SON DAKİKA
reklam
reklam

Fotoğraf Dünyamız Onu Çok “Ara”yacak (II)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 24 Ekim 2018, Çarşamba - 11:14   Okunma Sayısı:

1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nda ise Yavuz da dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu'nun donanmasının büyük bir kısmını elimizde tuttuk. Bu gemilerden birisi olan Yavuz Zırhlısı’nın 1918 yılında çarptığı iki mayından kalan hasarın tamir edilmesi uzun bir süreç aldı. Zira; Aralık 1926'da Fransız şirketi Atelier et Chantiers de St. Nazaire-Penhöet ile geminin Gölcük Donanma Tersanesi'nde tam bir onarım ve yenilemeye girmesi konusundaki anlaşmadan bir süre sonra yürütülen tamirat esnasında yüzer havuzun çökmesi ve sonrasında yüzer havuzun alımında yolsuzluk yapılmasına ilişkin soruşturma süreci Denizcilik Bakanı İhsan Eryavuz’u koltuğundan etti ve bakanlığın lav edilmesine yol açtı. (Bugün Denizcilik Bakanlığı’nın işlevini Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı yürütmektedir. Savunma gemileriyle ilgili alanlar ise Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının sorumluğundadır. ) Yavuz 1930 yılında Türk Donanması'na tekrar katılarak donanmanın bayrak gemisi oldu. 1933'te Türkiye Başbakanı İsmet İnönü'yü Varna'dan İstanbul'a taşıdı. Sonraki yıl Türkiye'yi ziyarete gelen İran Şahı'nı Trabzon'dan Samsun'a götürdü. 1938 yılında kısa bir yenilemeden geçen Yavuz, Kasım 1938'de ise Atatürk'ün vefatının ardından naaşını İstanbul'dan İzmit'e taşıdı. Bu arada ;Yavuz ve donanmanın diğer gemileri İngiliz Donanma Ataşesi tarafından kısmen zayıf hava savunma silahları sebebiyle "modası geçmiş" olarak değerlendirildi. 1938'de Hükümet donanmasını genişletme planlarına başladı. Bu planlara göre deniz filosu iki adet 10.000 tonluk kruvazör ve on iki destroyerden oluşacak, Yavuz ise 1945'te ikinci kruvazörün hizmete girmesine dek donanmada kalacaktı. Donanma ayrıca 1950-1960 yılları arasında 23.000 tonluk bir gemi daha inşa etmeyi planlıyordu. Hükümetin planları yaklaşan II. Dünya Savaşı sebebiyle tüm tersanelerin kendi ülkeleri için savaş gemisi üretmeye öncelik vermesinden dolayı uygulanamadı ve II. Dünya Savaşı boyunca hizmette kaldı. Gemi Karadeniz’deki en büyük görev alan iki gemiden ( diğeri Rus donanmasına ait Parizhskaya idi) olarak öne çıkıyordu. 20 Aralık 1950'de aktif görevden alınan ve 14 Kasım 1954'te donanma envanterinden düşürülen Yavuz Zırhlısı 1971'de sökülmek üzere M.K.E. Seyman'a satılır. 7 Haziran 1973'te söküm alanına çekilen Yavuz, Şubat 1976'da tam olarak sökülmüş, ancak 1980’lere kadar söküm için kurulan atölyede çalışmalar devam etmişti.

**********************************

Bu söküm işlemi devam ederken;o dönemde Stern dergisine çalıştığı zaman dergiden gelen öneri sonucu çekmeye başladığı Ara Güler’in fotoğraflar “Çocukluk Kahramanım” dediği “Kahramanın Sonu” filmiyle taçlanır. Taçlanır ama Güler bu filmi de yaklaşık 30 sene sonra izleyebilecektir. Güler bu çekim sürecini Nezih Tavlaş’ın 2009 yılında yayımlanan Foto Muhabiri: Ara Güler’in Hayat Hikâyesi adlı kitabında şu sözlerle açıklayacaktır. “Bir düşünsenize, suları yara yara gelen Yavuz hakkında şiirler, şarkılar yazılmış, tablolar yapılmış. Yavuz’da askerlik yapanlar övünç duyarak anlatmış. Sonra bu kahramanın parçalanışını görüyorsunuz. Kaynak makineleriyle kesiyor, parçalıyorlar. Üzüntülü bir durum, tam bir dram. Acısını hissetmemek mümkün değil. Ben de gayet milliyetçi bir herifim. Röportajı yaparken elimde çok malzeme birikti. Belgeselini yapmaya karar verdim. Yavuz bu, kolay sökülmüyor. Tam 10 yıl sürdü sökümü. Bir kahramanı öldürüyorlar. Bunun için adını Kahramanın Sonu koydum. 16 mm ile çekiyorum.” Evet 1973’te başlayan filme özel çekimler iki sene sürer. Kurgu süreci 1975’de başlar ve Orson Welles’in filminin kurgusunu yapan bir kadınla(muhtemelen Yvonne Martin) yapılan çalışmaların ardından ses ve İlhan Mimaroğlu’nun hazırladığı müzik sürecinin bitiminin ardından bir süre bekletilir. Filmi önce Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Salah Birsel izlerler ancak pek beğenmezler. Daha sonra ise; Kahramanın Sonu Amerika’da, Atlantic Records’un sahibi Ahmet Ertegün’e izletilir. Ertegün bu filmi oldukça beğenince film Ahmet Ertegün’ün destekleriyle tamamlatılır. (Devamı yarın) Dönemin Cumhurbaşkanı olan ve kendisi de denizlerde uzun süre çalışan emekli Oramiral Fahri Korutürk ile dönemin Deniz Kuvvetleri komutanı, filmi izlemek isterler. Kahramanın Sonu Ankara’da sansür kuruluna gösterilir ve kuruldan onay alamayıp , filmin Türkiye’de gösterilmesi yasaklanarak kopyasına el konulur. Ara Güler süreci şu sözlerle tarif edecektir; “Kurulda herkes filme iyi diyor. Ama biri var. Olmaz diye tutturuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir görevli. Takılmış filmde konuşma olmamasına. Sadece elektronik müzik var filmde. Sonra bu Fransızca kopya diyerek itiraz ediyor. İyi de filmde söz yok! Kurul sonunda bu film Türkiye’ye giremez kararı verdi. Filme el koyuldu.” Evet; kurul üyelerinin filmi pek de kavrayamamasıyla film kuruldan gerekli onayı alamayınca, filmin iş kopyaları Ara Güler’de kalır. Bu kopyalar yıllar sonra düzenlenip temizlenir ve Kahramanın Sonu seyirciyle buluşmaya başlar. 2002’deki Ankara Film Şenliği(Uluslararası Ankara Film Festivali)indeki gösterimden tam 16 yıl sonra Kahramanın Sonu, geçtiğimiz günlerde festival direktörleri Sera Ciliv ve Pelin Turgut’un görevlerinden ayrıldıkları !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 2018 (17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali) programında yer buldu ve Yönetmen-Senarist Yeşim Ustaoğlu ile Ara Güler’in sohbetiyle de özel bir anlama kavuşur. Bu sohbete bizde değerli kardeşim Anıl Dinçer’le katılmış ve ilginç bir bilgiyi öğrenmiştik. Ara Güler ile Yeşim Ustaoğlu ilk defa Bir Anı Yakalamak(1984) adlı kısa filmin çekiminde bir araya gelmişler ve böylece 30 yılı aşan bir dostluk hikayesi doğuyor. 1998’de çekilen Yeşim Ustaoğlu’nun en çok bilinen çalışmalarından olan Güneşe Yolculuk ’da da Ara Güler’in bir rolü vardır. Güler filimde de kendini oynamıştır aslında yani Foto-Muhabir’dir. Güler’in 1975’te çektiği ve dünyada çok az gösterim olanağı bulmuş filmi “Kahramanın Sonu”. Güler’in I. Dünya Savaşı’nda ölüme mahkum edilen Yavuz Zırhlısı’nın hikâyesini anlattığı ve 16 mm’lik olarak çektiği film içinde bulunan görüntülerden ötürü tam bir “ Usta İşi” ve izlediğimizde de özel anlatı tarzından ötürü özel bir niteliğe sahip . İsmet Ay ve Necdet Yakın’ı lunaparkta gösteri sanatçısı olarak gördüğümüz filmde Ruhi Su’nun Çanakkale’de en çok şehit veren illerimizden olan Kastamonuluların yazdıkları “Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı” diye de bildiğimiz Çanakkale Türküsü yorumuyla geminin faaliyet gösterdiği döneme ait görüntüleri görüyoruz. Daha sonra ise; geminin çekim görüntülerini izliyor ve filme neden “Kahramanın Sonu” adının verildiğini daha iyi anlıyoruz. Ara Güler’in ölümünden birkaç ay önce sinemaseverle beraber izlediği Kahramanın Sonu,ustanın hayatayken çektiği tek film olduğu kadar tarihe açılan bir köprüdür de; Çanakkale Zaferi çok değil birkaç sene sonra yaşanacak İstiklal Zaferinin de temellerini atacaktır. Çanakkale’de ve İstiklal Savaşlarında ülkemizin kıymetli ve değerli vatandaşları , etnik kimliklerini, kültürlerini, mesleklerini, yaşam tarzlarını, nerden geldiklerini bir kenara itip destansı bir bağımsızlık mücadelesi sergilediler. Almanya yapımı olan ve asıl adı SMS Goeben olan Yavuz Deniz Zırlısı da bu mücadelenin en önemli sayfalarından biriydi. Tüm kahraman şehitlerimizi ve hayatta olmayan gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz. Sözümüzü yine Coşkun Aral’ın Ara Güler hakkındaki değerlendirmesiyle tamamlayacağız. "İnsan olma özelliğini yitirmeyen, yaşamların hepsine saygı duyan bir insandı. Onun geçmişte yapmış olduğu röportajlar benim gibi foto muhabirlerinin hepsine örnek oldu. Ara'nın diğer gazetecilerden farkı birincisi sadakate önem vermesi, ikincisi insanları yargılamadan eylemleri sorgulaması. En nefret ettiği kişileri bile kaybettiğimiz haberini duyduğumuzda 'Allah rahmet eylesin' diyen bir insan. Bütün inançlar arasında, kültürler arasında empati kurarak onları anlamaya çalışırdı" Filmin çekimi hakkında bir yazı hazırlayan Utku Uluer’e teşekkür ederim. Uluer’in film hakkındaki detaylı yazısını http://sinematikyesilcam.com/2018/10/ara-guler-kahramanin-sonu-1975/ linkinde okuyabilirsiniz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam