SON DAKİKA
reklam
reklam

Oğuz Çelik "A.B.D-Çin rekabetinin küresel dengeleri olumsuz yönde bozma olasılığı çok yüksek."

Eklenme Tarihi: 24 Şubat 2025, Pazartesi - 14:06   Okunma Sayısı: 91220
Ekonomi ve finans sektörlerinde uzun süre zarfında çeşitli kurum ve kuruluşlarda çalışan kıymetli arkadaşım Oğuz Çelik ile ekonomik gelişmelerle ilgili çok güzel bir röportaj yaptık. Kıymetli Oğuz’la aynı fakülteden mezun olsak da (Maltepe Üni. İl. Fak 2014 RTS Mezunu) kendisi farklı bir yolu tercih etti. Bu alanda tecrübe kazandı ve şimdilerde bilgi ve birikimini paylaşıyor. Oğuz’un ekonomi gündemine dair önemli tespit ve değerlendirmeleri var. Oğuz’a röportajı için çok teşekkür ediyorum.

Öncelikle Oğuz Çelik kimdir? 

Merhabalar ben Oğuz Çelik, öncelikle gazetenizi sıkı takip eden ve kıymetli haberler, makaleler ve röportaj haberi yapıldığına inandığım okurunuzum. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Sinema TV Bölümü 2014 yılı  mezunuyum. Haberciliği; doğru, kısa sürede ve en güncel haliyle insanlara ulaştırılması gereken kutsal bir insanlık görevi olarak görüyorum, değerli gazeteci arkadaşım Sinan Bey ile beraber Türkiye’de haberciliğin temel taşlarından Nail Güreli’den ders aldığımız için şanslıyız. Habercilik konusunda onun öğrencisi olan sizler haberciliği layıkıyla en mükemmel bir şekilde yapmaktasınız. Lisans eğitiminden sonra Marmara Üniversitesi Bankacılık Bölümü yüksek lisansına devam ettim. Odeabank, Akbank kurumlarında bankacılık görevlerinde ve GittiGidiyor ve Hepsiburada’da E-ticaret alanlarında satıcı eğitimi, banka süreçleri ve iade sorunları ile ilgili ekiplerde kıdemli uzmanlık ve yönetici yardımcılığı yaptım. Gündeme dair, edebiyat şiir ve ekonomi alanlarında yazı yazmayı , yeni keşiflerde bulunmayı ve yüzmeyi çok severim. Spor olarak yüzmek ve yürüyüş yapmayı ihmal etmemeye çalışıyorum.1991 yılında İstanbul’da doğdum, sırasıyla Bodrum ve Alanya’da büyüdüm. Son 13 yıldır da İstanbul’da ikamet etmekteyim. 

 

Oğuz, A.B.D Başkanlık seçim sonuçlarının Dünya ekonomisine olabilecek etkileri nelerdir? A.B.D ve ÇİN ‘in ekonomik rekabetinin gidişatında dünyayı neler bekliyor? 

Donald Trump'ın seçilmesi durumunda, enflasyon beklentilerinin artması dolayısıyla faiz arttırımının olabileceğini düşünüyorum. Orta vadede tahvil piyasasının olumsuz etkilenmesine ve borçlanma maliyetlerinin artmasına neden olabilir. Çünkü Trump’ın Amerika’yı eski gücüne döndürme isteğine dair seçim vaatlerini duymuştuk. Bu da biraz saldırgan ve bir yandan da içteki dengeleri lehine düzeltmeyi hedeflediğini gösterir. Daha sonrasında sırasıyla gümrük vergilerini arttırmak gibi adımların atılması,enerji sektörlerinde bir takım maliyet yükselmelere neden olması, Avrupa ülkeleri gibi bazı bölgelerin ekonomik dengesizliğine yol açmasıyla birlikte, enerji sektöründe yavaşlama ve daralmalar olabilir diye düşünüyorum. ABD ve ÇİN ekonomik rekabetinin daha net saldırgan hamleler ile sürdürüleceğini düşünüyorum. Bunun elbette olumsuz yansımaları olacaktır. Global manada bir çok yerde ekonomik büyüme ve dengeleri bozabilir, küresel olarak tedarik zincirinde ayrışmalar bozulmalar meydana gelecektir. Bu daralmaya bağlı olarak istihdam sorunu oluşacağını ve borsalarda istikrarsızlık ve dengesizliğe yol açacağını ön görüyorum. Bu savaşın dışında kalan ülkelerce bu durum kısa ve orta vadede fırsat olarak değerlendirilebilir.

Suriye’de 63 yıllık Baas rejimi sonlandı ve yeni bir rejim kuruldu. Bu yeni kurulan dönemin ekonomik alanda yansımalar neler olacaktır? 

Suriye'de yeni rejimin çok yeni inşa edilmeye başlanmış olması, sürecin ilerleyen bölümlerinde gidişatın nasıl olacağını kestirmek çok zor olsa gerek; Çünkü dünyada 15’e yakın devlet Suriye’nin inşasında rol oynamak ve ilerleyen süreçlerde yanına çekmek isteyeceklerdir. Zira,yeni kurulan devletin bir çok ihtiyacı mevcut olup bu devletler de doğaldır ki ekonomik ve siyasi alanda rant elde etmek istemektedirler. Eğer yeni Suriye rejimi ile ilişkilerimiz normal ve ileri seviyede giderse; Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörü önemli bir rol oynayabilir. Barınma ve gıda gibi temel ihtiyaçların karşılanması, ilgili sektörlerin hemen faaliyete geçmesini sağlayacağını düşünüyorum. Yaptırımların kaldırılması ve ikili ilişkilerin güçlenmesiyle birlikte bu alanlarda Türkiye aktif şekilde yer alabilir. Evet, süreç zor gözükmekte ancak ilerleyen süreçte daha net adımlar görebiliriz. Suriye'nin toprakları ve lojistik avantajları, tarım alanında iş birliği ve yatırım fırsatlarını artırabilir. Ayrıca, Suriyelilerin ülkelerine dönmesiyle iş gücü açığının kapanması ve kamu bütçesinin hafiflemesi de ekonomik büyümeyi destekleyecek faktörler arasında yer alacağı gibi öngörülerim mevcuttur. Sene sonunda bunun değerlendirmesini tekrar yapıyor oluruz. 

 

Filistin’deki ateşkese karşın İsrail Filistin hattındaki tansiyon halen yüksek,bu yüksek tansiyonun ekonomik etkileri nelerdir?   

 Filistin-İsrail savasının etkilerini; 

-Petrol , doğalgaz ağırlıklı olmak üzere enerji piyasalarının fiyatlarının tavan yapması, 

-Döviz kurlarının ve Altın fiyatlarının artması,  

-Gıda krizinin artması 

-İlgili ülkelerde ekonomik ilişkilerin askıya alınması sebebiyle ithalat-ihracat dengesinin bozulması olarak sıralayabiliriz.  

 

Peki,bölgedeki bir çok savaş ve krizlerin Türk ekonomisine yansımaları nasıl olacaktır? 

Bildiğiniz gibi, yatırımcının ülkemize gelmesi ,çalışması ,gelişip çoğalması için ,yerli veya yabancı turistlerin ülkemize gelip turizme, esnafa, işletmelere katkı sağlaması ülkeye döviz girmesi için en çok olması gereken şey güvenlik, hukukun üstünlüğü ve istikrardır ! 

Savaş dönemleri, ekonomik dengeleri sarsmış ve dış ticaret dengesini bozmuştur. İthalatın artması, ihracat gelirlerinin yetersizliği ve dış borçların yükselmesi ekonomik krize ve enflasyon oranlarının artmasına ,bütçe açıklarının büyümesine neden olmuştur. Sabit kur politikasının başarısız olması ve devalüasyonlar da ekonomik istikrarı olumsuz etkilemiştir. Yaşanan olaylar sonucu oluşan belirsizlik ortamı, uluslararası yatırımcıların güvenini azaltmış ve doğrudan yabancı yatırımlarda düşüşe yol açmıştır. Bu durum, ekonomik büyümeyi, istihdamı ve üretimi olumsuz etkilemiştir. Sığınmacı ve mülteci sorunları, sosyal hizmetler üzerinde ek yük oluşturmuş ve sosyal uyumu zayıflatmıştır. Ayrıca, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin aksamasına da neden olmuştur.

Günümüzün sıcak konularından birisi de kirpto paralar ve kripto para piyasalarında ne gibi gelişmeler beklenmekte?  

ABD,Avrupa ,Çin ve diğer Uzakdoğu ülkelerinin bir çoğunda kripto para düzenlemelerinin iyileşmesi ve daha fazla ülkenin Bitcoin, Altcoin ve diğer kripto paraları benimsemesi ve tahminime göre de hacim olarak 4 veya 5 trilyon doları aşacağını öngörülmekteyim. Sene sonunda da bunun değerlendirmesini tekrar yapıyor oluruz. :) 

Evet,bir başka güncel konu da Yapay Zeka olarak karşımıza çıkıyor. Şunu sormak isterim ki; Yapay Zeka ve Ekonomi arasındaki ilişki nedir ? 

Yapay zekânın ekonomi ilişkisi çok derindir fakat kısaca belirtmek gerekirse, bence olumlu etkileri olduğu gibi olumsuz etkileri de olduğunu düşünmekteyim. İş gücünü ve verimliliği arttırarak büyümeye yardımcı olur, bununla beraber farklı sektörlerdeki inovasyon ve çeşitliliği arttırarak yeni iş kolları oluşabilir. Kişiden kişiye değişen ve kişiye özel ürün ve hizmetler sayesinde memnuniyeti arttıracağını düşünüyorum. Olumsuz etkilerine gelecek olursak, birçok işi ve yükü yapay zekâ, robotlar tek başına yapabileceğinden işsizliğe sebebiyet verecektir. Farklı yeteneğe sahip olan veya olmayan kişiler arasındaki gelir adaletsizliğini arttırabilir. Veya yanlış kullanımı halinde insanlara veya kamu mallarına zarar verebilir. Amerika’da bunun örneğini gördük. 

Sizin için 2025 yılı için ekonomik beklentileriniz nelerdir ?  

Tabi buna net cevap vermek ülkemizde zordur, siyaseten hukuken ve ülkemizin iç dinamitlerinde gelişen olaylar ekonomik hareketlerinin grafiğini flulaştırdıgını söyleyebiliriz. Merkez bankası toplantı sonuçları ve duyurularını, ekonomi kanallarını ve ekonominin ileri gelen akademisyenleri takip etmekteyim. Aldığım notlardan hatırladığım; 2025 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3 civarında büyümesi ve Orta Vadeli Program'da büyüme hedefi yüzde 4 olarak belirlenmiştir. Enflasyonun çift haneli rakamlarda kalacağı belirtilmiş olup OVP'de 2025 yılı için TÜFE beklentisi yüzde 17,5 olacağını yazmışım. Dolar/TL kurunun ise 40-48 TL bandında seyredeceğini ve 2025 yılı için politika faizinin yüzde 30-35 arasında olması beklenmektedir diye notlarımı almışım. Ancak ülkemizin ekonomik olarak iç ve dış cephede gelişen olaylara karşı kırılgan olduğunu belirterek ön görülerin ve tahminlerin değişebileceği görülmektedir. 

Son olarak okurlarımıza önerileriniz nelerdir?  

Savaşlardan ve krizlerden uzak bir dünya ve Türkiye diliyorum; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ‘’ YURTTA SULH CİHANDA SULH ‘’ sözü barışça yaşamanın ne kadar önemli olduğunu savaşların her tarafa yıkıcı zararı olduğunu belirmektedir. İç ve dış barışın en büyük faydası ekonomik ve hukuksal istikrardır, adaletli yaşam biçimidir! Bir insanın sağlığına, yaşam kalitesine, maddi manevi değerlerine ve ailesine sevdiklerine sahip çıkması gerektiğine inanan birisiyim. Dolayısıyla sağlığınıza işinize ve sevdiklerinize sahip çıkmak ve deyim atasözüyle ‘’ ayağınızı yorganınıza göre uzatmanız ‘’ gerektiği görüşündeyim. Çünkü ülkemizce ve global dünyada bir çok ekonomik, enerji, su ve gıda sektörlerinde inanılmaz daralma ve krizler ön görmekteyim. Böyle bir dünyada yaşam ve geçim ile ilgili sıkıntı yaşamamak için ileriyi düşünerek adımlarımızı atmamız gerektiğine inanıyorum. Ancak bu şekilde planlı ve sağlıklı bir yaşam olduğu takdirde krizlerden sağlam veya az zararlı bir şekilde çıkmış oluruz. Tünaydın gazetesini takip etmeye, gündemlerden, bilgilerden ve doğru haberlerden geri kalmamayı öneriyorum. Sağlıcakla kalınız. Çok teşekkür ediyorum.

 

 

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: ÖZEL HABER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam