Orman yangını, küçük çocuklara cinsel istismar ve tecavüz, hayvanlara işkence ve öldürme, ağaç kesme, kadın dövme... Günün haberleri bu çirkinliklerle karşımıza çıkıyor. Bu olaylar dur durak bilmiyor.
Kadına karşı işlenen suçlarda her yıl giderek artan rakamlar ortaya çıkıyor. Şimdi bunlara bir de çocuk kayıpları eklendi. Cesedi bulunanlara yapılan otopsi veya tıbbi incelemede organ eksikliğinden söz edilmiyor. Yoksa organ mafyası diyeceği geliyor insanın.
Cinsel suçlarla ilgili olarak geçen yıl hükümet üyeleri tarafından âni parlamalarla bir sürü kararlar alınacağı söylenmişti. Aynı değişmezlikle bugünlere geldik. Adalet Bakanı’nın açıklamaları yine de umut verici.
Orman yangınları
Orman yangınlarına gelince; geçen hafta salı günü sabah haberlerinde Aydos ormanında yangın çıktığı ve itfaiyenin söndürme çalışmalarının sürdüğü belirtiliyordu. Gündüz vakti olsa hadi bir şişe kırığının, piknik yapan bir kişinin yaktığı ateşin ya da atılan bir sigara izmaritinin yangına yol açtığını söyleyebiliriz.
Sabahın köründe neyin nesi bu yangın? O zaman akla arazi mafyası geliyor… Yanan bölgeyi birkaç yıl izlemeye alalım, görürüz oraya bir gecede kondurulanları…
Kadın dövme
Kadın dövme olayları her resmi ağızdan yapılan açıklamanın hemen ardından sanki nazire yapıyormuşçasına gerçekleştiriliyor. İnsanlar, dövülen ya da bıçaklanan kadına çaresizlikle bakıyor, neden?
Müdahale ederse başının derde gireceği kaçınılmaz. Eşiyle olan meselesini konuşarak çözmekten aciz olan yaratık (!) da polis gelene kadar düşüncesini gerçekleştirmiş oluyor. Bu nedenle halktan kimse müdahale etmiyor.
Canlılara eziyet ve işkence
Yavru kedi ve köpeklere musallat olan kişiler türedi. Bu yaratıkların içinde ya da kalbinde merhamet duygusu olmadığı kesin. Ne isterler, o ağzı dili olmayan sevimli güzellerden. Onların da hastalıkları olabileceğini, annelerinden ayrı kalıp acıkacaklarını düşünemiyorlar mı? Durup dururken tekme atmak, sopayla vurmak, kaba sözlerle kovalamak ne demek?
Aile ortamında çocuklar Kur’an kurslarına gönderiliyor. Benim önerim bu kurslarda hayvan hakları, bitkiler ve çevre konusunda daha fazla açıklama yapılmasıdır. Okullarda bu konulara yüzeysel şekilde değiniliyor. Şirketlerde ise her zaman söylediğim ve kanıksadığım “kaleci çalıştırmak” şeklindeki ağaç dikme dayatmasının (özellikle yabancı şirketler) dışında bir şey yapılmıyor.
Oysa şirketlerde herkese hayvan sevgisini aşılamak amaçlı araştırma görevi verilir her ay seçilen iki yazı çıkarılacak dergide yayımlanır. Yılsonunda da seçilen en iyi yazının sahibine ödül verilir.
Bu kadar olumsuzluğu silebileceğine ve sevgiyi ön plana çıkaracağına inandığım Goethe’nin “Menekşe” isimli şiiriyle yazıya son vermek istiyorum:
Menekşe
Çayırda bir menekşe açmıştı
Öylece boynunu bükmüş ve kimseciklerin bilmediği;
Bir menekşecik, sevimli mi sevimli.
Derken genç bir çoban kız geldi,
Hafif adımlarla ve neşeli mi neşeli,
Ta oralardan, oralardan
Çayıra ve şarkılar söyledi.
Ah, diye düşündü menekşe,
Doğadaki en güzel çiçek olsaydım keşke,
Ah, yalnızca kısacık bir an boyunca
Ta ki şu sevgili beni kopartsın
Ve iyice göğsüne bastırsın!
Ah, yalnızca, evet yalnızca
Bir çeyrek saat boyunca!
Gelgelelim, ah, ne yazık! Genç kız geldi
Ve ona hiç dikkat bile etmedi,
Ezdi ayağının altında zavallı menekşeyi.
O ise yere yığılıp öldü ve bir de sevindi ölürken;
Ve ölüyorsam eğer şimdi, yine onun elinden,
Onun elinden, onun elinden,
Ayrılmadan ayaklarının dibinden.