Hereke’yi geziyoruz. Osmanlı dönemini görmüş anıt yapılar arasında Hereke Kalesi de var. Kalenin yapımı Osmanlı öncesi yıllara dayandığından Osmanlı eseri demekten ziyade Osmanlı dönemini görmüş demenin daha uygun olduğunu söylemek istedim.
Belli dönemlerde yapılan kalelerin bir bölümü Osmanlı ordusu tarafından savunma amaçlı olarak inşa edilmiş, bazıları da sancak ve eyalet merkezleri olarak inşa edilmiştir. İç kalelerin çoğu ticaret merkezi şeklinde de kullanılmış, seferi zamanlarda konaklama ve esir toplama noktası işlevlerini de görmüştür.
Bir sergi konuşmasından
Başbakanlık Osmanlı Arşivleri binasında kalelerle ilgili bir sergi düzenlenmiş ve ben de gezmiştim. İstanbul’daki Macar Kültür Merkezinde önceki yıllarda açılan ve konusu kaleler olan sergide çağdaş Macar sanatının önemli isimlerinden Frigyes König, bir konuşma yapmıştı:
“Türklerin Macaristan’da inşa ettiği yapılar üzerine bir kitabın yayımlanmasının faydalı olacağını düşündüm. Aslında yıllardır biriktirdiğim materyalleri bu kitapta topladım. Osmanlı Türklerinin Karpat Havzası’nda inşa ettiği yapıları bir araya getiren ve sizlere sunduğumuz kitabı Macarca, Türkçe ve İngilizce olarak yayımladık.
Tarihe baktığımız zaman Türkler ve Macarlar genel olarak barış içinde yaşamıştır. Tarihi trajedileri unutmalıyız; çünkü artık bunlar aktüel değildir. Bizim görevimiz, birbirimizi iyi tanımak ve birbirimizin değerlerine saygı göstermektir. Aslında bu kitabın amacı da bu dostluğa katkıda bulunmaktır.”
Evet, mesele burada yatıyor. Herhangi bir kaleyi görünce aklımıza yalnızca hemen canhıraş çırpınışların yaşandığı, başların toprağa düştüğü mekânlar gelmemeli, trajediler unutulmalıdır. Hereke Kalesi’ni gezerken bunları düşündüm.
Hereke Kalesi
1400 yıllık geçmişi olan Hereke Kalesi’nin 640’lı yıllarda Doğu Roma İmparatorluğu döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Kalede restorasyon çalışmalarının devam ettiği şu günlerde ziyaret amacıyla gelenler, sadece dış kısımların görüntüsünü alabiliyor. Restorasyon çalışmasının önümüzdeki yıl biteceği söyleniyor.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de bahsedilen ve 1400 yıllık tarihi olan kalede surlar üzerinde çalışma devam ederken, ortaya çıkan görüntü şimdiden tarih tutkunlarını heyecanlandırdı.
Restorasyon çalışması dışında kalenin çevre düzenlemesinin de yapılacak olması bölge turizmi için farklı bir özellik oluşturacaktır. Belediye Başkanı İsmail Baran’ın daha önce yaptığı açıklamalara göre “Körfez, tarih boyunca Anadolu’nun denize açılan kapılarından birisi olmuş, Körfez’de tarihi değerler daha hızlı ve güvenilir bir şekilde gün yüzüne çıkarılmıştır.
Hereke Koyu’nda
Mevsim dönüyor. Yapraklar sararmış, deniz adeta uyuyor. Bir çay bahçesinde oturuyoruz. Çevremize gelen insanlar genellikle çay içmeyi tercih ediyorlar. Biz de çayımızı söyledik. Tabletten kale hakkında bilgi toplamaya çalışıyorum.
Gözlerimi kaldırdım tepelere doğru bakmaya başladım. Şimdi şu tepelerde yürüyüş yapmayı çok isterdim. Bir dahaki gelişimde botlarımı giyip geleceğim ve iğne yapraklı çamların altında yürüyeceğim.
Şiir yazmam için ideal bir yer. Çınar ağaçları mahzun… Hemen arkamızdaki Hereke dokuma fabrikasından saraylara, kasırlara her çeşit mefruşat ile konaklara ve camilere halılar yapılmış. Yabancı ülke devlet başkanlarına özel hediyeler sipariş edilmiş.
I. Dünya Savaşı yılları
I.Dünya Savaşı yıllarını düşünüyorum. Gelibolu geçilmiş, İtilâf donanması İstanbul’a ve dolayısıyla İzmit Körfezi’ne girmiş. Şimdi o dönemin kayıtlarına bir göz atalım:
1. Hereke ile Yarımca arasındaki şimendifer hattının Açıkköprü denilen yerinde meçhul şahıslar tarafından bomba konulması nedeniyle tahribat meydana gelmiş. Bu bölgede yeraltı faaliyetleriyle uğraşan kişiler telgraf ve telefon direklerinin balta ile kesmişler. Mezkûr mahal (zikredilen yer), yasak bölge içinde olduğundan faillerin kimlikleri tespit edilememiş. Gekboze (Gebze) Jandarma Takım Kumandanlığının takibata devam etmesi istenmiş.
2. Henüz Mondros Mütarekesi imzalanmamıştır. I. Dünya Harbi devam etmektedir. Özellikle İngiliz denizaltıları Marmara Denizi’ne sızarak su üstü vasıtalarımıza ateş açmakta, askeri gemilerimizi torpillemektedir. Düşman ajanları, 23 Mayıs 1918 günü denizaltı desteğiyle Anadolu şimendifer hattının Gebze-Hereke arasındaki bölümünü bombalamışlar. Yapılan tahkikatta Darıcalı Balıkçı Yorgi veled-i Vasil’in olayın faili olduğu tespit edilmiş ve görülen mahkemesinin sonunda idam hükmü verilerek cezası infaz edilmiş.
3. İzmit istikametine giden Galata yatı ile Darıca’da balık yüklü bir motor Yunan işgal gemilerince müsadere edilir. Motordaki balıklar yağma edilir. Bir benzeri ise Hereke-Darıca arasında sandala yapılan saldırıyla gerçekleştirilir. Kayıkçı Hasan ve tayfası, Hereke’den aldığı birkaç kişiyle Darıca’ya gitmek üzere küreklere asılırlar. Dil İskelesi civarına geldiklerinde bir sandalla yaklaşan üç kişi, kayıktakilerin para ve mallarını gasp eder. Bölge, “yasak bölge” ilan edildiği için tahkikat ve takibat yapılamaz.
Bu acıları yaşamış olan Hereke, bugün küçücük bir koy’un kenarında gelenlere hep bir şeyler anlatmak istemektedir. Gezmek isteyenlere kısa bilgi olsun.