İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası kapsamında Tuzla Halk Eğitimi Merkezi kursiyerleri tarafından yazılan ve özellikle insan hakları ihlallerine vurgu yapılan mektuplar düzenlenen sergide okuyucularla buluştu.
Serginin açılışına; Tuzla İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Aykut Beşiroğlu, Tuzla İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Aytaç Arslan, Eğitim Bir Sen 4 No’lu Şube Başkanı Bilal Duran, Tuzla Belediyesi Kadın Ve Sosyal Politikalar Müdürü Yasemin Bilge, Eğitim Bir Sen Tuzla Temsilcisi Mustafa Karayiğit ile Tuzla’da görev yapan okul ve kurum müdürleri katıldı.
Serginin açılışında konuşan Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Müdürü şunları söyledi;
İnsan haklarının temelini 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile 04 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi oluşturmaktadır. Türkiye tarafından 1954'te onaylanmış olan ve iç mevzuatımızın bir parçasını oluşturan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, temel hak ve özgürlükleri: yaşama hakkı, insanlık dışı veya küçültücü muamele yasağı, zorla çalıştırma yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, suç ve cezaların kanuniliği, özel hayat, aile hayatı ve haberleşmenin gizliliği, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplantı, evlenme ve aile kurma hakkı ve benzeri bir sürü değişiklikler yapılmıştır. Daha sonra toplum yaşamında meydana gelen gelişmelere paralel olarak düzenlenen protokollerle bu haklara: mülkiyet hakkı, eğitim ve öğrenim hakkı, yerleşme ve seyahat özgürlüğü gibi yeni düzenlemeler eklenmiştir
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi olarak İnsan Hakları ve Demokrasi gününde vatandaşlarımızın toplumsal duyarlılığı artırmak için mektup yazmalarını teşvik ettik. Bu süreçte 900 adet mektup yazıldı. Kursiyerlerimizin bu ilgisi düşündüğümüzün çok üstünde, toplumsal duyarlılığı göstermektedir. Bu mektuplarla insan haklarının ne kadar önemli olduğunu toplumsal duyarlığı artırmanın eğitimin bir parçası olduğunu bir daha vurgulamış olduk. Emek veren ve sergimize katılan tüm katılımcılara teşekkür ederiz.”
Kursiyerler adına Meryem Turak yazdığı mektubu okudu. Turak mektubunda, Filistin halkının Gazze’de yaşadığı son yılların en büyük vahşetine işaret etti ve Gazze halkının yaşam hakkını ele alan açıklamalarında şu ifadeler yer aldı;
“Filistin halkının toplu bir ölüme mahkum edildiğini, duvarların ve dikenli tellerin ardında küçücük çocukların yiyecek bir şeyler bulmak için çaba harcadığı, barınma hakkının hiçe sayıldığı bir zamandan geçiyoruz. Tüm ulaşım imkanlarına rağmen Gazze’ye gidilememesini orada yaşayan insanların göz göre göre ölüme terk dilmesini her gün haberlerde ve sosyal medyada görüyoruz. Yaşama ve barınma haklarına sahip olmalarına rağmen yaşamaya mecbur bırakıldıkları hastanelerde, camilerde, okullarda, kiliselerde ve çadırlarda başlarından aşağı atılan bombaların vücutlarını paramparça ettiğini tüm insanlık çanlı canlı izliyor.
İnsanın en temel haklarından biri olan yaşama hakkı, Gazzeli bir çocuğun ölen kardeşinin uzuvlarını sırtında taşıdığı okul çantasına koyduğu o an öldü.
Daha kaç okul çantası bir çocuğun bütün bile olmayan vücudunu taşıyacak?
Ya da kaç anne öldüklerinde çocuklarının hangisi olduğunu bilmek için el ve ayak bileklerine ismini yazacak?
Yaşama hakkının var olması için daha kaç çocuk elektrik olmadığı için kuvözde ölecek?
Bu insanlık Gazze’deki çocuklara ne zaman yaşam hakkını verecek?”
Editör: Uğur Faruk Yıldız - İsmet Akkoç