SON DAKİKA
reklam
reklam

Kanlıca’dayım -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Eylül 2018, Perşembe - 09:44   Okunma Sayısı:

 

Meyveli yoğurtlar

Bazı meyveli yoğurtların ek faydaları da vardır. Örneğin; erikli yoğurt hazmı kolaylaştırıyor, papatya çiçekli yoğurt sakinleştiriyor. Yaban mersinli yoğurt ise vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Sağlık koşullarına uygun olarak üretilmiş meyveli yoğurdu tüketirken bir taşla iki kuş vurmuş oluyorsunuz. Hem yoğurdun içindeki kalsiyum, demir ve fosfor gibi maddelerin etkilerinden hem de meyvelerin ek yararlarından faydalanıyorsunuz.

Kafkasya’da yaşayan 100 yaşını aşmış insanlar, uzun yaşamın sırrının bol bol yoğurt yemek olduğunu savunuyorlar. Bilim adamları da aynı tez üzerinde görüş birliği içindeler; ama başka terimlerle…

 

Bir de tarihten…

Sırpların 17 Ekim 1830 tarihinde muhtariyet kazanmalarından 13 Temmuz 1878’de bağımsız oluşlarına kadar geçen sürede, hem Sırplar hem de Müslümanlar açısından dönüm noktasını 1862 yılındaki Belgrad Olayları oluşturur.

Bu olaylardan sonra Sırplar emellerine nail olmuşlar ve Müslümanların Sırbistan’dan çıkarılmalarının ilk aşamasını gerçekleştirmişlerdir. Mihail Obrenoviç’in ikinci kez Başknez oluşuyla 1860’da başlayan Sırp-Müslüman gerginliği, 1862 Belgrad Olayları ile doruğa ulaşmıştır.

Olaylarda Sırpların kaleye saldırmaları üzerine Belgrad Muhafızı Aşir Paşa, Belgrad’ı topa tutmuştur. Yegâne amacı Müslümanları Sırbistan’dan çıkarmak olan Mihail Obrenoviç, bu fırsatı iyi değerlendirmiş ve durumu lehine çevirmiştir. Büyük devletler, Belgrad’ın bombalanmasını hoş karşılamamışlar ve Kanlıca’da bir konferans toplanmasını sağlamışlardır. Konferansın sonunda 4 Eylül 1862’de Kanlıca Protokolü imzalanmış ve Sokol ile Uziçe Kalelerinin yıkılması ve Sırbistan’daki Müslümanların mülklerini satarak Sırbistan’dan çekilmeleri sağlanmıştır.

 

Bir anı

Yıl 1972… Kuleli Askeri Lisesi’nden 11 kişi (resimdeki arkadaşlar) Körfez’e yüzmeye gitmiştik. Sahildekilerden biri ilerideki teknede Sadri Alışık’ın bulunduğunu söylemişti. Arkadaşlarım da benim bu semtin çocuğu olduğumu ve tekneye yüzerek gitmemi, Sadri Alışık’ı sahile davet etmemi istemişlerdi.

Tekneye kadar yüzmek tamam da teknede Sadri Alışık ile konuşmak zor bir görevdi benim için… Dediklerini yaptım arkadaşlarımın. Tekneye yaklaşınca arkadaş grubuyla oturan Sadri Alışık’a seslendim:

 

    ---Sadri Bey, ben Kuleli Askeri Lisesi son sınıf öğrencisiyim. Sahilde 10 arkadaşım daha var. Sizi sahile davet ediyor ve resim çektirmek istiyorlar. Beni de size gönderdiler. Rica etsem gelir misiniz?

 

Sadri Alışık her zamanki babacan tavrı ve halk adamı edasıyla “Tabii be Kumandan… Gelirim tabii” diyerek denize atladı. Sahile kadar birlikte yüzdük. Denizden çıkarken tüm arkadaşlarım onu alkışlamışlardı.

 

    ---Geleceğin kumandanları, merhaba? deyince hemen çevresini sarmış ve resim çektirmeye başlamıştık bile… Şöhret sahibi bir insanın bu kadar alçakgönüllü olmasına akıl erdiremiyorduk. Ne kadar içtendi. Sık sık kullandığı “Geleceğin kumandanları” şeklindeki hitabıyla hepimizi yüceltiyordu.

Sonra biraz güneşlendik. Esprilerle bizlere yönelttiği sorularıyla konuşmasını renklendiriyor, tıpkı filmlerdeki gibi hep güler yüzlü olmaya özen gösteriyordu. Bu değerli anlar kısa sürdü. Bizlerden müsaade istedi. Tahta iskeleden atladı. Bu kez hepimiz ona tekneye kadar eşlik etmiştik. O gülücüklü çehre bugün aramızda yok. Kendisine rahmetler diliyorum. Nur içinde yatsın!

Bir şeyi daha belirtmek ve bir hakkı daha teslim etmek istiyorum. Hem Kuleli Askeri Lisesi’nde hem de Kara harp Okulu’nda yılda bir kez yapılan ve sanatçıların da davet edildiği müzikli gecelerimiz olurdu. O yıllardaki sanatçılarımız hem gelirler hem de bir ücret talep etmezlerdi. Askeri öğrencilere karşı son derece sevgi doluydular.

Diğer sanatçılarımızı incitmemek için onların isimlerini burada saymak istemiyorum. Ancak hayatta olanlar engin sağlıklar, vefat etmiş olanlara rahmetler diliyorum.

 

Birazdan kalkacağım. Ah anneciğim, hayatın çileler içinde geçti. Ne olurdu şimdi şu Kanlıca’da seninle birlikte olsaydık ve aşk ve tabiat şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Kış Bahçeleri” şiirinin şu dizelerini terennüm etseydik:

 

Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta, 
Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı 
Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta, 
Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam