SON DAKİKA
reklam
reklam

Sosyal laboratuvar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Ekim 2018, Pazartesi - 11:54   Okunma Sayısı:

 

Boğaz ve nehirlerde akıntının güçlü olduğu yerlerde akıntıya karşı kürek çekmek zor olduğu için zaman zaman tekneler kıyıya yakın giderler hatta kıyıya halat atarak oradan birkaç kişinin çekmesiyle bu kesimi atlatırlarmış. Hatta bu işten maişetini temin edenler varmış. Bu yedekçi hakkı, kamunun olup yalı sahibi hak iddia edemezmiş. İşte Boğaz sefer ve gezilerinde gördüğümüz ama bilmediğimiz bir ayrıntı sizlere...

 

***                                  ***                               ***

 

Şu Beyoğlu dedikleri yer gerçekten bir sosyal laboratuvar… Turistler, başı açıklar, başı kapalılar, kenarda bira veya şarap içenler… Simitçiler köşe başlarını parsellemiş, biri diğerinin egemenlik sahasına giremiyor. Boyacılar, çakmak gazı satıcıları da öyle.

Bir başka köşede çıplak ayaklarıyla yere basan saçı sakalı birbirine karışmış, pejmürde kıyafetli bir genç dileniyor. Uzaktan izlediğim kadarıyla yerden topladığı sigara izmaritlerini biriktiriyor. Avucunun içine sakladığı bir izmariti de içiyor.

 

***                                  ***                               ***

 

Paşabahçe ile ilgili birkaç yazı yazmıştım. Orası benim doğduğum yer… Emeklediğim, topa ilk tekmeyi attığım, saklambaç oynadığım, çamaşır yıkama günlerinde anneme Safiye Sultan Çeşmesi’nden su taşıdığım semtim…

İlkokulu orada bitirmiştim. Dedem vefat ettiğinde 4’üncü sınıftaydım. Karnelerimi hâlâ saklıyorum. Bizim zamanımızda fotoğraf makinesi yoktu. Yapamadıklarımı yapmak için kendimi zorlamış, bu okuldan mezun olan yeğenimin bolca resmini çekmek suretiyle kendi çocukluğumu yaşamıştım.

Paşalara ait bahçelerden ismini alan bu semtte o eski bahçeler ve yalılar belki yine var; ama duvarlarla çevrilmiş. Adı, bilmem ne paşa yalısıdır da biz onu hiç görmeyiz, yerini de bilmeyiz. Beykoz Belediyesi, Beyoğlu’nda eski binaların adının yazıldığı gibi Paşabahçe’de ana cadde üzerinde bulunan yalıların hizalarına tarihteki isimlerini yazdığı takdirde hem bizler hem de turistler için büyük lütuf olacaktır…

 

Yalının şimdiki sahibinin kim olduğu önemli değil, eski adını öğrenmek istiyoruz… Hatta bunu bütün Boğaz kıyısındaki yalılar için de düşünebiliriz.

 

***                                  ***                               ***

 

Hayatım boyunca ya bir kez ya da iki kez kahveye gitmişimdir. Bunların ikisi de Van’ın Erciş kazasında merak saiki ve birini bekleme amacıyla olmuştur. Kıtlama şeker, kısa bacaklı tabureler, demlenmiş İran çayı ve alçak masalarla da bu sayede tanışmıştım.

Emekli denizciler; havanın patlamasından, yağmurun boşalmasından, sisin çökmesinden ve rüzgârın kuvvetinden söz ederler, eski denizciler de gençliklerinde bunlarla nasıl baş ettiklerini anlatırlardı. Avcılar av hayvanlarını yakalamak için nasıl taktikler ürettiklerini anlatırlar, hatta fıkralara konu olabilecek bilinçsiz “uçuşlar” yaparlardı.

Bu kahvehanelerde geçmişteki anılar anlatılırken şimdilerde hayat pahalılığından konuşulur olmuştu. Şimdi darbeyle mücadele, tankı durdurma yöntemleri, tankın önüne yatma cesareti öne geçti. Bir gerçek var ki, geçim darlığı kişileri birbirine çay ısmarlamaktan bile uzaklaştırdı.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam