Bir de benim bu meslekte söz sahibi olmak isteyenlere ve mesleğe yeni başlayanlara bir başka tavsiyem de şu; çok gezsinler ve çok insanlarla muhatap olsunlar. Yani; dilencisinden, şarapçısına, kent sahibinden, başbakana, cumhurbaşkanına değin herkesle muhatap olsunlar. Bir de herkesin seviyelerine göre inmeleri gerekiyor ki;işleri kolaylaşın. Bu sayede muhatap oldukları kimsenin frekansına erişmeleri söz konusu. Yani; şarapçıyla şarap, kahveciyle kahve içmeli. Çünkü; bilmediğimiz şeyler de ortaya çıkabliyor.Ve başka alanlarda da casting yapabiliyoruz. Bize aykırı gelebilecek yerlerde de cast yapıp; aykırı yerin ortamına uyum sağlıyoruz. Zaten dilinden anladığımız için de geriye kalan detayları çözebiliyoruz.” Kast direktörleri; işlerini yapabilmek için binbir zahmete giriyorlar. Dahası herkesle muhatap olmak zorundalar. Sadece kast direktörleri değil, biz gazeteciler de herkesle muhatap olmak zorundayız. Çünkü; vatandaşlarımızın durumlarını paylaşmak bizler için çok önemli kamu görevi niteliğine sahip. Onun için de; kast direktörü kardeşlerimizi çok daha iyi anlıyorum. Oğuz’un edebiyat tutkusundan, şiir tutusundan yazımızın başında bahsetmiştim. Kardeşimin, şiire olan tutkusu, röportajımızın ikinci bölümünde sorduğumuz soruya verdiği bir hayli ilginç cevapla aydınlık kazanıyor. Oğuz’un edebiyat ve tutkusu; aslında annesinin Oğuz kardeşim; ortaokul 1.sınıfta okurken zaten müziğe de ilgi duyan Oğuz’u Ceza’nın kasetini alması sonucu başlıyor. Oğuz da bu durumu şu cümlelerle özetliyor; “Ben Orta 1‘deyken annem(Oya Runa) bana Ceza’nın kasetini aldı. Ki o zamanlar; müziğe de ilgi duyuyordum.Daha sonra ben o kaseti dinledim ve bütün parçalarını ezberledim.Ben bunu öğretmenime ve arkadaşlarıma söyleyince okuduğum okulda adım “Psikolojisi Bozuk Çocuğa“ çıktı. Disipline gittim ve rape merakım daha da arttı. Ceza’nın Rapstar albümündeki sözler benim daha çok hoşuma gitmeye başladı .Ve bundan sonra da üzerine gittim. Düşündüm ki;ben daha güzel sözler yazabilirim. Daha güzel şarkı söylebilirim. O yüzden de; üniversite yıllarıma kadar amatör çalışmalarım oldu.Sonra kendi istediğim şeyleri veremediğim için rapten sıkılmaya başladım. Kaldı ki; rap müzik de bir şiirdir.Rap’in kelime açılımı da Ritmic American Poem’dir.Yani Türkçesi Ritmik Amerikan Şiiri’dir. Ritmik şiirdir aslına bakarsanız. Okuduğum kitaplardan ve yaşam tarzımdan da etkilenerek kendime has bir tarz oluşturduğumu düşünüyorum. Şiirlerim de bu şekilde oluşuyor. Şiirlerimi beğenenler olduğu gibi;beğenmeyenler de var. Çünkü; uyak kafiye hiçbir şey gözetmiyorum şiirlerimde. Kendi hislerimi olduğu gibi yansıtıyorum. Benim şiirlerim öyle normal insan psikolojisiyle okunacak değil.Normal ruh haliyle okuyanlar hiçbir şey anlamazlar. Benim şiirlerimi benim kafamda olanlar ancak anlayabilirler. Günümüz koşullarına da uygun düşen şiirlerdir bu yazdıklarım. Ben aslında şiirlerimle en özelimi paylaşıyorum. Yani; en özel duygu ve hislerimi paylaşıyorum.” Oğuz’un şairane yönünü bir başka yazımızda paylaşmak isterim. Çünkü; röportajımızın son bölümünde Oğuz Gülmez’in gündelik yaşamı hakkında da önemli bilgiler yer alıyor; Oğuz; film izlemeyi; kitap okumayı, hafta sonları da şehirden uzaklaşmayı seven biriydi. Oğuz kardeşim gerek iş yaşamı gerekse de özel yaşamı hakkında şu ayrıntıları paylaşmıştı. “Her sabah erken kalkarım iş zamanı. Setlere gittiğim zaman öncesinde; sabah 4’te kalkıp derin bir nefes alıp, o anı kendi kafamda kurup oyuncularımı ararım. Neleri yapacağız diye.Bu süreç sadece setlerde değil; ajanslarda çalışırken de geçerlidir. Ki; ona göre bir müdahalede bulunayım. İl dışında çalıştığımız işlerde de oyuncularımla sık sık toplanırım. Sahneden bahsederim onları motive ederim. Peki gündelik hayatımda neler yaparım. Ben hayattan keyif alan biriyim. Takıldığımız mekanlar var elbette;çalışanları ve sahipleriyle samimi olduğum yerlerdir. Film izlemeyi; kitap okumayı, hafta sonları da şehirden uzaklaşmayı severim. Mesela kız arkadaşımla Adalar’a kaçmayı tercih ederiz.Kamp yapmayı ve ateş yakmayı da tercih ederiz. Bisiklet benim hayatımda vazgeçilmezdir.” Bizler şu fani dünyamızda,doğal olarak gündelik hayat koşuşturmasında devam ediyoruz. Oğuz kardeşim şimdi ise defnedildiği Küçükyalı Mezarlığında huzur içinde eminim ki; uyuyordur. Yardımlaşmayı ve paylaşmayı seven Oğuz’uma; Rabbim öte dünyada güzelliklerini ve rahmetini ihsan eylesin; günahları varsa da af olsun.