SON DAKİKA
reklam
reklam

Her denklemde yeri var

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ekim 2016, Cuma - 13:00   Okunma Sayısı:

Aynı ittifak içinde olduğumuz dostumuz (!) ABD, müttefiki olan PYD’ye yardım sağlamaya ve bölgenin petrolünü sağmaya devam ediyor. Türkiye tepki göstermiş, uluslararası hukuku hatırlatmış kimin umurunda?
Türk topçu atışları tavırlarda değişiklik yarattı 
Top atışlarının kestirilmesi için ABD ve Fransa, Türkiye’ye baskı yapmışlardı. PYD lideri Salih Müslim de gelişmelere bakarak avantaj sağlamaya çalışıyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, “ABD, Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere top atışı yapmasını,  çekinerek ‘lütfen durun’ demesi dışında nasıl durdurabilir?” sorusu üzerine  “Türkiye ya da herhangi bir güçlü müttefikimize karşı çekingen olduğumuzu  bilmiyorum. DAEŞ’i ortadan kaldırmak, Suriye’de karışıklığı önlemek için çok net  fikir alışverişlerimiz var. Sahada neler yapılması gerektiği ya da çekincelerimiz  konusunda çekingen değiliz” ifadesini kullanmıştı haftalar önce…
Toner, “YPG’nin Halep civarında zarar  veren ve toprak ele geçirmeye dönük bazı hareketliliğini gördük. Fakat YPG’nin  bazı gruplarının, Suriye’nin kuzeydoğu bölgesinde DAEŞ’e karşı etkili bir biçimde  savaştığını ve DAEŞ’in kontrol ettiği bölgeleri ele geçirdiği konusunda çok açık  olduk” demek suretiyle YPG yanlısı tavırlarını ortaya koyuyordu.
“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 numaralı kararı ile  Münih’te varılan çatışmaların durdurulması konusundaki kararı desteklemeye hazır olduklarını belirterek siyasi süreci devreye sokmak konusunda gayret sarf ettiklerini vurgulamıştı.
Gelişmeler hızla devam ediyordu
Kantonlardan ikisi inşa edilmiş, Azez bölgesi sıraya girmişti. Az kalmıştı, Akdeniz sahillerine ulaşmaya... Sadece biraz daha insan kıyımı, biraz daha bölünme... Türkiye hem milli menfaatlerinin daha fazla örselenmesine hem de sınırları dibinde güvenlik zafiyeti doğmasına daha fazla seyirci kalamadı. Bir yandan ABD diğer yandan Rusya ile görüşmeler sürdürülüyordu…
İncirlik’in kullanımı hem ABD hem de Almanya’ya için problem teşkil ediyordu. Uzum müzakereler sonunda konu çözüme bağlandı. Rusya, “uçak düşürülmesi krizi”ni atlatmış, Türkiye ile daha fazla yakınlık içine girmeyi avantaj olarak görmeye başlamıştı. Ve sonunda Türkiye kararını verdi. Küçük bir kara birliğini Suriye topraklarında görevlendirerek IŞİD hedeflerini temizlemeye başladı. 
Dünya, bir yandan bu gelişmeleri izliyor bir yandan da Suriye’den Batı’ya yapılan göç olayına da tanık oluyordu. Yerinden yurdundan olan mültecilerin barınma derdinden ziyade mültecilerden arınma derdine düşmüşlerdi, parayla, vizeyle ve temeli olmayan birtakım desteklerle…
Yeni ve başka bir başlangıç mı?   
Operasyon birlikleri Suriye sınırları içinde tehdit olarak gördükleri hedefleri tek tek imha etse de, kendi manevra alanını genişletse de Irak sınırlarına girmek ihtiyacını hissediyor. İşte tam da bu noktada Irak’ın sesi çıkmaya başlıyor.
I.Dünya Savaşı’ndan beri kışkırtmalara kolay kapılabilen, ileriyi göremeyen ve Türkiye’ye karşı üstü kapalı bir soğuklukla mesafeli duran tipik Orta Doğulu tavrı… 
Denklemin diğer ayakları 
Orta Doğu’daki düğünün (!) sebebi ve Kamber’i olan ABD, şimdi de Rusya’yı karşısına almıştır. Dünya basınında çıkan haberlere göre; ABD ile Rusya arasında Suriye konusundaki iletişimin ve ilişkilerin kopmasından sonra tansiyon yükselmiştir. 
Rusya Savunma Bakanlığı, ABD’nin Esad ordusuna askeri müdahalesi olursa, karşılık vereceklerini duyurmuştur. ABD ordusunun Deyr ez Zor bölgesinde Esad ordusuna karşı düzenlediği hava saldırısı sonucu 85 Esad askerinin hayatını kaybetmesinin ardından Russia Todays’te çıkan bir habere göre, Rusya Savunma Bakanlığı S-300 ve S-400 hava savunma sistemlerinin bölgede bulunduğunu ve bu sistemlerin çalışmakta olduğunu hatırlatmıştır.

ABD, Rusya’nın bu çıkışına mutlaka cevap vereceğini belirtmiştir. Bu nasıl olacaktır? Kısa vadede terörist gruplara daha modern silahlar verecek, Suriye ve Rus asker ve tesisleri üzerine saldırtacaktır. Hatta en büyük numarası da yine başsız ya da disiplinsiz bir askerine bir yeri vurdurtacaktır.
Bölgede suların daha da ısındığı bir gerçektir. Devler kapışırsa Türkiye’nin işinin biraz daha zor olacağını görmek gerekir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam