Raporda yer alan bir başka avantajın da; sanal paralarla yapılan işlemlerle ortaya çıkan anonim işlemler olduğu belirtmekte. Anonim işlemlerde devlet otoritelerinin müdahalesi sınırlanmakta ve kişisel verilerin korunması kolaylaşmakta. Bu anlamda isim, adres, kredi kartı numarası, ya da telefon numarası gibi bilgilere gerek olmaksızın işlemlerin gerçekleşebilmesi, potansiyel kimlik hırsızlığının önüne geçilmesinde etkili olduğu raporda belirtilmekte.
Şimdi gelelim; AB Kripto Para Raporunda belirtilen dezavantajlı durumlara. Raporda; kripto para özelinde dijital hırsızlık ve dolandırıcılık yöntemleri ile kolay şekilde el değiştirmesi üzerine vurgu yapılıyor. Örneğin bir exchange işlemi sırasında ya da elektronik cüzdan uygulamasından sanal paralar kolayca el değiştirebilmektedir.Bu şekilde sanal paraların çalındığı, siber atakların hedefi olduğu pekçok örneğe rağmen, raporda geleneksel finansal sistemde bu örnekler güçlü regulatif ortam ve düzenleyici otoritelerin varlığı sayesinde oldukça sınırlı olduğuna dikkat çekilmekte.
Raporda vurgulanan bir diğer dezavantaj da;sanal paraların kurlarındaki dalgalanmanın ekstra boyutlara ulaşabilir olması (avro, dolar gibi devlet paraları ile kıyas yapılıyor ) da vurgulanıyor ki; bu konuda 17 Aralık 2017’de Bitcoin 19,435 US$ iken 5 Şubat 2018’de 6,858 US$ seviyelerine gerilemiş ve iki ay gibi kısa bir sürede 64.7% seviyelerinde bir dalgalanma olması raporda örnek olarak veriliyor.
Raporda yer alan bir başka dezavantaj da, hemen yukarıda bahsettiğimiz, anonim işlemler ve kişisel verilerin güvenliği üzerine. Her ne kadar tam ve keskin bir şekilde anonim sanal para dünyasında dahi mümkün olmasa da, gerçek ve tüzel kişilerin kimliklerinin saklanmasına imkan veren bu sistem terör grupları, uyuşturucu ve yasa dışı silah tacirleri, ya da vergi kaçakçıları tarafından kullanılabilmekte. Raporda; varsayımsal olarak, sanal paraların gelişi güzel kullanımı, finansal yaptırımların bertaraf edilmesini beraberinde getirerek, etkili dış politika yürütülmesinin dahi önünde bir engel haline gelebilir savı öne sürülmekte.
Sanal paralar açısından rapordaki bir başka dezavantaj da, bu paraların parçası olduğu sistemin kullandığı elektrik miktarıdır. Sözü edilen elektrik miktarı bankaların hali hazırda kullandıkları ile karşılaştırılamayacak derecede yüksektir. (Örneğin, Bitcoin’in neredeyse Çek Cumhuriyeti’nin senede tükettiği elektriği tüketiyor olması ) Özellikle, iklim değişikliğinin ciddiyeti karşısında, düşük maliyetlerle işlem yapmaya olanak sağladığı düşünülen sanal paralar, çevresel açıdan oldukça yüksek maliyetlere yol açmakta. Yine raporda belirtilen bir başka maliyet kalemi ise, sanal paraların bazı bilgisayar parçalarında yarattığı fiyat artışı ve özellikle grafik kartı gibi parçalar açısından yarattığı tedarik açığı olarak ifade ediliyor.
Avrupa Birliği tarafından Temmuz 2018’de yayımlanan bu rapora göre, sanal paralar, merkez bankalarınca tedavüle sürülen devlet paralarının yerini yakın gelecekte alamayacak. Buna rağmen; raporda devletler tarafından yapılan regülasyonlarda sanal paraların ihmal edilmemesinin isabetli olduğu savunuluyor.
Araştırmacı-Hukukçu Sn. Belkıs Vural Çelenk'e raporun Türkçeleşmesine yaptığı katkılardan ötürü ayrıca teşekkür ediyorum. Bu vesileyle de; yakın zamanda kaybettiğimiz Ekonomist -Yazar Güngör Uras'a Allah'tan rahmet diliyorum. Umarım yazımız;Ayşe Teyzelerin,Mehmet Amcaların işine yarar.