SON DAKİKA
reklam
reklam

Trump’un söyledikleri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Ağustos 2018, Cumartesi - 07:47   Okunma Sayısı:

İran’ı tehdit etti ABD, Irak ve Afganistan’da yaptığı terörizmle mücadele sırasında, İran’ı da ciddi tehdit olarak görmüştü. Bu dönem George W. Bush dönemidir. İran’ın gücü ve milletler camiasında söz sahibi olması nedeniyle bu tehdidi bertaraf edecek tedbirleri göze alamadı. Barak Obama döneminde de İran’a saldırı seçeneği hiç göz ardı edilmemiş; ama özellikle İran’ın barışçıl nükleer programını devre dışı bırakacak yaptırımlar uygulamış, defalarca İran’ı askeri saldırı ile tehdit etmesine rağmen saldırmaya cesaret de edememişti. Aynı şekilde Trump, 9 Mayıs 2018’de yani nükleer anlaşmadan ABD’yi çektikten bir gün sonra İran’ı tehdit ederek şöyle demişti: “İran ya müzakere etmeli ya da başka bir şey olacak. Ben İran’a nükleer programına yeniden başlamamasını tavsiye ediyorum. Bunu kuvvetle tavsiye ediyorum. Eğer böyle bir şeye kalkarlarsa, ciddi sonuçlara katlanacaklar." şeklinde konuşmuştu. ABD Savunma Bakanı James Mattis ise yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a askeri saldırı gücüne sahip olmadığını itiraf etmiş ve bu konuda çıkarılan dedikoduları hayal ürünü ve hikâye olarak nitelemişti. Bu tekzip, Amerikalıların İran’ın füze ve asimetrik savaş başta olmak üzere savunma ve caydırıcı gücünün farkında olduklarını ve İran ile ABD arasında olası bir çatışma halinde İran güçlerinin bölgedeki Amerikan üslerine ölümcül darbeler indireceklerini iyi bildiklerini ortaya koymuştur. İslam İnkılâbı üzerinden 40 yıl geçmiş olsa da ABD’nin İran’a yönelik tehdit ve baskıları bitecek gibi görünmüyor. Kuzey Kore’yi tehdit etti Kuzey Kore’nin çatlak (!) lideri, füze denemeleri yanında demeçleriyle de ABD ve müttefiklerini kızdırmış, karşılıklı demeç savaşı ABD, Güney Kore ve Japonya’nın harp gemilerinin katılımı ve ortak tatbikatlarla gövde gösterisine dönüşmüştü. Trump, bölgeye uçak gemisi gönderse de Kuzey Kore’nin tavırlarında değişiklik yaratamamıştı. Pyongyang’ın en yakın müttefiki Çin’in Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Kuzey’in, Güney Kore’nin dostluk ve barış teklifini tamamen reddetmediğini” söylemekle yetinmişti. Uzun menzilli füze denemelerine karşılık ABD topraklarının hedef alınması Başkan Trump’ı çıldırtmış ve Kuzey Kore’nin ABD’yi tehditlerinin sürmesi halinde “…dünyanın daha önce görmediği bir ateş ve öfkeyle karşılık verileceği…” tehdidini savurmasına neden olmuştu. Füze programını pervasızca sürdüren Kuzey Kore’ye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) de yeni yaptırımlar uygulama kararı almış, Pyongyang ise kararı kınamıştı. Sonuçta grafik eğrisi tırmanışa değil düşüşe yönelmişti. Türkiye’yi tehdit etti Türkiye, ABD’li din adamı Brunson’u ev hapsi koşuluyla cezaevinden tahliye etse de, ABD’yi memnun edemedi. ABD Başkan Yardımcısı Pence’in açıklamasının ardından Başkan Trump’tan da sert bir açıklama geldi. Süper güç, Erdoğan ve Türkiye’yi açıkça yaptırım uygulamakla tehdit etti. Hele ki, ABD Başkanı Trump, "Rahip Brunson uzun zamandır gözaltında tutulduğu için Türkiye'ye geniş çaplı yaptırımlar uygulayacağız. O, bir Hristiyan, aile babası ve harika bir insandır” diye söz eden Trump, “Çok büyük acılar çekiyor. Bu masum inanç adamı derhal serbest bırakılmalı.” şeklinde devam etmiştir. Sonuçlar 1. İran’ tehdit etti, özellikle ABD’li Demokratlar tarafından ciddiye alınmadığı gibi, alaylı bir anlayışla eleştirildi. Geçtiğimiz senelerde İran’ı defalarca askeri saldırı ile tehdit eden ABD’nin Savunma Bakanı bu ülkenin İran’a saldırma gücüne sahip olmadığını itiraf etti. 2. Kuzey Kore’yi tehdit etmişti. Anlaşma sağlandı. 3. Türkiye’yi tehdit etti, çok sert karşılık buldu. Savunma Bakanı işi yumuşatacak söylemlerde bulundu… Bizde meşhur bir söz vardır: Gırtlak dokuz boğumludur, diye… Haklılık payı yok mu?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam