdiği büyük değişimi de görmek mümkün. Kalamış gezisi için rotanızı; Kalamış Atatürk Parkından başlayarak, Kalamış Sahili, Kalamış Marina, Tarihi köşkler, Aya İoannis Hrisostomos Kilisesi, Fenerbahçe Parkı, Fenerbahçe Burnu olarak belirlerseniz, Münir Nurettin Selçuk'un sesiyle hafızalarımıza yerleşen o cümleyi daha iyi anlamış olursunuz. “Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan…”

Kalamış Atatürk Parkı

Kalamış gezisine başlamak için en güzel noktalardan biri Kalamış Atatürk Parkı'dır. Marmara kıyısında geniş bir alan boyunca uzanan park, bugün yürüyüş yapmak, denizi seyretmek ve dinlenmek isteyenlerin uğrak noktası. Fakat parkın asıl güzelliği, Kalamış’ın geçmişini anlamak için iyi bir başlangıç noktası olması. Çünkü buradan baktığınızda Kalamış Koyu'nu, Fenerbahçe Yarımadası'nı ve Marmara Denizi'ni aynı manzarada görebiliyorsunuz. Fotoğraf için, sabah saatlerinde sakin deniz ve tekneler; gün batımında ise Kalamış Koyu'nun ışıkları güzel kareler vermekte. 

Kalamış Sahili ve Marina

Kalamış'ı gerçekten tanımak istiyorsanız sahil boyunca yürümelisiniz. Burada amaç belirli bir tarihi yapıya ulaşmak değil; Kalamış'ın denizle kurduğu ilişkiyi hissetmek. Bir tarafta Marmara, diğer tarafta parklar, kafeler ve eski-yeni yapıların oluşturduğu İstanbul silueti. Kalamış’ın neden yüzyıllar boyunca bir dinlenme ve sayfiye bölgesi olduğunu en iyi burada anlayabilirsiniz. Marina, artık Kalamış’ın bugünkü simgesi durumunda. Koyun içerisinde sıralanan tekneler, özellikle gün batımında semtin en karakteristik görüntülerinden birini oluşturuyor. Fakat burayı gezerken bir an için bugünkü görüntünün gerisine bakmak gerekiyor. Aynı koyda bir zamanlar vapurların yanaştığını düşünün. İskelelerin, vapurların, köşklerin ve sayfiye hayatının Kalamış’ı… Bugünkü marina, semtin denizle olan ilişkisinin modern devamı gibi.

Kalamış Tarihi Köşkleri

Kalamış’ın geçmişini anlamanın bir başka yolu da çevredeki eski yapılara dikkat etmek. 19. yüzyılın sonlarından itibaren bölgede ortaya çıkan köşkler, İstanbul’un sayfiye kültürünün izlerini taşıyor. Bugün Kalamış'ın büyük bölümü modern yapılarla çevrili olsa da, eski yapılara rastladığınızda burada bir zamanlar nasıl bir yaşam olduğunu hayal edebilirsiniz. Bahçeli köşkler…Denize açılan balkonlar…Yaz akşamları…Ve İstanbul'un kalabalığından uzaklaşmak için Anadolu Yakası'na gelen aileler…

Aya İoannis Hrisostomos Kilisesi

Kalamış gezisinin en önemli tarihi duraklarından biri. Rum Ortodoks cemaatinin tarihini yansıtan Aya İoannis Hrisostomos Kilisesi, semtin çok kültürlü geçmişinin günümüze ulaşan izlerinden. Kilisenin bulunduğu bölgeye geldiğinizde Kalamış'ın yalnızca köşklerden ve sahilden oluşmadığını; geçmişte burada farklı toplulukların da yaşadığını hatırlamak gerekiyor. Bu nedenle yapı, gezi rotasında özellikle görülmesi gereken tarihi duraklardan biri.

Fenerbahçe Burnu ve Deniz Feneri

Fenerbahçe adının hikâyesi de bu noktada başlıyor. Bölgede yüzyıllar boyunca denizcilere yol gösteren bir fener bulunması, Fenerbahçe adının oluşumunda önemli rol oynadı. Bugün burna geldiğinizde karşınıza çıkan manzara, İstanbul'un en güzel Marmara panoramalarından birini sunuyor. Buradan geriye, Kalamış Koyu'na doğru baktığınızda ise biraz önce yürüdüğünüz rotayı tepeden görür gibi oluyorsunuz.

Kalamış’ta tarihin İzleri

Kalamış Marina'yı geride bırakıp Fenerbahçe yönünde sahil boyunca ilerlediğinizde Fenerbahçe Yarımadası'nın hem başında, Büyük Fenerbahçeliler Anıtı ile karşılaşıyorsunuz. Aynı zamanda Fenerbahçe Parkı'nın giriş bölümünde, yolun kenarındaki yeşil alanda yer alan Büyük Fenerbahçeliler Anıtı, 3 Mayıs 2005'te I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında vatan için savaşan, cepheye silah taşıyan, şehit veya gazi olan Ahmet, Arif Sporel, Kaleci Aleko, Alaattin, Bedri, Bekir, Fikret Arıcan, Kamil Sporel, Niyazi, Nuri, Sadi ve Zeki Rıza Sporel gibi Fenerbahçelilerin anısına dikilmiş bronz bir heykel. Heykelin bulunduğu anıtın kaidesindeki “Vatan için savaşmış, cepheye silah taşımış…” sözleri, Türk spor tarihinin savaş yıllarındaki rolüne de dikkat çekiyor. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşunun 98. yılında açılan bronz heykelin sanatçısı ise Dağhan Yürürler.

Kaynak: Özel Haber
Editör: Yiğit CİGERLİ - Murat İLTER

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam