Sizlere bu hafta bir kitaptan alıntılarla tanıtım yapacağım. Üçünü de aldım ve bir solukta okudum. Sonraki günlerde bu kitaplarla ilgili yazılarımı da yazacağım. Klasik Gitar Tarihi I Günümüzde kullandığımız biçimiyle “klasik gitar”, 1869’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Ancak bu tarihten önce de –özellikle Avrupa’da- kimi gitar olarak adlandırılan kimi de farklı isimlere sahip fakat şekil olarak klasik gitara benzeyen birçok çalgı kullanılmıştır. Bu anlamda klasik gitarın her yönüyle, kendisinden önceki çağlarda kullanılan gitar benzeri çalgılardan evrimleşerek günümüzdeki formuna kavuştuğunu söyleyebiliriz. Bahsi geçen çalgıların tamamı bir zincirin halkaları gibidir. Bir öncekini tanımadan bir sonrakini anlamaya çalışmak klasik gitar müziğine ilişkin değerlendirmelerimizde boşluklar yaratacaktır. Bu sebeple klasik gitarın ortaya çıkmasından önceki gitar benzeri çalgıların klasik gitar tarihinin ayrılmaz birer parçası olduğunu unutmamak gerekir. İşte Klasik Gitar Tarihi serisi, temel olarak bu anlayışla hazırlanmış, çalgının tarihi, ulaşılabilen en eski örneklerinden itibaren ele alınmıştır… Barok Döneminde Gitar II 16’ncı yüzyılın sonlarına doğru Rönesans sanatına bir tepki olarak ortaya çıkan Barok sanat, öncelikle yeni ve hareketli bir mimari anlayışla kendini göstermiş, daha sonraki yıllarda müzikte de yansımasını bulmuştur. Başlangıcı ve bitişi için kesin bir tarih verilememekle birlikte müzikte Barok Dönemin yaklaşık 1580/1600 -1750 yılları arasında yaşandığı kabul edilmektedir. Bu doğrultuda Barok müzik 16’ncı yüzyılın sonlarından itibaren uzun cümleli, süslü Rönesans müziğine kıyasla daha gösterişli ve sürekli bas eşliğinde söylenen –ya da çalınan- tek sesli şarkılara dayanan bir müzik akımı olarak yaygınlaşmaya başlamıştır. Yaklaşık 150 yıl gibi uzun bir süreyi içine alan Barok dönemde müzik dili belirgin değişimler geçirmiş, hem çalgı hem de ses müziği alanında birçok yeni tür ve form ortaya çıkmıştır... Klasik ve Romantik Dönemde Gitar III Müzikte Barok üslûbun yerini klasik anlayışa bıraktığı 1750’li yıllarda Barok gitar hâlâ kullanılıyordu. Beş çift telli bu çalgının 16’ncı yüzyıl sonlarında başlayan serüveni henüz sona ermemişti. Ancak cevabı merak edilen bir soru vardı: “Barok gitarla Klasik dönem eserleri çalınabilecek miydi? Yani gitar müziği de lavta ve klavsen gibi giderek yok mu olacaktı?” Klasik dönem müziğinin icrasında yetersiz kalan Barok gitar, 19’uncu yüzyıl başlarında yerini yavaş yavaş altı tek telli Romantik gitara bırakıyordu. Gitarın altın çağı olarak nitelendirilen bu yıllarda neredeyse her orta ailenin evinde bir gitar bulunuyordu… 1850’lere gelindiğinde ses gürlüğünün yetersizliği nedeniyle gözden düşmeye başlayan gitarın bu karanlık yıllarında güneş 1860’ta İberya’dan doğdu. Akdeniz sahillerinde boy veren bu akbaşlı kardelen kendi halinde yaşayan bir gitar yapımcısı olan Antonio de Torres’in ellerinde yeniden can buldu… Kitabın yazarı Soner Uluocak, 1975’te Ankara’da doğdu. Üniversite yıllarında klasik gitara ilgi duymaya başladı. Çalışmalarında kendi gayretleriyle belli noktaya geldikten sonra Türkiye’nin ilk kuşak gitaristlerinden Can Aybars’tan (1917-1999) dersler alma şansını elde etti. 1997’de Türkiye’nin uluslararası alanda tanınan gitaristlerinden Ahmet Kanneci ile tanıştı. Bu tarihten itibaren çalışmalarını onunla sürdürdü. Yurt içi ve yurt dışında birçok ustalık sınıfına katılarak dünyanın çeşitli ülkelerinden birçok gitaristle çalıştı, konserler verdi, radyo ve tv programlarına katıldı. Gazi Üniversitesi Müzik Eğitimi Ana bilim Dalında 2003 yılında yüksek lisans, 2008’de ise doktora eğitimini tamamladı. Halen Hacettepe ÜniversitesiAnkara Devlet Konservatuvarı Gitar Sanatı dalında öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.