SON DAKİKA
reklam
reklam

Şanlı yuvanın 50 yıllık dostluğu

Eklenme Tarihi: 19 Mayıs 2025, Pazartesi - 12:53   Okunma Sayısı: 120658
Kara Harp Okulu 1975 Devresinin 50’nci Mezuniyet Yılı Buluşması Kutsal Okulda Gerçekleşti

Kara Harp Okulu 1975 devresinin 50’nci mezuniyet buluşması geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. Yazarımız Cengiz Baysu’nun da aralarında bulunduğu 50 yıllık Harbiyeliler ilk günün heyecanı ve mutluluğuyla Harp Okulu’ndaki buluşmayı Anıtkabir ziyaretiyle de taçlandırmış. 

Bu anlamlı buluşmayı biz de Cengiz Baysu ile birlikte yazıya döküp ölümsüzleştirelim istedik ve sözü Cengiz komutanımıza bıraktık, araya hiç girmeden buluşma ile ilgili düşüncelerini sayfamıza aktardık;

Harbiye’ye ilk adım

14-15 yaşlarında ana babalarımıza göz yaşları içinde veda ederek Kuleli Askerî Lisesi (K.A.L)’ne girmiş, hepimize üniforma bilinci kazandırılmıştı. Edebiyat derslerinde bizlere saygılı şekilde en kısa, öz ve nazik konuşma şekilleri ve liderlik vasıfları öğretilmişti. Mezuniyet günümüz yaklaştıkça topluca Harbiye sağlık muayenelerine sevk ediliyor, tören çalışmalarına katılıyorduk. Nihayet güzel okul K.A.L’den 1972 yılında mezun olmuş, Ankara’daki Kara Harp Okulu’nun yolunu tutmuştuk.

Okula giriş koşulları

Devletin subay yetiştirdiği her kuvvetin Harp Okulu’na sınavla girilir. En önemli husus ince eleyip sık dokunan sağlık muayenelerinden geçebilmektir. İğne deliğinden geçmek diyebileceğim ikinci zor alan ise güvenlik tahkikatıdır. Bunun sıkıntılarını sivil kaynaktan müracaat eden öğrenciler çok çekmişlerdir. İki tümceyle özetlemeye çalıştığım bu süreç, okula büyük ümitlerle girmek için müracaat eden gençlere heyecan, merak ve tedirginlik yaşatır, sınavı kazanamayanlar çok üzülür, kazananlar sevinirlerdi.

Harp Okulu’nda çok daha sıkı bir disiplin anlayışı vardır ve günün her saatinde bu kurallar geçerlidir. 1’inci sınıf öncesi ATAT Bölgesi (Atış-Tatbikat)’nde askerliğe uyum sağlayamayanlar, bir ay sonra yapılacak olan yemin törenine kadar okulla ilişiğini kesmek zorunda kalırlar...  

Törenlerin icrası

02 Mayıs 2025 günü Ankara’da buluşmamızla başlayan Harp Okulu’ndan mezuniyetimizin 50’nci yıl kutlaması, 03 Mayıs günü 09.00’da Büyük Atatürk’ün mozolesine çelenk koymak üzere oluşturduğumuz kortej, aslanlı yoldan sessiz ve sakin bir şekilde ilerlemeye başladı. Mozolenin önüne vardığımızda çıt çıkmıyordu. Anonsla birlikte saygı duruşunda bulunduk. İstiklâl Marşı söylenirken gözleri yaşaranlar, heyecandan sesi titreyenler oluyordu.

Anıtkabir özel defterinin yazılıp imzalanmasından sonra Kara Harp Okulu’na hareket ettik. Okulun ön kısmında bando yerini almış, Harbiye Marşı’nı çalıyordu. Biz eski Harbiyeliler Harbiye Marşı’na iştirak ederken ikinci büyük heyecan kasırgasını yaşıyorduk. Bu nasıl bir duyguydu? Bu bağlılık neyle ölçülebilirdi?

Merkez binanın girişindeki mermer kitabelerin önünden geçerken eski yazıyla Balkan ve I. Dünya Savaşı ile İstiklâl Harbi’nde şehit düşenlerin isimlerini görüyorduk. Sonraki tarihlerde Kore’de, Kıbrıs’ta ve terörle mücadelede şehit düşenler ve Türk Kara Harp Okulu’nda okuyup Karabağ Savaşı’nda şehit düşen Azerbaycanlı subayların da isimlerinin yazılmış olduğunu gördük.

Brifing salonuna giriş

Bizzat Okul Komutanı tarafından verilen brifing hepimizin can kulağı ile dinlediği ve notlar aldığı bölümdü. Kendi zamanımızdaki derslerin, spor etkinliklerinin, yabancı dil sayısındaki artışların ve sanatsal faaliyetlere verilen önemin bizim zamanımıza göre çok daha ileride olması sevindirici olmuştu.

Sportif faaliyetlerde Harbiyelilerin ülke çapında isim olmaları ve dünya derecelerine girmiş olmaları hepimizin göğsünü kabartmış, gururlandırmıştı. ATAT (Atış ve Tatbikat) kampı İzmir-Menteş’teydi. Tramplenden atlama, silahla yüzme, kurtarma gibi faaliyetleri izleyince kendi harbiye yıllarımızı yaşadık. Dernek Başkanı’nın hamasi konuşması hepimizi bir kez daha duygulandırmıştı. 

İç bahçede

Koca iç bahçedeki havuz, kuru bir havuzdu. Şimdi fıskiyelerle daha renkli hale getirildiğini gördük. Girişe yakın yerde devremizin adına çam dikildi. Mezuniyetten sonra birbirlerini görmemiş olanlar tokalaşmaya ve hal-hatır sormaya başladı. Resim ve video çekimi yapıldı. Bizimle gelen çocuklarımıza okulla ilgili anılarımızı anlattık. Dershaneleri gezdik, öğrenci yemekhanesinde yemek yedik.

Geçmişten gelen teamüller halen devam ettirilmekte olduğundan yemekten sonra dua yaptırıldı ve bizler de iştirak ettik.  Yemekhanenin karşısında gazinoda çay-kahve ikramını tekrar iç bahçeye çıkışımız izledi. Bir anımızı hatırladık.

…Kuleli sonrası 

İzmir-Menteş ATAT Bölgesindeki ilk kamptayız. Öğleyin eğitimden gelmiştik. Takım komutanımız düdük çalarak iki dakika sonra yürüyüş kolunu oluşturmamızı istedi. Bu dakikalara pek alışık olmayan sivil kaynaktan gelen arkadaşlarımız sıkıntı yaşıyorlardı. Eğitim kıyafet ve teçhizatını çıkarıp tüfeklerimizi yerine koyacak, uzun paçalı ve oldukça bol olan deniz kıyafetini giydikten sonra çadırlar bölgesinin önünde deniz kenarında toplanacaktık… Bu koşu herkese 100 m sürat rekoru kırdırabilirdi. Sonrasında ise yürüyüş koluyla deniz eğitimine gidecektik. Hepimiz toplanmış, bir arkadaşımızı bekliyorduk. Mayosunu giymeden önünü ve arkasını kapatarak çadırlar bölgesinden bize doğru koşarak gelen Adem Baba (!)’ya Takım Komutanı uyarısını yapıyordu:

---Genel ahlakı çiğnedin… 

---Ama böyle gelmeseydim disiplin yönergesini çiğneyecektim…

Aynı anda hepimizde, “Bu hafta ilişiği kesileceklerden biri belli oldu” şeklinde kanaat oluşmuştu. Ve o haftanın sonunda bu arkadaşımızın okulla ilişiği kesilmişti. 

Daha sonra öğrencilik yıllarımızdaki gibi sıraya girdik ve Harbiye Marşı söyleyerek yürüyüşe geçtik. Öğrencilik yıllarımızdaki heyecanın aynısını yaşamıştık.

Harp Okulu’nun yetiştirdikleri

Harp Okulları, asker ve büyük devlet adamları yetiştirmiştir. Cumhurbaşkanları, Başbakan ve Genelkurmay Başkanları başta olmak üzere kıta hizmeti sonrasında ayrılan ve sanat dünyasında yer alanlar da olmuştur. Şeker Ahmet Paşa, Nabizade Nazım, Beşir Fuad, Hoca Ali Rıza, Cenap Şahabeddin, Sami Yetik, Ömer Seyfeddin, Osman Cemal Kaygılı, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Aziz Nesin, Vüs’at O. Bener, Bekir Sıtkı Erdoğan’ı bir çırpıda sayabiliriz. 

Günümüzde ise;

*Akademisyen olarak üniversitelerde ders verenleri, ataşe olarak yabancı ülkelerde ülkemizi  temsil edenleri, general olanları

*Ülkesel, bölgesel ve küresel olarak televizyonlarda stratejik seviyede değerlendirme yapanları,

*Hem yurt içi hem de yurt dışı yüzme ve atış müsabakalarına katılarak ödül alanları, ülkemizi   yurt dışı görevlerde temsil edenleri,

*Ticaretle uğraşıp başarılı olanları,

*THY ve diğer hava yolu şirketlerinde pilotluk yapanları,

*Kitap yazanlar, şiir yazanlar, gazetelere yazı yazanları,

*Arkeolojik kazılarda görev alanları,

*Okullara, kimsesizlere, şehit çocuklarına destek olanları,

*TSM korosunda görev alanları söyleyebiliriz.

Gece müzik eşliğinde toplu yemek programı ise masların dolaşılması, türkülerin dinlenmesi, dans, folklör, zeybek oyunları ile sona yaklaşırken kapanışı yine Harbiye Marşı ile yaptık. 

Sonuç

Bu güzel hatıraları bize yeniden yaşatan Harp Okulu’nun Değerli Komutanına ve Değerli Rektörü’ne şükranlarımızı sunarız. 

75’liler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Başkanı E. Albay Cemalettin Özcan’a, Yardımcısı E. Albay Yusuf Kara’ya, Derneğin diğer üyeleri olan e. Albaylar Tandoğan Koparal, Süleyman Özgün ve e. Binbaşı Hüseyin Özerkan’a sonsuz teşekkürler ediyoruz.    

 

XXX

Erasmus’un hangi yandan olduğunu merak eden kişiye bir tacir, “Erasmus kendinden yanadır” karşılığını vermiş. 1535 yılında halktan bir tüccarın söylediği bu sözün üzerinden neredeyse 

beş asır geçmiştir. Kuruluşu 1834 yılı olarak bilinen Kara Harp Okulu 

ne yandadır diye sorarsanız o da 

kendinden yanadır, Atatürk’ün çizdiği yolda ve milletinin emrindedir.

 

XXX

Harp Okulu Marşı (Harbiye Marşı)

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,

Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,

Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,

Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

 

Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle

Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:

Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,

Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.

Kaynak: Özel Haber
Editör: Başak ERTEKİN - Cengiz BAYSU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam