Barış dönemi 1789 yılında Nemçe musalahası (barış) ve Devlet-i Aliye ile Prusya kralı arasında yapılacak ittifak için İngiliz elçisi, Felemenk elçisi, Sadrazam (Başbakan) Abdullah Molla Efendi ve reisülküttab (dışişleri bakanı) Bebek Kasrı’nda toplanmışlar. İttifakın esasları hakkındaki mükâlematı (karşılıklı konuşmaları) bir mazbataya (tutanağa) geçirmişler. Her talep veya niyazın kabul görebileceği düşüncesi hep var olduğundan sonraki yeni talepler de sıralanıyormuş. 1790’dan itibaren Flemenk ve İngiltere elçilerinin Osmanlı ülkesine tayinen geliş ve ayrılışlarında da mezkûr sefineden (biraz önce sözü edilen gemiden) top endahtına (atışına) müsaade edilmesi için tercüman tarafından takrir (resmi yazı) verilmiş. Hatta bu konu daha da genişletilmek istenmiş. 1790 yılında Prusya ve Flemenk elçileri, Karadeniz çıkışında bulunan kaleleri ve Rumelikavağı tabyalarındaki topların temaşasını (gezip görmeyi) resmi müracaatla talep etmişler. Osmanlı hükümeti bu talebi uygun görmüş ve üç kıta (adet) sekdirme kantar topu attırarak güllelerin sekdirme atışını izlettirmiş. Her iki elçi de atışı beğendiklerini belirtmişler. Osmanlı’nın Hollanda’dan gemi alışı 1789 yılında gerçekleşen Fransız İhtilâli’nin ardından Fransa’nın himayesinde Hollanda topraklarında Batay Cumhuriyeti kurulmuştur. Yine 1790 yılında Osmanlı Deniz kuvvetleri için İngiltere ve Felemenk’ten üçer adet harp gemisi alımına karar verilmiş. Konu her iki ülkenin elçilerine resmen iletilmiş. Felemenk elçisi ise cevabi takririnde, satılık gemilerin hin-i tesliminde (teslim edileceği zaman) parasının verilmesini talep etmiş. Devlet, irade çıkararak sorumlu bir kişi belirlemiş ve hemen işleme geçmesi için irade çıkartmış. 1792 yılına girildiğinde bir kez daha işlemlerin hızlandırılması istenmiş. Elçi ve tüccarlarla her türlü pazarlığın İstanbul’da yapılması da şart koşularak beğenilmediği takdirde avdet (dönüş) masrafının verileceği belirtilmiş. İşlem süresi uzayınca yazışmalar yeniden başlatılmış. Felemenk Cumhuriyeti’ne sipariş edilen harp gemisinin bir an önce getirilmesi ve hangi sınıf harp gemisi olduğunun bildirilmesi istenmiş. Harp sonrası görüşmeler Rus ve Nemçe (Avusturya) esirleriyle birlikte İstanbul’a getirilen diğer devletlere ait esirlerin serbest bırakılmasına rağmen Felemenkli altı esirin hâlâ tutuluyor olması Felemenk’i rahatsız etmiş. Felemenk elçisi, kendi esirlerinin de serbest bırakılmasını istemiş. Osmanlı hükümeti, talebi ele alarak bir daha düşman askeri içinde bulunmamaları kaydıyla Felemenkli esirlerin serbest bırakılmasını kabul etmiş. Hollanda’da Fransa’nın himayesinde kurulan Batay Cumhuriyeti, 1798 yılında Napolyon’un Mısır’a yaptığı saldırıyı destekleyince Türkiye-Hollanda ilişkileri gerilmiş, Osmanlı hükümeti Hollandalı tüccarların hareket serbestilerini kaldırmıştır. 1804 yılından itibaren Osmanlı–Hollanda ilişkileri yeniden düzelmeye başlayınca Hollandalı konsolos ve tercümanların beratları yeniden kendilerine verilmiştir. Napolyon, Hollanda’yı Fransa’ya bağlayınca 1810 yılında iki ülke ilişkileri yeniden askıya alınmıştır. 1814’te Hollanda Krallığı’nın kurulmasıyla siyasî ve ticarî ilişkiler yeniden başlatılmıştır. İstanbul, Hollanda’nın Doğu ticaretinde önemli ve vaz geçilmez bir merkez olmuştur. Ticarette kefenin biri ağır basıyor Ticaretin devamlı olarak Hollanda gemileriyle yapılması ekonomik ilişkileri güçlendirse de Avrupa’nın ucuz sanayi maddelerinin Osmanlı ülkesine girmesi, Osmanlı ticarî dengesini sarsmıştır. 1821 Mora İsyanı baş göstermesi üzerine 1825 yılında Hollanda, Hugo van Zuylen’i İstanbul’a büyükelçi olarak tayin etmiştir. İngiltere, Fransa ve Rusya Mora İsyanı’nı destekledikleri için Zuylen bu ülkelerle Osmanlı devleti arasındaki diplomatik faaliyetlerde önemli rol oynamıştır. Sonraki tarihte ise Hollanda hükümeti malî imkânsızlıklar içine düşmüş, yeni elçi dahi tayin edememiştir. Osmanlıların elçi tayin etmeleri 19’uncu yüzyıldan itibaren Osmanlılar da Hollanda’da daimî elçilik açmışlardır. Osmanlı hükümeti nazarında yeri olan, varlıklı ve mevki sahibi Rumlar, Osmanlı elçisi olarak seçilmiş ve gönderilmişlerdir. Yazının başında belirttiğim Kuzey Denizi’nin Venediklileri diyebileceğimiz Hollandalılar tıpkı Avrupa’nın güneyindeki Ceneviz ve Venedikliler gibi ticaretle uğraşmışlardır. Bu yüzyıldan itibaren sömürgeler edinen Hollanda, Osmanlı devletinin Endonezyalı Müslüman öğrencileri askeri okullarda okutma kararı üzerine İslam dini üzerine ilgisini arttırmış, hatta Müslüman hacılarla bile ilgilenmiştir. I. Dünya Savaşı’nda I.Dünya Savaşı’nda Hollanda ile ticarî ilişkilerimiz kesilmiştir. Lozan Konferansı’nda Hollanda, Türkiye konusunda taraf olmamaya dikkat etmiş, yeni Türkiye ile 30 Haziran 1925’te dostluk ve iş birliği antlaşması imzalamıştır. 1960’lı yıllar Türk işçilerinin Hollanda’ya gitmesiyle farklı bir boyut kazanmıştır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Hollanda ziyareti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Osmanlı-Hollanda ilişkilerinin 400’üncü yıl dönümü dolayısıyla Hollanda devletinin konuğu olarak 16 Nisan 2012’de Hollanda’ya resmi ziyarette bulunmuş, Kraliçe tarafından kendisine “Hollanda Aslanı Büyük Şövalye Nişanı”, eşi Hayrünnisa Gül’e de “Hollanda Kraliyet Büyük Nişanı” tevcih edilmiştir.