Rahmetli Metin Oktay çok büyük bir yetenekti, çok büyük özelliklere sahipti. Onun karşısında, o zamanlar santrhaf olarak bir Fenerbahçeli Naci abi baş ederdi. Bir de Ankara Havagücü’nde Şeyhmus diye bir arkadaşımız vardı, sonra ordudan ayrılıp Ankaragücü’nde oynadı; bir de o mücadele ederdi. Ben de santrhaf oynadım. Onun (Metin Oktay) yetenekleri karşısında bütün santrhaflar aciz kalıyorduk. Ama bugünkü futbolda birinden kurtuluyorsun öbürü geliyor. Futbol artık kazandığı hız açısından da çok farklı. O zamanlar haftada iki idman yapardık. Şimdi bazı günler üç idman yapılıyor.” Tabi teknikler, oyun sitili, mücadele anlayışı değişiyse de bir şeyde eksilme olmadı. O da futbola olan sevgi ve ilgi. Futbolu samimi ve içten sevenlerin, futbolu kısır çekişmelerden ve başarısız tablodan bir an evvel kurtarmalarını diliyoruz. Röportajın son bölümünde ise Niş’in Fenerbahçe’de Didi’nin yardımcısı olduktan sonraki dönemdeki ilginç anılarını okuyoruz. Bu dönem kadrosunda Aydın Çelik, Cemil Turan, Osman Arpacıoğlu, İbrahim Ejder, Ziya Şengül, Alpaslan Eratlı, Zafer Göncüler, Adil Eriç, Onur Kayador, Turgay Eratlı, Haluk, Teoman, Yalkın, Abdullah, Eyüp Odabaşı, Yavuz Şimşek. Rüçhan, Ersoy Sandalcı, Niyazi, Selçuk Yula, Emin, Serkan Acar, Ender Konca, Selahattin Karasu, Yılmaz Şen kadroda yer alıyorlardı. O dönem yardımcı antrenör olan Necdet Niş bu unutulmaz dönemi şöyle anlatıyor. “Bir yıl Göztepe’de kaldıktan sonra 1974’te Fenerbahçe’ye geldim. Rahmetli Basri (Dirimlili) abiyle Didi’nin yardımcısı olduk. Aslında bir yıl evvel, ben Federasyon’dayken Fenerbahçe beni istemişti. İstanbul’a görüşmeye geldik, rahmetli başkan Faruk Ilgaz’la anlaşamadık. Sonra Göztepe’deyken – Nisan ayıydı galiba – antrenmandan kulübe gelmiştim. Kulüp müdürü, Emin Cankurtaran’ın aradığını söyledi. Efes Oteli’nde beni bekliyormuş, gittim. Bir yıl evvel gittiğimde rahmetli Emin abi ikinci başkandı. O görüşmede artık başkan olmuştu. ‘Bu sene geleceksin,’ dedi. Didi Fenerbahçe’ye geldiği zaman antrenörlük backgroundu olan biri değildi ama çok büyük bir isimdi. Futbolcuyla pek muhatap olmazdı. Kamplarda odasından hiç çıkmazdı. Antrenmanlarda çalışmaları ben yaptırırdım. Portekizceden başka bir dil bilmezdi. Bana Nejat derdi, Basri abiye de Baris. Çok az Türkçe biliyordu. Her maçta söylediği bir taktik vardı: Cemil-Osman-Mustafa tur. Yani sürekli yer değiştirin, deplase olun derdi. Alpaslan libero oynuyordu. Ona, ‘Alpaslan sen güzel erkek. Yok riziko, stope top – pas!’ derdi. Bütün taktik buydu. Galatasaray maçlarında da, ‘Var bugün Fenerbahçe fiesta,’ derdi. Bu tip konuşmalar yapardı ama dünya futbolunda da beş büyük adamdan biriydi. Saygı duyulan bir kişiliği vardı.” Necdet Hoca, Didi’nin ülkemizdeki saygınlığını ve popülerliğini şu sözlerle ortaya koyuyor: “İstanbul’da Boğaz Köprüsü’nden parasız geçen bir reisicumhur vardı, bir de o. Para almazlardı ondan. Çok saygın, çok beyefendi bir kişiliği vardı, toprağı bol olsun.” 1975’den sonra Altay ve Fenerbahçe’deki başarılı işleri Niş’i futbolda aranan antrenörler listesine soktu. 1980’lerin ortasında çalıştırdığı ve Türkiye Kupası şampiyonu da olan Sakaryaspor’da Oğuz Çetin, Engin İpekoğlu, Aykut Kocaman, Turan Sofuoğlu, Rahim Zafer,Hakan Şükür,Tuna Güneysu gibi isimler de ilk kez adlarını futbol dünyasına henüz duyuruyorlardı. Bu kadroyu “Deli” bir kadro olarak niteleyen dönemin Sakaryaspor futbolcusu Tuna Güneysu’ya göre dönemin Sakaryaspor A Takım Kadrosu deliler,akılllar gençlerle çok üst düzey futbolculardan oluşuyordu. Bu ilginç dönemi Tuna Güneysu şu şekilde belirtiyor; “O kadar enteresan bir kadro ki, çok deli vardı, genç vardı, bir de kendi halinde akıllı adamlar vardı ama deli çoktu. Bir de çok üst düzey futbolcular vardı. Otoriter biri değildi. Sadece kalbine girerdi adamın, oynarsın. O takımı başka türlü idare edemezsin, her an savaş çıkar" Beş yıl Fenerbahçe alt yapısını çalıştıran Necdet Niş futboldan hiç kopmadığı gibi İdealtepe’de yeni yetenekler peşinde koşturdu. Necdet hocayı Nisan ayının ılık bir bahar gününde 12 Nisan’da sonsuzluğa uğurladık. Ailesi, dostları, Fenerbahçe ,Altay, Sakaryaspor camiaları cenazedeydi. 2014’te İdealtepe’de maç izlerken karşılaştığım Necdet Niş hoca, bize “Spordan hiç kopmayın.” demişti. Necdet Niş’in bu sözünü harfiyen yerine getiriyoruz.