SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir Futbol Efsanesi Necdet Niş’in Öyküsü (2)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 26 Ağustos 2018, Pazar - 09:25   Okunma Sayısı:

İşte; kısıtlı imkanlarla yaşayan ancak mutlu ve huzurlu olanların dönemiydi o yıllar. 1940’ların ikinci yarısında futbol sevdası ağır basan Necdet Nis, Hamamönü İnönü İlkokulu’unda bir sene boyunca futbol tarihimizin kendine özgü kimliklerinden olan ve geçtiğimiz sene aramızdan ayrılan İlhan Cavcav’la da bir sene birlikte okuyor. 1950’lerin başında adı o senelerde Ankara Beşiktaş olan, Akalar futbol takımı Niş’e davette bulunuyor, ancak Necdet Niş, İlhan Cavcav’ın gün yüzüne yeniden çıkarttığı 1950’li yılların Ankara’sının popüler kulübü olan ve oturduğu mahallesinin takımı Hacettepe’nin yolunu tutuyor. Röportajın bu bölümünde Necdet Nis’ten Ankara’dan gecen bu yılları şu şekilde öğreniyoruz. “Rahmetli Karagöz Kemal diye bir kabadayı vardı ama bileğine kuvvet. Mahalleden toplanırdık, mesela Yenişehir’e maça gideceğiz. O zamanlar Ankara’da aralarda irtibat yok, öbek öbek semtler var. Mesela Çankaya’nın oralar hep bağ, bir tek köşk (Cumhurbaşkanlığı Köşkü) vardı. Ayrancı, Çankaya’nın alt tarafıydı. Hatta şöyle bir söz vardı: ‘Ayrancı’da bağın var mı, anırgan eşeğin var mı, Angaralısın,’ derlerdi oranın şivesiyle. Küçükesat filan, hep bağlıktı oralar. Yani Ankara’nın yerlisi yazın o tepelere bağa çıkardı. İşte biz oralara maça giderdik. Allah rahmet eylesin, Kemal abi kahvenin önünde iskemlede otururdu. Kalın enseli, bileğine kuvvet bir adamdı, bıçak filan kullanmazdı. Oradan geçerken, ona uğramak mecburiyetindeydik. Hani şimdi bir yere maça giderken, federasyondan izin alıyorsun ya, onun gibi. ‘Kemal abi, Maltepe’ye veya Yenişehir’e maça gidiyoruz,’ derdik. ‘O zaman ben de geliyorum,’ derdi. Tabii o semtlere yürüyerek gidiyoruz. Onun sandalyesini de alıp taşırdık. O saha kenarına otururdu. Bizim emniyet supabımızdı o. Yoksa döverlerdi bizi. Başka muhite gittiğin zaman Allah’ın emri, dayağı yersin mutlaka. Fakat Kemal abi sahanın kenarında oturdu mu, mümkün değil, kimse dokunamazdı.” Angara’dan futbol sevgisiyle yola çıkan Angara’lı genç Necdet Hacettepespor’un zirve yıllarında top koşturdu. Hacettepespor’un 1950’lerdeki bu altın cağını, 1953’de genç takımda, iki yıl sonra da A takımda oynamaya başlayan N Niş’in röportajında şu satırlarla öğreniyoruz. “Cebeci Çayırı’nda bir saha yapılmıştı, haftada iki gün orada idman yapıyorduk. Eski hakemlerden bir abimiz, sonra eski futbolculardan bir abimiz bizi çalıştırdı. Hacettepe’nin ilk forma rengi yeşil-beyazdı. Hatta armasında kama vardı, delikanlı mahallesi ya. Cebeci Çayırı’ndan Kurtuluş’a giderken yazlık Çiçek Sineması vardı, gece orada idman yaparlardı. Rahmetli Sarı Veli vardı. Sandalyeleri kenara çekip koştururlardı. 19 Mayıs Stadı’nın dış sahalarında amatör maçlar oynanırdı. Çok gördüm, rahmetli Şükrü Saracoğlu orta çizginin bittiği yere gelir, bir sandalyeye oturur o maçları seyrederdi. Oğlu Aydın, Ankara’da savcıydı. Bizim yöneticiliğimizi yaptı 60’lı yıllarda. Bir de Mustafa Deliveli vardı, Demokrat Parti Hatay senatörüydü. 1960’larda başkanımız oydu. 1966’da evlendiğimde nikah şahitliğimi yapmıştı.” Askerliğini Eskişehir’de Hava Astsubay Okulu’nda yapan Necdet Niş’in takım arkadaşları arasında İlhan Cavcav’ın abisi Tayyar Cavcav’da yer alıyordu. Hacettepespor 1959’daki kadrosunda Tayyar Cavcav ve Necdet Niş’in yanında İlhan Cavcav’ın bir başka akrabası Kaleci Cevat (Muratal), Cavcav ailesini temsil eden diğer bir isimdi. Timuçin Berker, Cahit Sümer, Abdullah Beriş, Aydın Milli, Ercan Ertuğ, Halis Harman, Cevat Muratal, Hayri Şener, Oktay Arıca, Tayyar Cavcav, Necdet Niş’ten oluşan 11’ll 1960’ların başına kadar takımı ayakta tuttular. Ancak; Hacettepespor mahalli liglere kadar düşüp, tekrardan profesyonel liglerin yolunu tutunca o kadrodan Necdet Niş kaldı. Menüsküs sakatlığı yüzünden üç kere ameliyat olan Necdet Niş, sakatlığının nüksetmesi sonucu futboldan erken denebilecek bir yaşta koptu. Son maçında Fenerbahce’yle karşı karşıya gelinmişti ve Can Bartu ve futbolcu olarak son sezonlarını geçiren Lefter Küçükandonyadis de bu dönem Fenerbahçe’sinin as kadrosunda yer alırdı. 25 Aralık 1966’da Ankara’da Hacettepespor-Fenerbahçe maçı Necdet Niş’in aktif olarak futbolculuğu bıraktığı son maçıydı. Ancak; futbolu terk etmedi ve antrenör olarak futbola olan hizmetlerini sürdürdü. Necdet Niş’in ve o dönemin futbolcularının atıkları gollerle başa çıkamadıkları üç isim vardı. Ankara Havagücü’nden Şeyhmus, Fenerbahce’den Naci Erdem ve Galatasaray’dan ağları delen golleriyle Metin Oktay! Niş o günleri söyle anlatıyor; “1953’ten 1966’ya kadar oynadım. 1957 senesinde profesyonel oldum. Başlangıçta idmanlara filan çıkıyorduk ama abilerimiz vardı, biz çömezdik o zamanlar. Eski WM sistemine göre defans sağ bek, sol bek, sağ haf, santrhaf, sol haf diye dizilirdi. Ben o beş yerde de oynadım. O zamanki imkanlara göre takımların kadrosu dardı. Neye ihtiyaç görürlerse oynardık. Fakat devamlı oynadığım esas yerim sağ bek ve sol haftı. Sol ayağımı pek kullanmazdım, zaten o günkü futbolda pek gerekmezdi. Bekler ileri gitmezdi. Ankara’da bir takımla oynuyorduk. Rahmetli Sabri Kiraz hocamızdı. Ne olduysa, topla santrayı geçmiştim. Dışarıdan bir bağırışı var bana, çok büyük bir suç işlemiş gibi hemen geri kaçtım. O zamanki WM sisteminde sağ bekler rakibin sol açığını tutmakla mükellefti. O zaman kademe yok, deplase olmak yok, önünüze sol kanatta gelen misafir kimse onunla meşgulsünüz. Santrhaf oynarsan rakibin santrforunu tutardın. (Devamı yarın)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam