TÜREK 2024 sektör liderlerini ve profesyonelleri buluşturdu
TÜREB(Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği) tarafından 13. kez düzenlenen Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi TÜREK 2024, yoğun bir katılım ile sektör liderleri ve profesyonelleri bir araya getirdi. Avrupa başta olmak üzere dünyanın önde gelen rüzgâr enerjisi bölgelerinden uzmanlar, paydaşlar, politika yapıcılar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen kongrenin açılışını TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyon Başkanı Mustafa Varank, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan, WindEurope CEO’su Giles Dickson, TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in katılmalarıyla gerçekleştirdi.
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyon Başkanı Mustafa Varank “ Türkiye olarak kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için kendi enerjisiyle yoluna devam eden yenilenebilir enerjide kendisine yeten ama aynı zamanda teknolojisini geliştiren bir ülke olmak için bütün kararlılığımızda yolumuza devam edeceğiz.”
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyon Başkanı Mustafa Varank yapmış oldu konuşmada kongrenin önemine dikkatleri çekerek şunları söyledi ;
“TÜREB’in düzenlediği bu kongre sektörümüz için özel sektörle kamuyu bir araya getirmek açısından gerçekten çok faydalı. Biz Türkiye olarak kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için kendi enerjisiyle yoluna devam eden yenilenebilir enerjide kendisine yeten ama aynı zamanda teknolojisini geliştiren bir ülke olmak için bütün kararlılığımızda yolumuza devam edeceğiz. Burada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mız da, diğer bakanlıklarımız da bizler de mecliste yasama süreçlerimiz de her zaman sanayicimizin ve enerji yatırımcımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu manada dün yaptığımız toplantıda gündeme gelen başlıklarla ilgili biz süreçlerin takipçisi olacağız. Dün akşamki başlıklardan en önemlilerinden bir tanesini de yine bu kürsüde sektörün bir talebi olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mızdan, arkadaşlarımıza da bir kere kameraların önünde ifade etmiş olmak için bir kez daha burada dile getirmek istiyorum. Özellikle depolamalı yatırımlarla ilgili şu anda sektörün büyük bir beklentisi var. Eğer biz bu yatırımları gerçekleştirmek istiyorsak, depolama yatırımlarla ilgili kararlarımızı verip sektörün önünü açmamız gerekiyor. Burada herkesin depolama yatırım yapması mı? Yoksa ihtiyacı olmayan yerlerde bir lisans bedeliyle bu depolama yatırımlarını TEİAŞ’a bırakmak mı bir çözüm önerisi olabilir? Bu manada, ben bakanımızla da gerekli görüşmeleri yaparak inşallah sektörün önünü açacak bir çözümü geliştirebileceğimizi inanıyorum.
Yine dün akşam gördüğüm yatırımcılarımızın gözündeki en büyük heyecanlardan bir tanesi de bu bin iki yüz MW’lık YEKA yatırımıydı. Sektör bunun devamını bekliyor inşallah bunun gibi ilan edeceğimiz yeni YEKA’larda, hem Türkiye'nin ihtiyacını karşılamış olacağız hem de yerli katkı payını arttırarak yerli sanayinin, üretimin de önünü açmış olacağız. Türkiye neyi yapması gerektiğini, ne zaman yapması gerektiğini şu anda bilerek yoluna devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi enerji komisyonu olarak da biz hükümetimizin emrindeyiz. Yatırımcımızın emrindeyiz, mevzuatla ilgili hangi çalışma yapılması gerekiyorsa sektörün önünü açacak hangi inovatif çözümleri geliştirebileceksek, biz bunu yapmaya devam edeceğiz”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan “Çok önemli bir dönüm noktasındayız. Dönüm noktası sadece Türkiye için değil global olarak bütün dünya için önemli. Enerji, iklim değişikliği konusunun en önemli değişeni ve değişkeni.”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan da rüzgâr enerjisi alanında gerek Türkiye’nin gerekse de dünyanın önemli bir dönüm noktasında olduğunun altını çizerek “Çok önemli bir dönüm noktasındayız. Dönüm noktası sadece Türkiye için değil global olarak bütün dünya için önemli. Birkaç hafta içinde dünyadaki yetkililer iklim değişikliğini görüşmek üzere Bakü’de toplanacak. Enerji, iklim değişikliği konusunun en önemli değişeni ve değişkeni. Yapılan çalışmalara göre dünyanın iklim değişikliği problemini çözebilmesi için yaklaşık 2035 yılına kadar 150 trilyon dolarlık yatırım yapması lazım. Bu da yaklaşık yılda 500 trilyon dolarlık bir yatırım anlamına geliyor. Son geçtiğimiz 2 yıl içerisinde ortalama yaklaşık 1.3 trilyon dolarlık bir yatırımın gerçekleştiği dikkate alındığında global olarak hedeflerin çok uzağında olduğumuzu biliyoruz.
Sadece rüzgâr enerjisi özelinde değil, tüm enerji portföyünün önemli bir değişim göstereceğini görebiliyoruz. Bu kapsamda bizi yatayda kesecek konulara da ilgi göstermemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Bunlardan bir tanesi “dijitalleşme” yine son zamanlarda enerji ile beraber çok dile getirilen husus. Dijitalleşme şu açıdan çok önemli. Artık yönettiğiniz sistem, hem üretici hem tüketicinin bir arada bulunduğu bir sistem. Talep tarafının katılımının sağlanması gerektiği bir sistem. Bu sistemin büyüyebilmesi mümkün olduğunca dijital olarak otomasyonu da dâhil olmak üzere; iletim, dağıtım ve tüketici hayatlarının maksimum şekilde dijitalleştirilmesiyle ilgili olacağını görüyoruz. Özellikle karbon piyasalarında oluşturacağımız azaltım açısından yenilebilir enerji kaynaklarına sağlama konusunda büyük bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz ve önümüzdeki 10 yıl elektrik sektörünün bütün segmentlerinde bütün değer zincirlerinde bir dönüşümü zorlayacak. Bu kapsamında piyasa reformlarımız, kurumların yapılandırılması ve piyasa reformlarımızın da devam edeceğini söylemek istiyorum.
Yaklaşık 10 yıl içerisinde Türkiye'de ana ekipman imalatçı sayısı 150, alt tedarikçi sayısı 350 ve toplam istihdam kapasitesi yaklaşık 50 bine yaklaşan bir imalat sektörü oluştu. Bu sektöre şu ana kadar enerji üzerinden verdiğimiz desteğin toplam tutarı 1.8 milyar dolar ve yaklaşık 380’e yakın firma bu desteği aldı. Elimize yaklaşık 70 bin MW’lık bir kapasite tahsisi yapılmış proje portföyümüz var. Bunun yaklaşık 34 bin MW’ı depolamalı. Başlangıç noktamızda 69 bin MW’lık bir hazır portföyümüz var. Yatırıma hazır bir şekilde kapasite tahsisi yapılmış, yatırımcının elinde bulunan önemli bir büyüklük. Yatırımcıların bu tahsis edilmiş kapasiteleri bir an önce ilgili ve fiziki olarak yatırıma dönüştürmeleri beklenir. Bu sektörün diğer tüm segmentleri hem aksam imalatı açısından hem de elektrik üretimi açısından bu kapasitelerin en kısa zamanda hızlı bir şekilde yatırıma dönüşmesi gerektiğini biliyoruz. Bu kapasitede ilave olarak 2035 yılına kadar mevcut hedeflerimizi de dört katına çıkartmak üzere her yıl en az 2 bin MW YEKA ihalesi yapacağız. Türkiye'nin değişik noktalarında hem RES hem de GES olmak üzere yine ihalelerimizde periyodik olarak yaklaşık aynı zamanlara denk getirecek şekilde 2 bin MW’lık YEKA’yı sektörün ilgisine açacağız. Buna ilave olarak 5 bin MW’lık bir denizüstü offshore rüzgâr planlamamız lazım. Bu konuda aynı zamanda Dünya Bankası’yla Bakanlığımız arasında önemli bir çalışmamız var. Deniz üstündeki rüzgâr enerjisi potansiyelini bir an evvel elektrik üretim portföyüne katmayı ve bu kapsamda yapılması gereken yatırım öncesi çalışmaları tamamlamak istiyoruz. Dünya Bankası'yla yapmış olduğumuz proje kapsamında şu anda Marmara, Balıkesir kıyılarında ölçüm ve analiz çalışmalarına başladık. Yakın zamanda diğer offshore potansiyeli olan bölgelerimizde de ölçüm işlemlerine başlayacağız. 5 bin MW’lık bir portföy oluşturmayı düşünüyoruz. YEKA projelerimizden kısaca bahsetmek istiyorum. Yaklaşık 5 tane rüzgâr santralimiz var portföyde. Bu 5 santral de yaklaşık bin iki yüz MW’lık bir güce sahip. Şartnameler kapsamında yeni bir ihale modelimiz var. Şartnamelerimizle ilgili sektör açısından kolaylaştırıcı ya da olgunlaştırma anlamında katkı sağlama anlamında çalışacağız” ifadelerini kullandı.
