SON DAKİKA
reklam
reklam

Günlük laboratuvarımdan

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Kasım 2018, Cuma - 10:38   Okunma Sayısı:

 

    Yoğun siyasi gelişmelerden kendimizi biraz uzak tutalım. Konularımıza biraz espri katalım:

*                     *                   *

    Halk ve belediye otobüsleri benim için birer hayat kütüphanesidir. Birbirine bakan dört kişilik oturma yerinde üç kişi oturuyoruz. Otobüse yeni binen şişmanca bey, tıslaya tıslaya boş koltuğa oturdu. Pembe yanaklarıyla bir biblo gibi sevimli, saçları bembeyaz ve güler yüzlü olan bu bey hepimize selam verdi. Kendi halinde konuşmaya başladı.

 

    ---Ooff, off! Gocadıh gâri. Yarın göçüp gideceez, çekmesek bari!” Yanındaki orta yaşlı bey, konuşmaya girdi.

 

    ---Kaç yaşındasınız?

    ---Seksene varmak üzereyim.

    ---Maşallah! Hastalık filân var mı?

    ---Yok da ben kalp ameliyatı oldum.

    ---Sigara içki kullandınız mı?

    ---Kendimi bildim bileli sigara da içtim içki de. Aşşa yuharı bi’ atmış sene var. Çalıştığım yerde bedafaydı, biliyonğu…

 

    Gülüştük. Sonra ben karşımdakine sigara içip içmediğini sordum. İçiyormuş. İçmemesini ve sağlığına zarar verdiğini anlatmaya çalıştım. “Abi sen benim neden içtiğimi biliyor musun?” dedi. Ben de kendime sormaya başladım: Bir insan neden sigara içer? Hücrelerin oksijenle beslenmesi gerekirken beyine giden vanaları kapatıyoruz ve karbondioksit pompalıyoruz. Evet, neden hücrelerimize bu azabı yaşatıyoruz? Yaşlı bey yine anlatmaya başladı.

 

    ---İçmeyin içmeyin! Benim halimi görün de ders alın! Yoksa soluğu benim gibi başka yerlerinizden alırsınız. Doktor bana, içmeseydim 100 yaşına kadar yaşayacağımı söyledi. 

    ---Amca sen de 100 yaşına kadar değil de 90 yaşına kadar yaşamak istediğini ve bunun için günde kaç sigara içebileceğini sorsaydın keşke!

*                     *                   *

Mehmetçik,

 

Türkiye yeni bir harekâtın eşiğinde… Devletin üst kademeleri toplantı üstüne toplantılar yapıyor, komuta kademesi sürekli yedek planlar hazırlıyor. Bakanlıklar, olası bir harekâtın kendisini hangi yönden ilgilendireceği, maliyetinin nereye varacağı ve ne gibi önlemler alabilecekleri konusunda incelemeler yapıyor.

ABD, stratejik ortaklık ve NATO ittifakı gereği IŞİD odaklı şer merkezine yönelik hava operasyonlarında Avrupa ülkelerinin katkı sağlamasını, Türkiye’nin daha fazla öne çıkmasını istiyor; fakat aynı ABD PKK/PYD’ye yardım yapmaktan geri kalmıyor.

TSK’nın, üzerine düşecek her türlü görevi ifa edebilmek için geceli gündüzlü çaba sarf ettiğini görsel ve yazılı basından izliyoruz. Suriye sınırımızdaki birlikler ayaküstündedir. Bölge, diğer bölgelerimizden buraya akan birliklerle sürekli bir hareketlilik yaşıyor.

Yabancı askeri heyetlerle yapılacak görüşmelerin arkasından belki de topraklarımızda dost ülkelerin askerlerini konuşlandıracağız. Mevsim bir süre sonra dönecek, arazi, karşımıza daha da engel çıkaracaktır.

Mültecilerin sınır geçişlerinin önlenmesi, casusluk ve sabotaja faaliyetlerine karşı koyma gibi kritik hususları da göz ardı edemeyecek olan Silahlı Kuvvetlerimizin, vazifesini ağır koşullarda yürüteceği aşikârdır.

Görevlendirilen birlik ve unsurlar, bir yandan devletin sınırını deldirmemek bir yandan da sığınmacıların emniyet, iaşe ve barındırılmasını sağlamak için çırpınırken PKK terörüne karşı yan ve geri emniyetini de almak zorunda kalıyorlar.

Görevlerini en iyi şekilde yaptıklarından asla kuşku duymadığımız askerlerimize yaşadıkları ve yaşayacakları zorluklardan dolayı kolaylıklar diliyoruz. Hiçbirinin burnunun kanamasına gönlümüz razı olamaz.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam