SON DAKİKA
reklam
reklam

Sivas Kongresinin Tarihimizdeki Yeri -1-

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 3 Eylül 2018, Pazartesi - 10:48   Okunma Sayısı:

Tüm okuyucularımızın 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor; tüm şehitlerimize ve hayatta olmayan gazilerimize Allah'tan rahmet; hayatta olan gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyorum. 4 Eylül 1919 tarihi milli mücadelemiz için anıt tarihlerden birisidir. Bugün Sivas Kongresi toplanmıştır. Bu kongre Mustafa Kemal’in Amasya Genelgesi’ni açıklamasının ardından I. Dünya Savaşı’ndan sonra ağır yara alan ve işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak, Türk milletinin tam bağımsızlığını sağlamak amacıyla çareler aramak için seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas’ta bir araya geldiği kongredir. Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919-11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ve aynı zamanda ulusal bir kongre niteliği de taşıyan bir kongredir. Kongre, Amasya Genelgesi’nde de milli bir kongre olarak öngörülmüştü. Kongreyi tüm engelleme yönelik girişimler de sonuçsuz kalmıştır. Sivas Valisi Reşit Paşa, Erzurum'da olan Mustafa Kemal Paşa’ya 20 Ağustos 1919 tarihinde Fransız Binbaşı Bruno'nun “Sivas’ta bir kongre toplanırsa Sivas'ı işgal edeceği”ni bildirmiş ve çok gerekli değilse vazgeçilmesini istemişti. Mustafa Kemal Paşa ise endişeye yer olmadığını ve Fransızların blöf yaptığını belirterek Valiyi rahatlatmaya çalışmıştır. Ulusal mücadele yanlıları arasındaki sorunlardan bir diğeri de Erzurum’da seçilen Temsil Heyeti’nden bazı üyelerin Sivas’a gitmemesiydi. Mustafa Kemal Paşa Erzurum'dan hareket etmeden önce, Siirt Mebusu Sadullah Bey ortada yoktu, Servet ve İzzet Beyler Trabzon'a dönmüşlerdi. Temsil Heyeti’nden yalnızca Mustafa Kemal, Rauf, Raif Efendi, Şeyh Fevzi, Bekir Sami Sivas'a gidiyorlardı. Daha başlangıçtaki bu çözülme düşmana karşı birlik görüntüsünü zayıflatarak ulusal mücadele yanlılarında çekingenliklere neden oluyordu. Mustafa Kemal Paşa bütün bunların yanında “Amerikan Mandası” taraftarlarına karşı koymak zorunda kalacaktı. İstanbul'dan Halide Edip ve Kara Vasıf'tan gelen mektup ile Ali Fuat Paşa tarafından Erzurum'a yollanan 3 mektupta da açıkça Amerikan mandası isteniyordu. Halide Edip için bir parantez açalım; ilgili tarihlerde milli mücadelenin Amerikan İşbirliği ile kazanabileceğini savunan Halide Edip (Adıvar) kısa bir süre sonra düşüncesini değiştirip milli mücadelede ön saflarda yer alacak ve tarihe de “Halide Onbaşı “ olarak geçecektir. Halide Edip’in mektubunda yine işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca ;Milli Mücadelede ön saflarda yer alan Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile Kara Vasıf da işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapılması gerektiğini savunmuştur. Ancak; Milli Mücadelenin milli azimle ve milli bir yolla çözülmesi gerektiğini savunan Mustafa Kemal Paşa yanındakilere şöyle diyecektir; “Biz başarılı olacağız. Buna şüphem yok. Acaba zafere kavuştuğumuz ve memleketi kurtardığımız zaman Osmanlı ricali (ileri gelen yöneticileri) utanç duyabilecekler mi? Öyle bir manda istenecek veya verilecekmiş ki, hâkimiyet hakkına, dışarıda temsil hakkımıza, kültürel bağımsızlığımıza, vatanımızın bütünlüğüne dokunulmayacakmış. Buna, Amerikalılar değil, çocuklar bile güler. Her şeyin başında Amerikalılar kendilerine hiçbir menfaat temin etmeyecek bir mandayı niçin kabul etsinler ki? Amerikalılar bizim kara gözlerimize mi aşık olacaklar! Bu ne hayal ve ne gaflettir! Hayır paşalar hayır, hayır, beyefendiler hayır, hayır, hayır hanımefendiler hayır, manda yok, ya istiklal ya ölüm var.” Nitekim yıllar sonra Halide Edip Adıvar yani Halide Onbaşı verdiği bir röportajında Milli Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa ne kadar haklıymış !" demiştir. Bu arada tarihi kongre 4 Eylül 1919'da toplanır. Mustafa Kemal’in Kongre başkanı seçilmemesine yönelik girişimler olmuştur. Mustafa Kemal Paşa, Kongre binasına girerlerken Rauf Bey'in “başkan olmamasına” yönelik sözlerine, “Bekir Sami Bey'in evinde aldığınız kararı bana tebliğ ediyorsunuz öyle mi?” karşılığını verir. Bekir Sami Bey'in kaldığı evde Rauf, Kara Vasıf, İsmail Hami Beyler ve bazı kimseler toplanarak Mustafa Kemal Paşa'nın kongrede başkan olmaması için karar almışlardı. Eğer; Mustafa Kemal Paşa başkan seçilmeseydi , manda fikrini daha kolay kabul ettirebilirlerdi. Mustafa Kemal Paşa büyük çoğunlukla başkanlığa seçilir. Kongrenin ilk üç günü, üyelerin ittihatçı olmadıklarını açıkça belirtmek için ant içmekle, İsmail Fazıl Paşa'nın hazırladığı yemin taslağını düzeltmek, Padişah’a yollanacak bağlılık yazısını hazırlamak ve gelen telgraflara yanıt vermekle geçer. Ancak dördüncü gün gündeme geçilebilecektir. Kongrenin 5.Günü ve sonrasındaki günler manda tartışmalarıyla geçer. Bu tartışmaların kaynağını ise 8 Eylül günü, İsmail Hami (Danişment) tarafından hazırlanmış ve 25 delegenin imzasını taşıyan “Amerikan Mandası”nı isteyen önerge oluşturur. Önergede; Amerika'nın en büyük demokrat ülke olduğunu, yine ABD sayesinde Türkiye'nin kurtulabileceğini ve uygarlaşacağını ve kendi kendini yönetmeyi öğrenebileceğini ileri sürülmüştür.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam