SON DAKİKA
reklam
reklam

Fransız etkileri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 10 Eylül 2018, Pazartesi - 09:17   Okunma Sayısı:

 

1984-1987 yılları arasında İskenderun’da görev yapmıştım. Burada gecenin her saatinde hanımlar tek başına dahi sahilde gezebilirler ve hiç kimse tarafından rahatsız edilmezler. Gayet medeni bir yöremizdir. I. Dünya Savaşı sonunda burada Fransızlar bir süre egemen kalmışlardır. Şimdi İskenderun’daki mimari yapılar hakkında kısa bilgiler sunmak istiyorum:

Kaymakamlık Binası

    İskenderun’da bugün Kaymakamlık olan, eskiden konak veya serayil denilen bina Fransız delegenin ve mutasarrıfın çalışma yeri ve Suriye idaresinin merkez yönetim yapısı olarak 1928 de inşa edilmiştir.

    U biçimin oluşturduğu öndeki avlunun çevresini iki katta revakların çevrelediği bir plan düzeni vardır. Kemer kullanımı, karo mozaik döşemeler, yan ve arka cephelerin çatı korkuluk duvarları yapıda yerel etkilerin egemen olduğunu göstermektedir.

Adliye sarayı

    İskenderun’da eski Adliye Sarayı 1927’de Ayvazyan isimli Ermeni mimar tarafından tasarlanmıştır. Yörenin en görkemli resmi binası olan dikdörtgen planlı yapının girişi olan her cephesinin orta aksı taç kapı düzeni ile yükseltilmiştir.

    Çatı, korkuluk duvarları arkasına gizlenmiştir. Havuzlu iç bahçe, katlarda bu bahçeye bakan ve çalışma odalarına geçiş sağlayan yarı açık revaklı koridorlar, renkli fayans cephe süslemeleri, ilginç desenleri olan karo mozaikle kaplı döşemeler yapının özellikleri arasındadır.

Merkez Bankası

    İskenderun’da T.C. Merkez Bankası Şubesi, eski Suriye Lübnan Bankası (Bank De Syrie Edugrand Liban) binasının bir cephesi Millet Parkı’na diğeri Atatürk Bulvarı’na bakmak üzere bir köşe arsasına yerleştirilmiştir. 1929 yılında Fransız Mimar E. Chenille tarafından tasarlanmıştır.

    Simetrik yapının ön cephesine önem verilmiş, orta aks basamaklı bir tepelikle yükseltilmiştir. Ortak merkezli sivri kemerlerin oluşturduğu giriş kapısı ve gene üstleri sivri kemerli ince uzun yan açıklıklar Gotik ve İran etkili eklektik bir tutum sergilemektedir.

    Çatının yükseltilen duvarlar arkasında gizlenişi ve cephedeki renkli fayans süslemelerle yapının mimarının Fransız olmasına rağmen yöresel özelliklere daha açık olduğu gözlenmektedir.

 

Hastane binası

Hastane binası Batı’nın neo-klasik mimarlık etkilerinin en iyi izlenebildiği örneklerdendir. İskenderun Hastanesi 1930–1932 yılları arasında St. Josephe De I’apparition Sirleri tarafından yapılmış, 1932 de hizmete açılmıştır.

İskenderun Devlet Hastanesi, eski adlarıyla Fransız hastanesi veya Hospital Nouvelle… İkişer katlı 3 bloğun  “h”  biçimi yaptığı bir plan şeması gösterir. Simetrik kütlesi ve üst kat pencerelerinde Palladio motifinin kullanıldığı kemerli açıklıklarıyla cepheleri, sivri kemerler dışında neo klasik etkiler yansıtmaktadır.

 

Fransa’nın medenileştirme programları

Fransa, gittiği her yerde işgal kurallarını uygulamış; ama Fransa’yı küçük düşürecek hareketler ortaya çıktığında Fransa’yı yüceltecek davranışlar göstermiştir. İstiklâl Savaşı’nda işgal ettiği yerleri terk ederken uçakları ve mühimmatı bizlere hibe etmesi, Hastane işlerinde kolaylıklar sağlaması vb…    

Milyonlarca Müslüman’ının peygamberine yalancı ve deccal diyebilecek kadar alçalan François Marie Arouet Volter, (21 Kasım 1694-30 Mayıs 1778) ünlü Fransız yazar ve filozofudur. Volter, Batı’nın İslam’a karşı beslediği düşmanlığı deşifre eden bir Fransız’dır. Bu edepsiz şair, Hazreti Peygamber’i şöyle tasvir etmiştir.

“Fitne koparıcısı, Ruh-ül Kudüs’ten vahiy aldığını iddia eden yalancı deccal, üstelik bir de kitap sahibi olduğunu iddia etmektedir ki, onun da her satırı aklın prensipleri ile mütenakız olan faydasız şeylerle doludur”

Denis Diderot (1713-1784), Fransız ansiklopedisinin de yazarları arasındadır. Fakat o da Hristiyan taassubuna mağlup olarak İslam Peygamberini “insan katili, kadın toplayıcısı ve hür aklın en büyük düşmanı” ilan etmekten çekinmemiştir. Daha yüzlerce yazarın İslam aleyhine uydurduğu yanlış bilgilerle donatılan misyonerler Anadolu’ya salıverilmiştir.

    Kısa süren manda yılları sırasında Fransızlar çabalarını, bölgeyi kalkındırmak için değil fakat amaçları doğrultusundaki planlarını uygulaya bilmek için alt yapı gereksinimlerini ve yol ağını gerçekleştirme konularında yoğunlaştırmışlardır. Türk mimarisinin izlerini ve Türk kültürünün yansımalarını her alanda olduğu gibi mimaride de silme işgalcilerin hareket noktası olmuştur. Suriye’de ve Sancak’ta kentlerin yapısında Fransız müdahalesi, örneğin koloni Cezayir’in Bone kentindeki gibi bir düzeye ulaşmıştır.

    Mimarlık üzerindeki etkileri birkaç bina ile sınırlı kalmış, bölgede kalıcı olup olmayacaklarını kestiremediklerinden yeni binalar için bir üslup oluşturma ve bu alana yatırım yapma yönünde bir çaba göstermemişlerdir; zaten buna zaman ve fırsatları da olmamıştır.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam