SON DAKİKA
reklam
reklam

Yemen’de çarpışmalar -I-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 24 Eylül 2018, Pazartesi - 10:20   Okunma Sayısı:

 

I.Dünya Savaşı, bütün insanlığın nefretini kazanmış, binlerce insanın ölümüne neden olmuş, ülkelerin sınırları sorun yaratacak şekilde çizilmiş bir boğazlaşmadır. Orta Doğu’da İngilizlerin yürüttüğü entrikalar, hileler ve bölücü faaliyetler siyaset adı altında ortaya konmuştur.

İran, gerek Arap Yarımadası’ndaki gerekse Orta Doğu’daki ülkelerin karşısına bir tehdit unsuru olarak konulmuştur. Sınırların bu kadar sorunlu olduğu bir başka coğrafi bölge yoktur. Ayrıca bu bölge yer altı ve yer üstü servetleriyle her zaman iştah kabartan bir bölge olarak görülmüş ve çatışmalara sahne edilmiştir.

Yemen hakkında kısa bilgi 

Müslümanın Müslümana kırdırıldığı bir köşededir Yemen… Arap Yarımadası’nın güneyinde 527.970 km2 yüzölçümü ve yaklaşık 25 milyon nüfusuyla çileli olan bu ülke, 16’ncı yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

Her dönemde çalkantılı yönetimler altında kalmış olan Yemen, özellikle 19’uncu yüzyılda İngilizlerin kışkırtması sonucu İmamların Osmanlı idaresine diklenmeye başlamıştır. Mondros Mütarekesi ile Yemen’de Osmanlı hâkimiyeti fiilen sona ermiş, Lozan Antlaşması ile hukuken Osmanlı toprağı olmaktan çıkmıştır.

Yemen Zeydilerinden İmam Yahya, Yemen Zeydi Emirliği’ni kurmuş ve ilk hükümdar olmuştur. Yönetim, daha sonra Mütevekkil Krallığı adını almıştır. Diğer kabile reis Muhammed el İdrisi’nin ölümü taht kavgalarına yol açmıştır. İmam Yahya bu durumdan faydalanarak 1925’te Hudeyde’yi ele geçirmiş, 1934’te Suudi Arabistan ile yaptığı savaş sonrasında Taif Antlaşması’nı imzalamıştır.

1948’de İmam Yahya’nın bir suikast sonucu öldürülmesiyle oğlu Ahmed bin Yahya yönetimi ele geçirerek Taiz’i başkent yapmıştı. Bu kez 1955’te İmam Ahmed’e yönetilen isyan başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1956’da Mısır ve Suriye’nin oluşturduğu Birleşik Arap Emirliği’ne katılmış, 1961’de Emirlik’ten çıkmıştır.

1962’de İmam Ahmed ölünce yerine oğlu Muhammed Bedr imam seçilmiş; ancak bir hafta sonra başlatılan isyan sonucu Yemen’in kuzeyine kaçmıştır. Yemen’in kuzeyinde Mısır’ın desteğiyle kurulan Yemen Arap Cumhuriyeti (Kuzey Yemen)’nin ardından yeniden iç savaş başlamıştır. 1967’de Güney Yemen bağımsızlık ilan edilince sosyalist blokta yer almış ve Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne dönüşmüştü.

Kuzey ve Güney Yemen çatışmaları

Kuzey ve Güney Yemen arasında 1972 ve 1979 yıllarında sınır çatışmaları meydana gelmişti. 1986’da tekrar yaşanan iç çatışmalar iç savaşa dönüşmüş, 1990’da her iki Yemen’in birleşmesinin ardından 1994’te yeni bir iç savaş başlamıştı. Ali Abdullah Salih, cumhurbaşkanı olarak seçilmiş, anayasa değişikliği yapılmıştı. Salih 2004 yılında Şii Zeydi isyanıyla uğraşmak zorunda kalmıştı.

Arap Baharı rüzgârı, Ali Abdullah Salih’in 33 yıllık iktidarına son vermiş, Başkan Yardımcısı Hadi göreve gelmiş; ancak sorunları çözmekte yetersizliği ortaya çıkınca Şii Husilerin Ensarullah Hareketi ile ordu kuvvetleri arasında çatışmaların çıkması Cumhurbaşkanı Hadi ve Başbakan Mahfuz’u istifaya götürmüştü. Geçici başkanlık konseyi kuracaklarını bildiren Husiler, bu konseyle Sünnilerin çoğunlukta olduğu Yemen’i iki yıl yöneteceklerini belirtmişlerdi.

Husiler kimdir?

Husilerin ismi Hüseyin Bedir el Din el Husi’den geliyor. Şiiliğin Zeyyidiye koluna mensup olan Husiler, aynı zamanda Ensarullah olarak da bilinen isyancı grubun üyeleridir. Yemen nüfusunun üçte birini oluşturan Zeyyidiler, 1962′ye kadar asırlarca ülkenin kuzeyini yönetmiştir.

El Husi, örgütün amacını, merkez kabul ettikleri Saada’da daha fazla özerklik elde etmek, Zeyyidi geleneklerine göre yaşamak ve inançlarına zarar verdiklerini düşündükleri Sünni İslamcılardan korunmak şeklinde açıklamıştır. El Husi, bu düşüncelerle 2004 yılında başlattığı ilk isyanını yönetirken Yemen ordusu tarafından öldürülmüş, ailesi, 2010 yılında hükümetle bir ateşkese varana kadar beş ayaklanmayı öncülük etmiştir. 

2011 yılında Husiler, Salih’e karşı protestolara katılmış ve oluşan boşluktan faydalanarak Saada ve Amran’da kontrol altında tuttukları alanı genişletmişlerdir. Arap Baharı denilen sürecin başında, şimdi müttefik oldukları Ali Abdullah Salih’e de karşı gelmiş ve Yemenlilerin isteklerine tabi olmuşlardı. Husiler, dünya petrolünün önemli bir bölümünün taşındığı Babülmendep Boğazı’na doğru yönelmeye başlamaları ve Amerika aleyhtarı tavır takınmaları bardağı taşıran damla olmuştu.   (Devam edecek)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam