“Türkiye’deki projeler dizi reklam ve sinema alanlarında çok çok fazlalaştı.Çünkü;talep çok arttı. İnsanların görsel anlamda ihtiyaç duyduğu hislere ve duygulara aracı oldu bu projeler. Projelerden sonra ajanslara da bireysel olarak talep artmış oldu doğal olarak. Âmâ ben şunu söyleyeyim; Türkiye’de bu işi profesyonel bicimde yapan kişi ve kurum sayısı çok yetersiz. Eğitim alıp da hak ettiği karşılığı bulan kişi sayısını da ben fazla göremedim. Ajanslara gelirsek talep çok fazla. Ajanslar da sadece sürümden para kazanabiliyorlar. Bu sürümden para kazanabilmenin sonucunda da kalitesiz kast ortaya çıkıyor. Zamanını boşa geçiren insanlar var. Bunun da en önemli sebebi düşük bütçeler. Dışarıda yakalanan kaliteli kastı Türkiye’de kolay kolay yakalayabileceğimize ben zannetmiyorum.” Gerçekten de; Oğuz’un dediği gibi sektörümüzün kast gibi ; besleyici damarlarına ciddi bütçeleri ayırılabilirsek, dünya çapında işleri ortaya koymamız hayal değil. Zaten atalarımızın da dediği gibi ucuz etin yahnisi çok da; lezzetli olmuyor. Sektör olarak bu gibi konularda daha güzel bir noktaya gelmeliyiz. Oğuz Gülmez kardeşim; kast direktörlerinin setlerdeki olan yaşamsal işlevini röportajımızın devamında şu sözlerle belirmişti ; “Cast direktörleri olarak projelerde istenilen düzey ve beklentilere göre seçim yapıp yönlendirme yapıyor ve buluyoruz. Benim amacım;daha çok bulmaya yönelik. Hani bir filimde bir role ihtiyaç vardır ve bende bu role uygun insanları kafamda canlandırırım ve kimseden den kafamda canlandırma konusuyla ilgili bir emir de almam. Kendi kafamda canlandırıldığım konuyla ilgili de ihtiyaçlar ve arz-talep mevzusu ile ilgili kararları yönlendirebilirim. En son seçilme aşaması geldiği zaman da ben elimdeki kastı sunarım. Rejiye onlar da yönetmene sunarlar. Buradan sonrasına da onlar karar verirler. Saçı söyle olsun ya da sakalı böyle olsun gibi.” Oğuz’a daha sonra “Kast hazırlanırken dikkat edilmesi gerekenler neler ?” sorusunu sorduğumda şu yanıtı vermişti; “En başta bütçe çok önemlidir. Bizim firmadan aldığımız bütçe çok önemlidir. Ona göre bir araştırma yaparız. Evet iyi bir oyuncuyla karşılaşabilir; hatta istediğiniz bir oyuncu bile olabilir. Âmâ; sizin verdiğiniz bütçeyle onun istediği bütçe birbirini tutmayabilir. Anlaştığınız zaman da oyuncunun takvimi,görünüşü, fiziği, saç rengi, kaş rengi her şeyi uyumlu olmak zorunda. Yine kostümü uygun olmak zorunda. Ayrıca provaları yapmak zorundayız. Bunun dışında çok olağandışı bir şey olursa da elimizde B,C,D,E hatta Z’ye kadar giden alternatif planları uyguluyoruz.” Oğuz’a genç yaşındaki kastingcilere “ Mesleğe Yeni Başlayanlar İçin Önerilerin Neler ?” diye de sormuştum. Sanırız bu mesleğe yeni girenlere Oğuz abisinin çok önemli tavsiyeleri mevcut. Bu tavsiyeleri verirken; söze meslek büyüğü ve şefi Eren Kanat’a ait “En başka yapacakları işi duygularıyla bağdaştırmasınlar “ sözüyle başlamış ve şu dikkat çeken ki; röportajımıza da başlık olarak kullandığımız cümleleri kullanarak bir takım tavsiyelerde bulunmuştu; “Şimdi; benim de çevremde bu işe hevesli olan pek çok çocuk var tabi. Benim çok sevdiğim bir şef olan şefim Eren Kanat’ın çok sevdiğim bir sözü vardır. Der ki; en başka yapacakları işi duygularıyla bağdaştırmasınlar. Yani bu meslekte söz sahibi olmak isteyenler ve mesleğe yeni başlayanlar duygularına hakim olmak zorundalar.Çünkü;duygularına hakim olamazsa çok sıkıntı çekerler. Sonuçta insan işi yapıyoruz. Tüm profesyonel mesleklerde duygusuz olmak gerekiyor. Bunun dışında da kendilerini geliştirebilmesi için; görsellik anlamında dizi, flim,reklam vb işleri çokça izlemeleri lazım. İzledikleri zaman da; hangi insan tipleri var, hangi kostümleri giyiyorlar, ne şekilde bir akış var. Bunları öğrenmeleri ve çok izlemeleri gerekiyor. (Devamı yarın)