SON DAKİKA
reklam
reklam

Kanlıca’dayım -I-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 5 Eylül 2018, Çarşamba - 10:08   Okunma Sayısı:

 

Bir tespit

Koca bir bayram tatili geldi geçti. Büyük çoğunluğumuz Ege ve güney kıyılarımızı doldurdu. Renkleri yanık, dövmeleri canlı, yüzleri gülücüklü tatilcilerimiz dönüşte anlatacaklar: “Bir eğlendik bir eğlendik ki… Oradaki eğlence mekânı iyiydi ama yemekleri pek de iyi değildi… A noktası hafif esintili, B noktasında denize girilemiyordu. Bu kadar soğuk su olamaz. Dipten mi kaynıyor nedir?”

İstanbul boşalmıştı. Ben İstanbul’un bu halini hep severim. Bir yerden bir yere gitmek ne kadar kolay ve kısa sürede oluyor. Kanlıca’da oturduk, yoğurt yedik. Çocukluğumda en sık gittiğim yerlerden biridir. Çocukluk arkadaşlarım Yılmaz ve Ekrem (şimdi müteveffa) Körfez’de yüzmenin tadı bir başkaydı.

 

Bir cumartesi günü

Her cumartesi günü Paşabahçe’de oturan Alzheimer hastası annemin yanında kalıyorum. Bugün akşam saatlerinde Maltepe’ye dönmek üzere onun yanından ayrıldım. Meğer Kavacık’a sahilden giden otobüse binmişim. Kanlıca’ya yaklaşırken inip bir yoğurt yemek geldi içimden ve durakta indim.

Kuruluşu çok eskilere dayanan Kanlıca, Boğaz’da yoğurt yemek isteyenlerin aklına ilk gelen mutena semtlerden biridir. Kanlıca denilince akla ilk gelenler deniz, akıntılar, tekne, balık-balıkçılık, yoğurt üretimi ve hayvancılık konularıdır. Deniz sefaları, saltanat kayıklarının gezileri, kahvehane sohbetleri her zaman için Kanlıcalıların anıları arasında yer alır.

Bu semtte tarihi çeşme, cami ve yalılar sayıca çoktur. Kanlıca iskelesinin tarihin akışı içinde önemi büyüktür.

İskelenin yanında yer alan İskender Paşa Camisi, Kanlıca’nın tarihi yapılarından birisidir. 1560 yılında İskender Paşa tarafından yapılmıştır bu cami… Günümüzde de hizmet veren caminin karşısındaki sokak sizi Mihrabad Korusu’na götürür. Koru sizlere harika bir Boğaz manzarası sunar.

I. Mahmut tarafından düzenlenen koru padişahlar tarafından da ilgi görmüşse de giderek küçülmüştür. Yahya Kemal, gözlerden uzak saatler geçirmek için bu koruyu tercih etmiş, koru güzel manzarasıyla şaire ilham kaynağı olmuştur. Otağtepe de Kanlıca’nın tarihi mekânlarından biridir.

 

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa

Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...

                                                  (Yahya Kemal Beyatlı)

 

İş çıkışı akşam saatleri… Oturun iskelenin yanındaki kafede. Gözlerinizi mavilikle buluşturun. Karşı sahile yeşilliklere bakın ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın

 

Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında

Yekpâre geniş bir ânın

Parçalanmaz akışında

 

dizelerini söyleyerek başlayın zamanın bütünlüğünü vurgulamaya ve;

 

Kökü bende bir sarmaşık,

Olmuş dünya sezmekteyim

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim,

(Edebiyat üzerine adlı eser s: 488) dizeleriyle aynı şiire son verir.

 

Yoğurt siparişi

İskelenin hemen yanındaki kafede oturdum. Siparişim getirilene kadar biraz yoğurttan bahsedeyim: Yoğurt gerçekten de sadece yaşam süresini uzatmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukların büyümesini kolaylaştırıyor. Metabolizmayı zehirli maddelerden temizliyor. Organizmanın doğal bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kolesterol oranını düşürüyor.

Bu nedenlerle yoğurt, büyüme çağındaki çocuklar, sporcular ve yaşlılar için gerekli. Canlı kültüre yani bakteri kültürüne dayanan meyveli yoğurtlara gelince, canlı kültür içerdikleri ölçüde hem sağlıklı hem de lezzetli olma özelliklerini koruyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam