Yeryüzü nimetlerinin paylaşımı adil şekilde olmadığından sürekli anlaşmazlıklar hatta savaşlar çıkmaktadır. Enerji altyapısı, tarihçesi, teknolojisi ve stratejisi tam olarak bilinmiyor. Bu nedenle gelecekte yaşanması muhtemel uluslararası gelişmelerin ülkemizi de etkilemesi kaçınılmaz olmaktadır.
Petrol, 19’uncu yüzyıl sonları ile 20’nci yüzyıl başlarında demiryollarının döşenmesine neden olmuş ve ait olduğu coğrafyanın önemini arttırmıştır. Ayrıca yapılan geniş tesislerle kıyı şeridindeki tabii halin bozulmasına, bölgesel nüfusun çoğalmasına yol açmaktadır. Deniz trafiğinin yoğunlaşmasına, deniz kirliliği ve kazalara neden olduğu gibi savaşlara da sebep olabilmektedir.
Orta Doğu coğrafyası
Dünya petrolünün neredeyse üçte birinin Orta Doğu coğrafyasında bulunduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra bölgede üretilen petrolün dünyaya dağıtılmasında Uzak Doğu-Avrupa hattı üzerinde geçiş noktası oluşturması enerji sektörleri için vazgeçilmez bir coğrafya özelliği taşımasına neden olmaktadır.
Bu durumun orta vadede de değişmeyeceği, petrol üretimi ve tedarikinin Orta Doğu üzerinden devam edeceği ve petrol türevlerinin yeni pazar imkânlarına yol açacağı ihtimalini göz ardı edemeyiz.
Deniz korsanlıkları, Arap Baharı etkileri, Suriye ve Irak Savaşı gibi koşullar, uzmanların analizlerine rağmen petrol sevkiyatını pek de olumsuz yönde etkilemiş gibi görünmüyor. Buna sebep, çıkarları için Orta Doğu’ya göz dikenlerin yeri geldiğinde asker ve güç kullanmaktan asla imtina etmemeleri olarak gösterilebilir.
IKYB-Rusya petrol antlaşması
Orta Doğu’da menfaatlerin seyri din, milliyet, ittifak vb gibi etkenlere bağlı kalmaksızın her an değişebilmektedir. IKYB (Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi), Körfez Harekâtı’ndan sonra ABD ile yakın temas kurmuş ve petrol gelirleri konusunda ABD’nin desteğini kazanmaya çalışmıştır. Türkiye ile yakınlaşarak Irak merkezi yönetiminden kopmayı ve kendi başına Türkiye’ye petrol satmayı denemiş ancak ABD’nin uyarılarına maruz kalmıştır.
Haziran 2017’de, IKYB Tabii Kaynaklar Bakanı Hawrami ile Rus petrol şirketi Rosneft’in CEO’su Igor Sechin arasında Rusya’da düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda 20 yıllık bir petrol antlaşması imzalanmıştır.
Rus haber ajansı TASS’ın açıklamasında ilk teslimatın, 600 bin varil petrolle başlayacağı, ihracatın Türkiye’nin Ceyhan limanına giden boru hattı üzerinden yapılacağı ve Trieste limanı üzerinden Almanya’daki Rosneft rafinerisine teslim edileceği bildirilmiştir. Bu antlaşma ile Amerikan petrol şirketlerinin yerine Rusya’nın Kürt petrolünün yeni müşterisi ve bölgenin söz sahibi yeni aktörü olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Türkiye açısından
Üzerinde bulunduğu güzergâh nedeniyle Türkiye, Avrupa ve Uzak Doğu enerji devlerinin muhatabı olma özelliği göstermektedir. 2014 yılında Kürt petrolünün Ceyhan üzerinden uluslararası enerji piyasalarına aktarılması konusunda önemli rol oynamıştır.
Rusya’nın Kürt Yönetimi ile yaptığı anlaşmayı 20 yıllık süreye çekmesi, Türkiye’nin petrol dağıtımında düğüm noktası olma rol ve özelliğini de ileriye çekmektedir. Bunun sonuçlarının kalıcı olacağına da şüphe yoktur.
Türkiye-Katar ilişkileri
1932 yılından itibaren Katar petrolleriyle ilgilenen İngilizler, Bahreyn’de petrol çıkarmaya başladılar. Eylül 1960’ta OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği), kurulduktan sonra Katar, 1961’de Birlik’e katılmıştır. Bugün için Katar, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üreticisi konumundadır.
Türkiye, emperyalist güçlerin Orta Doğu’ya gösterdikleri ilgi karşısında çekimser kalmamış, bu LNG zengini ülkeyle ilişkilerini geliştirmiştir. 7 Haziran 2017’de TBMM, Katar’a asker yollanmasını ve iki ülkenin birlikte askeri tatbikat yapmasını onaylamıştır. 18 Haziran 2017’de beş zırhlı araç Türkiye’den yola çıkarak Katar'ın Doha şehrine ulaşmış ve Türkiye burada bir askeri üs tesis etmiştir.
Suudi Arabistan Katar’a geçit veren tek sınır kapısını kapatınca Katar’ın ithalâtı arasında Türk besin ürünleri ön sırada yer almıştır. Kargo uçaklarıyla süt, yoğurt, tavuk ve meyve çeşitleriyle ilk dört ayda Türkiye’nin Katar’a olan ihracatı yüzde 90 artmıştır. Bu gelişmeler Türk-Katar siyasi ilişkilerinde de zirve yapmıştır.
Sonuç olarak, Orta Doğu’da petrol varlığı söz konusu olunca Türkiye’nin tarihten gelen alâka ve menfaatlerini devam ettirmesi kaçınılmazdır. Bu ilginin etki alanına dönüşmesi ise alkışlanacak bir tablodur.