Alman propagandası Başlangıçta sadece bir çeviri bürosu olarak kurulan “Nachrichtenstelle für den Orient”, zamanla çalışma alanını genişleterek Almanya’daki esir kamplarında bulunan Müslüman subay ve askerler arasında propaganda yapma işini üstlenmiştir. Bu maksatla gazete ve dergiler çıkartmış, Alman ve Osmanlı ajanlarıyla birlikte Müslüman halkı İtilaf devletlerine karşı ayaklandırmaya çalışmıştır. Almanlar, İslam dünyasının terakkisi için elinden gelen her şeyi yapmış, Osmanlı ordusunu ıslah etmek için en seçkin subaylarını göndermiş, devletin ilerlemesi için maddi manevi her türlü yardımı yapmıştır. Bağdat demiryolunu inşa eden Almanlar, kapitülasyonların kaldırılması noktasında Osmanlı Devleti’ni İtilaf devletlerinin boyunduruğundan kurtarmıştır. Oysa Osmanlı Devleti, savaşa girmeden kısa bir süre önce 1914 Eylülü’nde kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını açıkladığında en büyük tepkiyi Almanlar göstermişti. Dolayısıyla bugün herkesin malumu olduğu üzere tüm yapılanları – özellikle para yardımı konusu – Osmanlı Devleti’nin savaşa kendi yanında girmesi adına yapılan girişimler olarak değerlendirmek daha doğru olur. Propaganda özellikleri Propaganda yapılırken özellikle vurgulanmaya çalışılan hususlardan birisi de karşı tarafı olabildiğince vahşi, barbar veya gaddar insanlar olarak göstermeye çalışmaktır. Almanların da bu konuda aynı yolu izledikleri görülmektedir. Anvers yolu üzerinde bulunan Lovon şehrinin zaptı sırasında Alman askerlerinin misline tesadüf edilmemiş mezalime maruz kaldıkları teması işlenmiştir. Şehre sakin bir şekilde giren Alman askerlerine evlerden, mahzenlerden ve diğer mahallerden ateş edildiği, uyuyan askerlerin öldürüldüğü, sokak köşelerinde kalan yaralıların itlâf edildiği, gözlerinin çıkarıldığı, ölü askerlerin eşyalarının çalındığı, kadın ve çocukların da bunlara iştirak ettikleri ve Alman subaylarına zehirli yemekler verildiği iddiaları yayılmıştır. Almanların bu ataklarına karşılık İngilizler de boş durmamış, aynı minvalde propagandalar yapmışlardır. Bu doğrultuda Osmanlı Devleti ile Almanya’nın arasını açmaya ve Alman komuta kademesine karşı kin ve nefret tohumları ekmeye çalışmışlardır. Bu yolda neşrettikleri 30 Nisan 1915 tarihli bir beyannamede şu ifadelere yer vermektedirler: “Osmanlı askerleri, Alman kumandanlarının ittihaz eylemiş oldukları yanlış askeri tedbirlerden ve idarecilikten dolayı İngiliz askerlerinin tecavüzatına mukavemet edemeyerek 25 km. çekilmeye mecbur olmuşlardır.” Rus propagandaları İhtilâlden hemen önce Rus beyannamelerinde dikkat çeken hususlardan birisi de saltanat rejiminin doğrudan hedef alınmasıdır. Bu doğrultuda yayınlanan bir beyannamede; ülkenin karşılaşmış olduğu bütün olumsuzlukların, uğursuzlukların padişahtan kaynaklandığına ve ülkenin kurtuluşunun ancak rejim değişikliği ile mümkün olabileceğine dikkat çekilmiş, hatta biraz daha ileri giderek padişahın ülkeden kovulması teklifinde bulunulması gerektiği üzerinde durulmuştur. Konuyla ilgili olarak yayımlanan 8 Mayıs 1917 tarihli bir beyannamede: “Siz hiçbir vakit hür olmadınız. Sizin üzerinizden ve sizin paranızı, çoluk ve çocuğunuzu istediği gibi istimal eden müstebit bir sultan vardır. Size müstebit sultanın barı mevcudiyetini üzerinizden atmanızı tavsiye ediyoruz. Üzerinizdeki bu boyunduruğu atınız. Yaşasın hür Türkiye, her dem manalı medeniyetIi, yaşasın proleterya ve sulh-ı umumi” ifadelerine yer verilmiştir. 17 Temmuz 1917 tarihli başka bir Rus beyannamesinde de “Sizi işiniz ve gücünüzden ayırarak ve asker elbisesi giydirerek top atı yapan, top mermilerine hedef yapan Sultan Mehmet'i hal ediniz” önerisinde bulunulmaktadır. Dikkat çeken husus, bu tarz propagandaların artık savaşın sonlarına doğru yapılmış olmasıdır. Rusların propaganda faaliyetlerine bakıldığında Osmanlı Devleti’ni Almanya’dan ayırmak için farklı yollar izledikleri görülmektedir. Bu yollardan birisi de sınıf mücadelelerini ön plana çıkarmalarıdır. Şöyle ki, 8 Temmuz 1918 tarihli bir beyannamede: “Kendileri evlerinde rahat oldukları halde, muharebeye devam eden vatanı müdafaa edelim diye bağıran müttefikçi (İttifak Devletleri) ashab-ı servetin elinde baziçe olmadığımızı gösterelim” ifadeleri yer almaktadır. 17 Temmuz 1917 tarihli başka bir belgede de, Osmanlı yönetimi burjuva olarak nitelendirilmiş ve burjuvazinin def edildiği anda ellerini Ruslara uzatabilecekleri ve o vakit Rus kardeşlerinin o eli sıkacakları ifadesi yer almaktadır. 5 Haziran’da da Şimal Grubu Komutanlığı’na bağlı 57. Alay siperlerine atılan beyannamelerde bu konular işlenerek şöyle denilmektedir: “Ey Türk Kardeşlerimiz! İngilizlerin aldıkları esirlere kötü muamele ettikleri ve hatta kestikleri hakkında çıkarılan rivayetler Almanların yalanlarıdır. Esir düştükleri zamanda aç, çıplak, perişan olan Osmanlı askerlerine İngiliz Hükümeti tarafından fevkalâde iyi bakılmıştır. Mezkûr yalanlara kulak vermeyip esir düşmüş arkadaşlarınızın refahına sizde iştirak ediniz.” 9 Mayıs 1915’te Süleyman Bey Çiftliği civarında Cenup Grubu Komutanlığı bölgesinde bulunan bir beyannamede de İngilizlerin insancıllığı ve yardımseverliği dile getirilerek şöyle denilmektedir: “… esir alınan zabitan ile arkadaşlarınız kendilerine gösterilen hüsn-ü muameleyi takdir ile her gün teşekkür etmektedirler. İngiliz askerlerine verilen tedavi, yaralanan Türklere dahi tarafımızdan veriliyor.”52 Görüldüğü gibi kendilerini tamamıyla yardımsever, iyilik meleği gibi gösterme arzusu açıkça ortaya çıkmaktadır. Böylelikle karşı tarafın alt edileceği ve bu sayede devre dışı kalacağı düşünülmektedir. Tabii ki bu savaş sırasında Türkler de propaganda faaliyetlerine yer vermişlerdir. Nitekim 1914’te Müdafaa-i Milliye Cemiyeti tarafından yayımlanan “Harb-i Umumi Panoraması” bu yayınlardan birisidir. İngilizlerin, Türklerin ilkel ve barbar oldukları, esirleri parçalayarak öldürdükleri propagandasına karşılık Osmanlılar, 12 Mayıs 1915’te İngilizce beyannameler bastırarak uçaklarla İngiliz hatlarına attırmıştır. İngiliz, Avustralyalı, Zelandalı ve Hintlilere hitaben yazılan beyannamelerde Türklerin ne kadar misafirperver oldukları ve esirlere uyguladıkları iyi muamele anlatılmıştır. Bu beyannameler Harp Mecmuasında çıkan, temiz giyimli ve iyi beslenmiş esir resimleriyle desteklenmiştir. Yine Enver Paşa’nın ve Von Usedum Paşa’nın talimatıyla İngilizce, Fransızca, Urduca, Gurka dili ve genel olarak Hint lisanında bildiriler basılıp düşman hatlarına atılmıştır.55 Yine Rusların iltica talepleri ve gıda.