SON DAKİKA
reklam
reklam

Kırık sazdan nağmeler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Kasım 2018, Perşembe - 10:24   Okunma Sayısı:

 

Barbarlığın böylesi

Yer:         Afyonkarahisar, Sandıklı ilçesi, Akharım beldesi (Büyük Taarruz’un cereyan ettiği il

Tarih:      10 Kasım 1938     (Atatürk’ün ölüm yıldönümü

Olay:       Öğrencilerin kavgası

Mağdur: Okul Müdür Vekili Öğretmen Yavuz Acar (Burnu kırılmış, gözü morartılmış, omurgasında hasar var)

***                                 ***                                 ***

Yeni ilâveler

Unutulanlara yeni ilâveler devam ediyor. Kadınlarımız koca dayağından nasibini alıyor. Son olarak çocuklarının gözü önünde koca silahıyla hayatını kaybeden kadınımıza çok üzüldüm. Hepinizin üzüldüğüne de eminim.

Polis koruması, evden uzaklaştırma ve mahkeme sonucunda alacağı hapis cezaları, bu yaratıkları (!) kesmiyor. Hapis veya uzaklaştırma gibi cezaların yanında kanının, evliliğin, sevginin, hak kavramının önemini içeren yazı, okuma, sınav gibi görevler de verilmesinden yanayım. Yazmadığı takdirde cezaevinin idari cezasına, iyi hal indiriminden muaf tutulmaya maruz kalmalılar, diye düşünüyorum.

***                                 ***                                 ***

Meczuplar

Her 10 Kasım’da olduğu gibi bu 10 Kasım’da da heyecanını kontrol edemeyenler, meczuplar, mürteciler yine olmuş. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Atatürk de tenkit edilir tabii ki… ama işi hakarete vardırmadan… “Atatürk Allah değildir” demiş bir hanım… Bunu bilmeyen mi var? Neyi ispat etmek veya neyi anlatmak istersin?

Şimdi tutuklanmış durumda… Keşke ifadesi hepimizce görülse de nasıl kıvırdığını (!), öyle demek istemediğini, yanlış anlaşıldığını vb sözlerini görmüş olsaydık. Şimdiye kadar böyle davranış gösterenlerin hepsi hep yanlış anlaşılmanın kurbanı olmuştur (!).

Bu hanıma, Atatürk hakkında kaç kitap hatmettiğini, -bırakalım Atatürk’ün askerlik dönemini- İzmir İktisat Kongresi’nde söylediklerini okuyup okumadığını sorsak, eminim ki, hiçbir şey bilmiyordur. Yabancı devlet adamı ve yazarların Atatürk hakkında yazdıklarından ve söylediklerinden zaten bîhaberdir.

Bu davranışlara yönelecek olanlara, heyecanını kontrol edemeyenlere, gaflete düşenlere bir de tavsiyem olacak: Atatürk ile uğraşmayın! Bu ülkenin savcıları ve hâkimleri artık size arka çıkan FETÖ’nün yargıç ve savcıları değil, Cumhuriyet savcılarıdır. Canınız yanabilir

***                                 ***                                 ***

Diyanet İşleri Başkanı

Atatürk’ün ölüm yıldönümü öncesinde hastaneye giderek Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmek, Sn. Diyanet İşleri Başkanı’nın kendi takdiridir. Bazı zamanlar ve olaylar vardır ki, söylenecek sözler ve gösterilecek davranışlar toplumun hassasiyetini arttırabilir.

Sn. Başkan gaflete mi düşmüştür, yoksa bilerek mi yapmıştır? Gaflete düştüyse yakın sekreteryası uyarmamıştır, onlara herhalde bir küçük serzenişte bulunacaktır. Bilerek yaptıysa olumsuzluğun faturası hükümete kesilecektir.

Kendisini o makama atayanlar 10 Kasım günü Anıtkabir’de bulunduklarına göre bir gün öncesiyle Sn. Başkan tercihini neden bu yönde kullanmıştır?

Cumhuriyetin kurucusu aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının da kurucusudur. Sayın Başkan’ın icraatı bu yönden bakıldığında biraz daha katmerli bir yanlış sayılabilir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam