Pek çok yazıyı paylaştım. Bunların içinde en zorları yakinen tanıdığım isimleri yitirdikten sonra yazdıklarım oluyor. İbrahim Erkal, Halil Öztürk, Sadık Kocakaplan aklıma ilk gelenler. Bunların arasına birlikte okuduğumuz bir kardeşimiz daha katıldı ne yazık ki. Üzülerek yazdığım bir yazıyı sizlerle paylaşacağım bugün . Oğuz kardeşimiz; sıcak ve dost canlısı tavrı, istekli ve azimli oluşu, şair ve edebiyatçı kimliğiyle bizlere çok katkı sağlayan bir kardeşimiz olarak bizlerdeki özel yerini muhafaza edecek. Ve güzel birçok anımızın olduğu bir kardeşimdi. Onunla bir röportaj yapmak istediğimde bu isteğimi kırmadı ve yaklaşık 1.5 sene evvel dolu dolu bir görüşmede bulundum. Bu röportajı yapmamızın asıl sebebi Oğuz’un; uzun süre kast direktörlüğü yaparak pek çok dizi ve filmde kast direktörü olmasından kaynaklanıyordu ki; röportajı yaptığımız dönemde Umur Turagay’ın yönettiği İkimizin Yerine filmin kast direktörlüğünü üslenmişti. Oğuz; bu mesleğe babasının bir arkadaşının yönlendirmesiyle ve Kelebeğin Rüyası filimde kast asistanı olarak başlamıştı. Kastingci arkadaşlarımız, sinemaya ve dizilere çok hayati bir görev sağlarlar. Söyle ki; doğru kast bir filmin veya dizilerin daha çok kitlelere ulaşmasında etkin bir rol oynar. Yani; anlayacağınız kast sorumluları oyuncuları tedarik eden kişi olarak adlandırdılar. Oğuz Gülmez’le yaptığımız röportajda ; Oğuz kardeşimiz kast direktörleri başta olmak üzere sektörün bir çok isminin yeterince değer bulmadığını düşünüyor ve bir kast direktörleri derneğinin kurulması gerektiğini ifade ederek; girişimlerde bulunacağını söylüyordu. Umarım Oğuz’un meslektaşları bu konuda bir çalışma yürütüp bir an evvel bir kast direktörleri derneğini oluşturur. Çünkü; mesleki işbirliğiyle dizi ve sinema sektörümüz kendi sorunlarının bir bölümünü aşmayı başardıysa da gidecekleri daha çok yolları olduğu bir sinema eleştirmeni olarak gözümüze çarpmakta. Röportajdan sonra Oğuz kardeşimle telefonda görüşmüş ve bana neden dünyada kullanılan ismiyle Casting değil de; Kasting olarak yazıldığını sormuştu. Ben de şu yanıtı verdiğimi hatırlıyorum; “Gazetelerimizde (TÜNAYDIN ve SON-AN) imla kurallarına özen gösterildiği gibi, kelimelerin yabancı anlam ve kullanımları yerine Türkçe karşılıklarına da özen gösterilmekte.” Tabi; ikimizde telefonda gülümsemiş ve Oğuz kardeşime röportaj hakkında bilgi vermiştim. Deneyimli kadromuz Türkçe’mizin kullanımda hassasiyet gösteriyorlar. Bu nedenle deneyimli meslek büyüklerime, Türkçe’mizin daha düzgün ve özenli kullanılmasında bizlere öğrettiklerinden ötürü teşekkürlerimi ileteceğim. Oğuz kardeşimin anısına daha önce paylaştığımız röportajdan bazı kısımları bir kere daha sizlerle paylaşacağım. Oğuz kardeşimi rahmetle anarken; Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesinde sekreterlik görevini üslenerek uzun süreler biz öğrencilere yardımda bulunan annesi Oya Runa Hanımefendi, babası ile tüm yakınlarına baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. Ayrıca, TÜNAYDIN ve SON-AN ailesinin de; Oğuz’a rahmet ve ailesine baş sağlığı dileklerini de bu yazımız aracılığa ileteceğim. Maltepe Üniversitesi’nde Görsel İletişim ve Tasarım bölümünde okurken tanıdığım Oğuz Gülmez’le yaptığım röportajın ilk kısmı daha çok Oğuz’u kısaca tanıtıcı bir bölümdü. İlerleyen aşamada ise Türkiye’de son yıllarda bir atılım yaşayan dizi ve sinema sektörünün hayati bir konusu haline gelen kast konusunda yaşanan sorunlar üzerineydi. Oğuz; bunun en önemli sebebinin düşük bütçeler olduğunu ifade ederken şu cümleleri kullanmıştı (Devamı yarın)