WindEurope CEO’su Giles Dickson “Türkiye, Avrupa'nın bu ihtiyacını karşılamak için büyük bir potansiyele sahip. Avrupa'nın Rus gazına olan bağımlılığını azaltmaya yönelik attığı adımlar, temiz enerji kaynaklarına olan talebi artırıyor. Bu süreçte Türkiye’nin ürettiği rüzgâr enerjisi ve ekipmanları, Avrupa’nın enerji dönüşümünde kritik bir rol oynayabilir. ”
WindEurope CEO’su Giles Dickson da Türkiye'nin rüzgâr enerjisi alanında son dönemde önemli başarılar kaydettiğini söyledi ve şunları söyledi;
“Türkiye'nin rüzgâr enerjisi alanındaki stratejik hedeflerinin büyük bir başarıya imza attığını görmek oldukça heyecan verici. Özellikle, 2035 yılı itibariyle rüzgâr enerjisinin toplam enerji üretiminde yüzde 40'lık bir paya sahip olması gerçekten önemli bir adım. Bu, sadece Türkiye için değil, dünya genelinde sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşılmasında da kritik bir katkı sağlıyor. Türkiye’nin rüzgâr enerjisine yaptığı bu yatırımlar, yalnızca iç piyasada değil, aynı zamanda uluslararası alanda da büyük bir rol oynamakta. Türk üreticileri ve 350 alt yüklenici ile kurduğunuz tedarik zinciri, sadece Türkiye içindeki projelerde değil, aynı zamanda uluslararası alanda da önemli bir rekabet avantajı yaratıyor. Türk mühendislerinin ve üreticilerinin katkısıyla kurulan enerji santralleri, yurtdışına da ihraç ediliyor ve bu da Türkiye'nin enerji sektörüne büyük bir katkı sağlıyor. Avrupa, rüzgâr enerjisi konusunda önemli fırsatlar sunan bir pazar haline geldi. 18-20 farklı rüzgâr enerjisi alanı oluşturuluyor ve bu alandaki artış devam ediyor. Türkiye, Avrupa'nın bu ihtiyacını karşılamak için büyük bir potansiyele sahip. Gelecek yıllarda bu tedarik zincirinin daha da güçlendirilmesi ve Avrupa'ya yapılacak ihracatın artırılması, ülkenizin enerji sektörünün uluslararası düzeydeki rekabet gücünü artıracaktır. Avrupa'nın Rus gazına olan bağımlılığını azaltmaya yönelik attığı adımlar, temiz enerji kaynaklarına olan talebi artırıyor. Bu süreçte Türkiye’nin ürettiği rüzgâr enerjisi ve ekipmanları, Avrupa’nın enerji dönüşümünde kritik bir rol oynayabilir. İbrahim Bey’in daha önce bahsettiği çalışmalar ve Türkiye'nin rüzgâr enerjisine verdiği önem çok değerli. Bu süreçte gösterdiğiniz liderlik ve stratejik vizyon, sadece ülkemiz için değil, küresel enerji piyasasında da takdir edilen bir gelişmedir. Sizlere bu alanda gösterdiğiniz çaba için teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu.
TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden “Türkiye bugün rüzgâr enerjisinde yaklaşık 13 bin MW kurulu güce ulaşmış. 278 santral işleten toplam 18 milyar dolar yatırımı gerçekleştirmiş gelişmiş bir rüzgâr ülkesi. Globalde geleceğin rüzgârı şekillenirken biz de TÜREB olarak sektörümüzü uluslararası arenada daha etkin bir konumda temsil etmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz.”
TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden de açış konuşmasında Türkiye’nin ve aynı zamanda dünyanın rüzgâr enerjisi alanında önemi bir dönüşümü yaşadığını söyleyerek şu ifadelere yer verdi;
: “Hepimizin enerji çalışanları haftası kutlu olsun. Ülkemizin yenilenebilir enerji hedefleri kalkınması ve enerji bağımsızlığı için büyük önem arz eden rüzgâr enerjisinin en önemli en büyük ve tek buluşması TÜREK ‘in 13.sünde birlikteyiz. Çok büyük bir global ile teknolojik dönüşüm sürecinin içerisinden geçiyoruz. Hem global hem yerel anlamda bir dönüşümü yaşıyoruz. Bölgesel çalışmalar, ekonomik, rekabet ve artan yıkıcı dönüşüm sektörlerimizi özellikle de rüzgâr enerjisi sektörünü derinden etkiledi. Bu noktada geleceğin rüzgârı şekillenirken, sektörümüzle ilgili 4 ana başlığa dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bunlardan ilki, özellikle global pazarlarda yaşadığımız ve izlediğimiz büyük uzak Doğu ve batı rekabeti. Geçmiş on yıla ve bugüne baktığınız zaman, 10 yıl önce dünyanın en büyük 10 rüzgâr türbin tedarikçisi arasında en ön sıralarda ağırlıklı olarak gördüğümüz batı kaynaklı rüzgâr türbini üreticilerinin, bugün 10 yıl sonra uzak doğulu rakipleriyle yoğun bir rekabet içerisinden geçti ve en ön sıraları Uzak Doğulu rüzgâr tedarikçilerinin aldığı bambaşka bir resmi karşılıyoruz. 10 yıl önce dünya rüzgâr enerjisi pazarının yüzde 55’i batılı türbin tedarikçileri tarafından domine edilirken bugün batılı türbin üreticileri yalnızca yüzde 36’lık bir türbin pazarına hâkim durumda.
Mekanik ağırlıklı tribünlerle, işletmelerde yatırım yaparken, önümüzdeki yakın gelecekte otonom özellikleri artmış ve veri merkezi türbinlerle işletilen santrallara sahip olacağız. Dolayısıyla bu dönüşüm üreticileri, kurul güçleri ve türbinlerin kendisini baştan sona etkiliyor.
Globalde geleceğin rüzgârı şekillenirken biz de TÜREB olarak sektörümüzü uluslararası arenada daha etkin bir konumda temsil etmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Üyesi bulunduğumuz WindEurope ve diğer uluslararası kurumların düzenlediği bütün etkinliklerde çok güçlü delegasyonlar ve firma katılımlarıyla yer aldık. İspanya'da, Almanya'da Danimarka'da düzenlenen etkinliklerde yer alıyor. Türkiye bugün rüzgar enerjisinde yaklaşık 13 bin MW kurulu güce ulaşmış. 278 santral işleten toplam 18 milyar dolar yatırımı gerçekleştirmiş gelişmiş bir rüzgâr ülkesi. Türkiye'de bu gelişmenin sonucunda doğrudan ve dolaylı 50 binden fazla vatandaşımız rüzgâr endüstrisi ana kollarında çalışıyorlar. Sayın Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanımızın açıkladığı 2035'te yenilenebilir enerji strateji planında yer alan 120bin megavatlık yenilenebilir enerji kurulu güç hedefimiz kapsamında biz de Türkiye rüzgâr enerjisi sektörü olarak yılda 5 bin MW rüzgâr enerjisi yatırımı gerçekleştirmeye talip olduğumuzu buradan sizlere arz etmek istiyorum. Bu hedef inşallah 2035 yılına kadar Türkiye'de devreye alınacak rüzgâr yatırımlarının toplam 50 bin MW ulaşmasını, toplam elektrik üretiminin ise yıllık 178 TWh ulaşmasını sağlayacak. Bu yenilenebilir enerjiler üretimiyle önümüzdeki yıllarda ortalama elektrik fiyatlarında yüzde 15’e yakın bir düşüş sağlamamız mümkün.
Öncelikle yatırımların hızlı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak üzere, izin süreçlerimizin hızlandırılması, daha sonra bugüne kadar veriyoruz kapasitelerin ötesinde yatırımcılarımızın ve sanayicimizin önünü görebilmesi, bundan sonraki uzun vadeli projeksiyonlarını yapabilmesi için sektöre verilen güçlü kapasite desteğinin düzenli kapasite arzı ile devam etmesi. Ayrıca tahsil edilen bu kapasitelerin şebekeye bağlantısının sağlanabilmesi için iletim ve dağıtım şebekemizin güçlendirilmesi çeşitlendirilmesi. Ayrıca bütün bu yatırımları gerçekleştirme hedefiyle ilerlerken, yatırımcılarımız açısından finansmanı kolaylaştırıcı gelir modelleri ve güvencelerin yatırımcılarımıza sunulması.
En baştaki ihtiyacımıza atfen yakında TBMM’ye sunulması beklenen stratejinin düzenlemesi, sektörümüzün de yatırımların önündeki en önemli ihtiyaçlardan olan izin sorunlarının çözümüne büyük katkı sağlayacaktır. 2035 yılına kadar her yıl 2 bin MW yenilenebilir kapasitesinin tahsis edilerek ihale edilmesi, kapasite arzının düzenli kapasite arzı olarak devamı açısından sektör ihtiyaçlarını karşılayacak önemli bir unsur olacaktır”
***************************************************************************
İkinci günde de kongre yoğun ilgiyle takip edildi
TÜREB tarafından bu yıl "Geleceğin Enerjisi Türkiye'nin Geleceği" ana temasıyla düzenlenen 13. Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi kapsamında yapılan oturumlarda “Türkiye’nin, rüzgâr enerjisi endüstrisinin uluslararası tedarik zincirinde öne çıkan bir ülke olması” için yapılan çalışmalar ve konunun önemine vurgu yapıldı. İki gün boyunca süren TÜREK 2024’te düzenlenen oturumlarda; rüzgâr enerjisi sektöründeki son teknolojik gelişmeler, yatırım fırsatları, sürdürülebilirlik, deniz üstü rüzgâr santralleri, finansman, elektrik depolama teknolojileri gibi konular ele alındı. Türkiye'nin rüzgâr ve güneş enerjisinde 2035'e kadar 120 bin MW Kurulu güç hedefi doğrultusunda sektörün her yıl 5 bin MW’lık rüzgâr yatırımını hedeflendiğini anımsatan TÜREB Başkanı İbrahim Erden, gelecek 10 yılda düzenli kapasite artışının ve HIT-30 ve benzeri destekleme mekanizmalarının aktif kullanımının önemine dikkat çekti.
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu “Türkiye'nin yenilenebilir enerji üretimi ve kullanılması noktasında sektörün ihtiyaç duyacağı destekleri Bakanlık olarak sağlamaya gayret gösteriyoruz. Tıpkı savunma sanayinde başardığımız gibi rüzgârda çok kuvvetli bir yerli sanayiyi Türkiye'de inşa etmek, geliştirmek istiyoruz.”
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu da stratejik yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi için enerji alanına odaklanılması gerektiğini söyledi. Çoştu, "2000'li yılların başında adımları atılan, gelişmeye başlayan Türk rüzgâr enerjisi endüstrisi bugün Avrupa'nın önemli üretim üslerinden biri olmayı başardı. Bugün, rüzgâr enerjisi noktasında üretim kapasitesi itibarıyla Avrupa'nın 5. en büyük endüstrisine sahibiz. Ürettiğimiz her 4 üründen 3'ünü 50'ye yakın ülkeye ihraç edebilir konumdayız. İhracat hacmimiz yıllık 1,5 milyar avroyu, sektörümüzün cirosu ise yıllık 2,2 milyar doları geçmiş durumda. Türkiye'nin yenilenebilir enerji üretimi ve kullanılması noktasında sektörün ihtiyaç duyacağı destekleri Bakanlık olarak sağlamaya gayret gösteriyoruz. Bu kapsamda TÜBİTAK aracılığıyla şimdiye kadar 118 AR-GE projesini destekledik. Sektörün önünü açacak, gelişimine ivme kazandıracak adımlar atılacak. Tıpkı savunma sanayinde başardığımız gibi rüzgârda çok kuvvetli bir yerli sanayiyi Türkiye'de inşa etmek, geliştirmek istiyoruz. Yerli katma değer oranımızı yüzde 70'lerin üzerine taşımak istiyoruz" dedi.
TÜREB Başkanı İbrahim Erden “2035 hedeflerimizin gerçekleşmesiyle Türkiye'nin cari açığına olumlu etki edecek ve ülkemizin ihracatını artırarak daha büyük bir sanayi etki alanı oluşturulmasını destekleyeceğiz.”
TÜREB Başkanı İbrahim Erden de sektörün 2035 hedeflerini şu cümlelerle özetledi;
"Bu hedef 2035'e kadar Türkiye'de devreye alınacak tüm rüzgâr yatırımlarının toplam 50 bin MW’a ve rüzgârdan üretilen elektriğin yılda 138 TWh’e ulaşmasını sağlayacak. Bugün ürettiğimiz elektriğin 430-440 TWh civarında olduğunu, 2035'te de 510-520 TWh civarında olduğunu düşünürsek yüzde 25-30 arasında rüzgâr kaynaklı elektrik üretimini hedeflediğimiz ortaya çıkacak. Bu ihtiyaçlarla beraber 2035 hedefleri ve Sanayi Bakanlığımızın açıkladığı HIT-30 Programı kapsamında yürütülecek önemli destekler var. Bu destekler sanayi kazanımlarımız açısından çok önemli. Bu destekler rüzgâr endüstrisinin büyümesine katkı sağlayacak. HIT-30 ve benzeri Sanayi Bakanlığı'nın destekleriyle bugün 2,2 milyar dolar seviyesindeki rüzgâr endüstrisi büyüklüğümüz 2035'te 7,5-8 milyar dolar seviyesine çıkabilir. Bu Türkiye'nin cari açığına olumlu etki edecek ve ülkemizin ihracatını artırarak daha büyük bir sanayi etki alanı oluşturulmasını destekleyecek. İthalat rejimimizde gördüğümüz eksikliklerin giderilerek yerel sanayimizin ve pazarımızın adil rekabete uymayan koşulların elimine edilmesiyle ve rekabet koşullarının sağlanmasıyla desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Lojistik altyapımızın, kara yolları ve deniz yolları değerlendirilerek genişletilmesi ve kapasitesinin artırılması sektörümüzün gelişimi açısından çok önemli. Deniz üstü rüzgâr enerjisi sanayisi ve tersanecilik sektörlerinin de bir "master plan" çerçevesinde irdelenmesi ve desteklenmesi gerekmektedir”.
WindEurope CEO’su Giles Dickson’dan Türkiye rüzgâr enerjisi tedarik zincirine önemli vurgular
WindEurope Başkanı Giles Dickson ise 150 ana tedarikçi ve 350 de alt tedarikçiye sahip Türkiye rüzgâr enerjisi tedarik zincirine dikkati çekerek, "Bu gerçekten etkileyici. Avrupa'nın geri kalanı bunun için size son derece minnettar. Çünkü fabrikalarınızın ürettiklerinin çoğu Avrupa'nın geri kalanına ihraç ediliyor." ifadelerini kullandı. Dickson, Türkiye hariç tüm Avrupa'nın her yıl 18 GW yeni rüzgâr santrali inşa ettiğini belirterek, "Bugün ile 2030 arasında bu sayı artacak. Ortalama olarak her yıl 27 GW yeni rüzgâr santrali inşa edeceğiz. Yani fabrikalarınız için pazar büyüyor. Avrupa'nın geri kalanı, bu ülkede ürettiğiniz ekipmanlara daha da aç olacak. Türkiye'de üretilen ekipmanların kalitesi de Avrupa'da takdir ediliyor. Bu ülkede ürettiğiniz türbinler ve ekipmanlar mükemmel kalitede" dedi.
***************************************************************************
TÜREK 2024 oturumları, kamu ev özel sektörün önde gelen temsilcileri ve uzmanlar tarafından yönetilen oturumların konu başlıkları şunlar oldu: Türk Sanayisinin Avrupa Açık Deniz Rüzgâr Tedarik Zincirine Entegrasyonu, Rüzgâr Türbinlerinin Verimli Yaşam Döngüsünü Nasıl Sağlarız? Yeni Teknolojilerin ve Saha Uygulamalarının Uyarlanması, Enerji Depolamanın potansiyelinin Ortaya Çıkarılması: Yenilikler, Piyasa Trendleri ve Depolamanın Yenilenebilir Enerji Kaynaklarıyla Entegrasyonu, Depolama Entegre Rüzgâr Enerjisi Santrallerine Yönelik Finansman ve Sigorta Hizmetlerine Erişim, Yenilenebilir Enerjinin Geleceğini Yönlendirmek: Akıllı Şebeke, Enerji Yönetim Sistemleri, HVDC ve Power-to-X Çözümleri, Görünmeyeni Ölçmek: Gelişmiş Açık Deniz Rüzgâr Ölçüm Teknolojileri ve En İyi Uygulamalar, Elektrik ve Karbon Ticareti Yoluyla Değerin Maksimuma Çıkarılması: Stratejiler, Piyasalar ve Politika Çerçeveleri, Geleceği Depolamak: Enerji Depolama Teknolojilerindeki Gelişmeler ve Zorluklar.
Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: SİNAN ERDOĞDU