SON DAKİKA
reklam
reklam

Batı’nın olaylara bakışı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Kasım 2016, Perşembe - 09:00   Okunma Sayısı:

Fransa’nın bakışı

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Suriye’nin Halep kentinde çatışmaların durmasını ve askeri uçakların kent üzerinde uçuşuna son verilmesini içeren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) karar tasarısını Rusya’nın veto etmesine sert tepki göstermişti.

Fransa Başbakanı Jean Marc Ayrault, 10 Ekim günü yaptığı açıklamada ülkesinin Halep’te işlenen savaş suçlarıyla ilgili Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) başvurmayı planladığını bildirdi. (10 Ekim)

“Mahkemeye kimi şikâyet edeceksiniz?” şeklindeki bir soru üzerine Ayrault, "Rus yöneticiler de aralarında olmak üzere Halep’teki olup bitenlerin tüm sorumlularını. Savaş suçunu oluşturan herkesin, sorumluların ortaya çıkartılması gerekiyor." demişti.

AB’nin bakışı

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi, 17 Ekim günü Lüksemburg’da bir araya gelerek Halep’e yönelik girişimleri nedeniyle Rusya’yı ve Suriye rejimini kınadı. Bildiride Esad rejiminin ve başta Rusya olmak üzere müttefiklerinin Halep saldırısına başlamasından bu yana Halep’in doğusuna yönelik hava saldırılarının yoğunluğunun ve ölçüsünün açık şekilde orantısız olduğunu kaydetti.

Hastanelerin, sağlık personelinin, okulların ve temel alt yapının bilinçli şekilde hedef alınmasının, varil ve misket bombaları ve kimyasal silahların kullanılmasının savaş suçu oluşturabileceğini belirtti.

Almanya’nın bakışı

Brüksel’de 21 Ekim tarihinde düzenlenen Avrupa Birliği Zirvesi’nden sonra gazetecilere konuşan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rus hava kuvvetlerinin Suriye’ye saldırması ve Rusya’nın “barbarca eylemlerinin” durdurmaması halinde AB’nin Suriye rejiminin yanı sıra tüm müttefiklerine karşı da tedbir alacağını, bu şartların Rusya’yı da ilgilendirdiğini ifade etmiştir.

Merkel, “Suriye’deki insani durumun ve insan hakları ihlalleri meselesinin değişip değişmediğini eylemsiz gözlemleyeceklerini” de belirtmiş, Suriye’de saldırıların devam etmesi halinde Avrupa Birliği’nin yaptırım konusunu tekrar gündeme getirme kanaatinde olduğunu dile getirmiştir.

Rusya’nın bakışı

Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, 21 Ekim tarihinde düzenlenen basın toplantısında, ABD’nin Rusya’nın Suriye’deki saldırılarına nasıl karşı konulabileceği ile ilgili konuyu Avrupalı ortaklarıyla görüştüğünü bildirmişti. Josh Earnest, bu bağlamda Rusya’ya karşı yeni yaptırımların uygulanmasının de ele alındığını belirtmişti.

Bu açıklama üzerine Rusya’nın BM temsilcisi Vitaliy Çurkin, Rusya ve ABD arasındaki ilişkilerin, 1973 yılı Yakın Doğu savaşlarından bu yana en kötü seviyede olduğunu söylemişti. ABD ile NATO’nun daha önce Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Doğu Avrupa ülkelerini NATO üyesi yaparak kendi güvenliklerini kurduklarını, Rusya ve ABD arasında halen Suriye meselesinde olduğu gibi “ciddi anlaşmazlıklar” olmasına rağmen iki ülkenin birlikte çalışmaya devam ettiğini belirtmişti.

Rus RİA Novosti haber ajansının bildirdiğine göre; saygı temelinde oluşan eksikliğinin siyasi konuların derin şekilde görüşülmemesinden kaynaklandığını kaydeden Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, “ABD’nin uydurma ve birçok açıdan anlamsız gerekçelerden dolayı yaptırım listesini genişletmesi halinde başka bir güç dengesinin oluşmasını sağlayacak karşılık verme yolunu bulacağız. Bu denge ABD’nin lehine olmayacak” demiştir.

ABD’nin bakışı

IŞİD karşıtı koalisyonda görevli ABD’li Komutanı Albay John Dorrian ise Irak topraklarında bulunan Türk askerinin koalisyon güçlerine dahil olmadığını söyleyip “Türk ordusu izinle gelmemiştir ve illegaldir” demişti. Dorrian daha sonra verdiği demeçte bu açıklamayı yalanlamıştı.

Son olarak da ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, “Irak’ta yapılması planlanan operasyonlar Irak hükümeti önderliğinde olacak. Türk askerinin bu operasyonlarda yer alıp almayacağıysa Irak yönetimine bağlı” demişti. ABD; Türkiye’nin Musul’daki askeri varlığı için topu Irak’a atıyor, Başika’daki durum için “Irak’taki askeri eylemler Irak hükümetinin rızasıyla olmalı” diyordu.

Türkiye’nin düşünceleri

Buraya kadar Batılı dostlarımızın (!) söylemlerini anlatmaya çalıştım. Hepsinin ortak düşüncesi IŞİD’i temizlemekten ziyade zenginlik kaynağı topraklardan bir parsel olsun kapabilmek… “Nerede çokluk” anlayışıyla Suriye ve Irak’ta sorunlara çözüm bulunamayacağı ortadadır.

Türk hükümeti, müşterek harekât için PYD’nin kullanılmasına karşı… ABD’li korgeneral ise PYD’nin kullanılması yönünde ısrarlı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABB Başkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde bu konuyu dile getirdiğini belirtiyor. Obama’nın ne dediğini bilmiyoruz.

ABD, “tamam, PYD’yi katmıyoruz” der; ama yine kullanabilir.

Büyük müttefikimiz topraklarımızın içinde gece helikopter uçuşlarıyla Gabar Dağı’nda bile teröristlere yardım malzemesi atmıyor muydu? Bildiğimiz halde ne yapabildik? Kaldı ki, sınırlarımızın dışında üstelik cephede böyle bir uygulama olursa bunu kim izleyecek, kim denetleyecek, kim tespit edecek? Ve karşılığında ne yapılacak?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam