Ajan filmlerini hepimiz izlemişizdir. Özellikle Sovyet İmparatorluğu’nun yıkılmasından önce bu filmlere çok sayıda yer verilirdi. Küba Krizi olağanüstü ilginçlikte hafiye oyunlarıyla doluydu. Macar İhtilâli, Bulgar diktası, Romanya’nın işgali gibi Sovyet egemenliğinin kendini gösterdiği ülkelerde propaganda ve ajan faaliyetleri, Rus acımasızlığını yumuşatan filmlere konu olmuştur. Ajan faaliyetleri, bilgi toplamayı, bir ülke içindeki belli grupları provake etmeyi, sabotaj ve gerilla faaliyetlerini, terör örgütlerini hükümete karşı kışkırtmayı kapsar. Nitekim Baltık ülkeleri, Rus Hava Kuvvetlerinin taciz, uyarıları dinlememe, hava sınırlarını ihlâl, havadan kayıt alma gibi şikayetleri her zaman yapmışlardır. Arşiv kayıtlarından Mevzilerin bu kadar güçlendirilmesi, birliklerin askerle takviye edilmesi, yolların yapılması, sürekli cephane taşınması, arazinin tesviyesi ve bu bölgede bazı kısıtlamaların uygulanması gibi çalışmalar İngiliz ve Rus elçilerinin dikkatini çekmiş. Vapur ve gemilerin tamiri için Sütlüce ile birlikte Anadolukavağı’nda havuz ve tezgâh inşası başlatılması da bu hummalı çalışmalar içindeki yerini alınca[i] İngiliz ve Rus elçileri Yoros Kalesi civarına biraz sıkça çıkmaya başlamışlar. Osmanlı ülkesinde görevli Rus elçilerinin maiyetlerindeki konsolos, ataşe ve askeri öğretmen gibi memurlar yüzlerce rapor yazmışlardır. 1849-1850 yıllarında Askeri Ataşe Albay Tiesenhausen, 1856-1870 döneminde General Frankini ve 1870-1877’de Albay Zelonov akla gelebilen ilk isimlerdir. Rus seyyahlarının ve Osmanlı deniz subaylarıyla ortak harita çalışmaları yapan Rus subaylarının çizim, not ve resimlerinden de istihbarî bilgi peşinde koştuklarını anlıyoruz. 1833 yılında Osmanlı Devleti’nin Mısır ile yakınlaşması üzerine Türkiye’ye çok sayıda Rus casusu sızmıştır. 1839’da Rus ajanları, Türk ordusunun lojistik, idare ve moral durumu ile Türk-İran ilişkilerini değerlendirip rapor etmişlerdir (Gürcistan Tarih Arşivi, no: ?, Rusça, Fransızca).[iii] Petersburg arşiv, müze ve kütüphanelerinde Türk tarihine ait belgelerin sergilendiği, Rus Topçu Müzesi’nde Boğaz’daki topçu savunma sistemi hakkında son 250 yıla ait rapor, şema ve fotoğrafların bulunduğu araştırmalarla sabittir.[iv] Bu araştırmalar, Rusların hiç de boş durmadıklarının delilidir. Tuhaflıklar da cereyan etmiş Büyükdere limanına gelen Rus torpido arayıcı gemisi, Anadolukavağı istihkâmlarına yaklaşınca buradaki birlik alarma geçmiş. Yapılan yazışmalarla böyle bir olayın tekrarlanması halinde ne yapılması gerektiğinin bildirilmesi istenmiştir. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında da Rusların ilgi, dinleme, yönlendirme ve takiplerine sık sık rastlanır. Osmanlı Devleti İngiltere ve Fransa ile yakınlaştığında Rusya huzursuzluk çıkarmış, Almanların İstanbul-Bağdat demiryolu hattının yapılması sırasında hattın bir kolunun Kafkaslara uzatılması ve kuvvet sevki yapılması gibi durumların yaşanabileceği kaygısıyla projeye karşı çıkmışlardır. Dünyadan İngiltere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Stuart Peach, Londra’da Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunda bir konuşma yapmış ve Rus donanmasının hem konvansiyonel hem de nükleer denizaltılarını ve gemilerini modernleştirdiğine dikkat çekmişti. Rusya’nın küresel iletişim hatlarına ve denizaltından geçen internet kablolarına yönelik tehdit oluşturabileceği, su altı kablolarının kesilmesi veya zarar görmesi durumunda, kıta Avrupası’ndaki ekonominin derhal ve potansiyel olarak felakete yol açacak şekilde darbe alacağı tümceleri konferansta öne çıkmıştır. Policy Exchange adlı düşünce kuruluşunun geçtiğimiz aylarda yayımladığı rapora göre, su altı kablo şebekesi 213 bağımsız kablo sisteminden oluşuyor. Kabloların uzunluğu 877 bin 121 kilometreyi buluyor. Küresel iletişimde yüzde 97’yi ve günlük 10 trilyon doları bulan mali işlemler, su altındaki kablolar üzerinden yapılsa da kablolar resmen herhangi bir ülkeye ait olmaması ve uluslararası hukukta güçlü bir korumasının bulunmaması işin hassas yanını oluşturuyor. Peach, deniz altındaki iletişim hatlarını koruma misyonunun NATO için önemli olduğunu anlamanın 'çok çok önemli olduğunu' vurgulamış ve su altındaki internet kablolarının ülkeleri ve kıtaları birbirine bağladığını işaret eden Peach, “iletişim hatlarının korunması, İngiltere ve NATO’nun önceliği olmalıdır” demiştir. Son NATO toplantısında Rusya’ya karşı “çevik kuvvet” oluşturma fikri ortaya konulmak suretiyle Rusya’nın dünya üzerinde yayılma emelleri kontrol altına alınmak istenmiştir.