Irak’ta
Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere katılma hakkı olanlar için devlet tarafından hazırlanan ve tüm kişisel bilgileri içeren çipli seçmen kartlarının dağıtımında adaletsizlik olduğu tespit edilmiştir.
Kerkük'teki Ubeyd Aşireti Başkanı Gassan Asi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Irak güvenlik güçleri tarafından terör örgütü DEAŞ'tan kurtarılan bölgelerde 40 bin vatandaşa seçmen kartı verilmediğini'' söylemiştir.
Seçmen kartlarının verilmesinin yasalara aykırı olduğuna dikkati çeken Asi, kartların verilmemesinin ardında siyasi hedefler olduğunu ve bunun seçimlere etki etmesinden endişe ettiklerini aktarmıştır.
Kerkük'ün güneyindeki Havice ilçesi ve ilçeye bağlı köylere seçmen kartlarının en kısa zamanda gönderilmesini isteyen Asi, söz konusu seçmen kartlarının başkaları tarafından kullanılarak seçimde ihlâllerin meydana gelmesinden endişe ettiklerini ifade etmiştir.
Kentteki Araplar ise kartların verilmemesinden Irak Seçim Komiserliği Kerkük Bürosunu sorumlu tutmaktadırlar. Irak'ta yaklaşık 24 milyon kayıtlı seçmen bulunmaktadır. Ülkede nüfus bazındaki dağılıma göre Kerkük 13 milletvekili çıkarabilmektedir.
PKK, milliyetçi fanatik Arap yöneticilerini de yanına alarak bölgedeki Türkmen nüfusunu azaltmaya, tehdit ve zorbalıkla Kerkük’ten sürmeye ve militan Kürtleri iskân ettirerek güç oluşturmaya çalışmaktadır.
Ege’de
Ege mezarlığı insanlığı yutmaya devam ediyor. Göçmenlerin kaçışı durmuştu. Ne olduysa şu son iki ay içinde hızlı bir artış göstermeye başladı. Hep bizden Avrupa’ya geçmeye –ilk basamak olarak da Yunanistan’a- çalışan insanlar görüyoruz.
Oysa koca Akdeniz, Avrupa’nın birçok ülkesini kuşatmasına rağmen Akdeniz üzerinden geçişler pek tercih edilmiyor. Oysa İtalya, Yunanistan, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde geçişler şiddetle önlenmekte; Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk gibi Adriyatik Körfezi’nin derinliklerinde olan ülkeler ise mesafenin çok uzun olması nedeniyle tercih edilmemektedir.
S-400 alımı, dövizin şahlanışı, Kaşıkçı olayı gibi Türkiye’yi evrensel platforma iten olaylar peş peşe geldikçe Doğu’dan Batı’ya göçmen akışı yeniden şahlanmakta ve Türkiye’yi sıkıntıya sokacak şekilde gelişme göstermektedir.
Akdeniz’de
Aralarında İsrail’in de bulunduğu Mısır ve Yunanistan –daha önceden Ürdün- grubu kendi başlarına petrol arama, deniz dibinden gaz çıkarma ve çıkarılacak gazı Mısır’daki tesislerde sıvılaştırma çabalarını ileri bir safhaya taşımışlardı. Sahanın işletilmesinde başarılı olunur ise, İsrail ve Güney Kıbrıs, Mısır’ın iç pazarına gaz satma hayallerini gerçekleştirmiş olacaktı.
Türkiye geçen yıl bu konudaki kararlılığını gösterince sondaj yapmaya soyunan devletler faaliyetlerini durdurmuş, hatta İtalyan petrol şirketi bölgeden çekilmek zorunda kalmıştı. Gelin görün ki, bu kadar rezervin koruyucusu olmak yine ABD’ye nasip olmuş ve bir Amerikan petrol şirketi Kıbrıs açıklarında aramalara başlamıştı.
Bu yılın içinde iki sondaj gemimizin araştırma yapmak üzere görevlendirilmiş olmalarına rağmen, görev yerlerinde bir Yunan harp gemisinin tacizine maruz kalmıştır. Deniz Kuvvetlerimiz iki harp gemisi ve bir denizaltıyı sondaj bölgesine göndermek suretiyle Yunan gemisinin yaptıklarını mukabil hareketlerle kırmış ve Yunan harp gemisinin bölgeden çekilmesini sağlamıştır.
Sonuçta
Rusya’dan aldığı iki savaş gemisi siparişini Batı’nın baskıları sonucu iptal etmek zorunda kalan Fransa, elinde kalan gemileri satacağı ilk ülkenin Mısır olacağını da belirtmiştir. Fransa’nın sinsi yaklaşımlar peşinde olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.
Türkiye’nin ise deniz alâka ve menfaatlerini korumakta ısrarlı olması gayet doğaldır. Akdeniz’in doğusunda karasal alanda ABD ile karşı karşıya gelen Türkiye, deniz sahasında da yine karşıya gelmek durumuna düşmüştür. Bu yayılmacılığın ne zaman biteceği ise meçhuldür.