SON DAKİKA
reklam
reklam

Trakya’da yaşanan facialar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Kasım 2018, Salı - 09:13   Okunma Sayısı:

Balkanlarda yaşanan facialar

1912’deki I. Balkan Savaşında Osmanlı toprağı olan Batı Trakya ve Selânik’in Yunanlar tarafından işgali, Müslüman ve Yahudiler için yeni üzüntülere işaretti. 1917’deki büyük yangında Selânik’in Müslüman ve Yahudi mahalleleri yanmış, canlarını kurtaranların çoğu Osmanlı topraklarına kaçmıştı.

Yunan hükümeti gidenlerin yerine Anadolu’dan gelen Rumları yerleştirmiş, Selânik’teki Yahudi mezarlığını söküp atarak yerine Selânik Üniversitesini inşa ettirmişti.

 

Trakya olayları/Mussolini tehdidi

1934 başlarında, İtalya’nın faşist lideri Mussolini’nin Afrika ve Asya’ya yönelik planlarının bir parçası olarak Ege Adalarını silahlandırmaya başlaması başta Arnavutluk, Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere Balkan ülkelerinde hareketlenmeye neden olmuştu.

Türkiye de olası bir savaşa hazırlık yapma ihtiyacı hissetmişti. Bu amaçla, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nın şartlarından biri olan Boğazların silahsızlandırılmasından vazgeçmenin yollarını aramaya başlamıştı. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) Avrupa ülkeleri nezdinde girişimlerde bulunmuştu.

19 Şubat 1934 tarihli bir kararname ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale mıntıkalarında “Trakya Umumi Müfettişliği” adıyla bir müfettişlik kurulmuş, başına da 1925’te yaşanan Şeyh Said İsyanı’ndan sonra 1927’de Doğu Anadolu’da kurulan Birinci Umumi Müfettişliği beş yıl süreyle yürüten Dr. İbrahim Tali (Öngören) getirilmişti.

 

İskân Kanunu

1930 yılında Ağrı İsyanı olmuştur. İsyancı Kürtleri ülkenin değişik yerlerine dağıtmak, onların yerine de Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen Müslüman Türkleri iskân etmek amacıyla 14 Haziran 1934’te 2510 Sayılı İskân Kanunu kabul edilmiştir.

Kanun’un 9’uncu maddesinde “Casuslukları sezilenleri sınır boylarından uzaklaştırmak” konusunda Dahiliye Vekili yetkili kılınmıştı. Casusluk maddesi hükümete, çeşitli nedenlerle istenmeyen unsurları tasfiye etme konusunda önemli bir kolaylık sağlıyordu.

İlk olarak 21 Haziran 1934’de Çanakkale’de başlayan olaylar, Yahudilere karşı fiziki saldırı ve öldürme vakalarına dönüşmüş, Kırklareli ve Çanakkale’ye sıçrayan olaylar çok sayıda yağmanın meydana gelmesine neden olmuştur.

Kırklareli’den kaçan Yahudilerin bir kısmı Edirne’ye varınca olayın ciddiyetini anlayan Edirneli Yahudiler de mallarını mülklerini bırakıp İstanbul’a kaçmışlardır. Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çanakkale, Uzunköprü, Silivri, Babaeski, Lüleburgaz, Çorlu ve Lâpseki’de meydana gelen olayların aynı gün içinde başlamasıyla hazırlık safhası tamamlanmıştır. Bir plan aşamasından geçtiğine inanılan bu olayların dış destekli olduğu kesindir...

Bu olaylardan sonra Trakya’daki Yahudi nüfusu azalmış, Yahudilerin çoğunluğu İstanbul’a ve bir kısmı da yurtdışına kaçmıştır. Kesin rakam belli olmamakla birlikte Trakya’dan ayrılan Yahudilerin sayısının 13.000-15.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. 

 

II. Dünya Savaşı yılları/Varlık vergisi

Nazi orduları, Yunanistan sınırında ve İstanbul’dan 40 mil mesafede bulunduğu sırada vahşi bir enflasyon ve gıda maddesi yetersizliği hüküm sürmüş, savaş vurguncuları türemiştir. Hükümet, 1942’nin son aylarından itibaren ekonomiyi sarsan bir dizi vergi arttırımı çalışmalarına girişmiştir.

Bir Alman istilâsına karşı seferber durumda tutulan ordunun 360 milyon dolarlık masrafını karşılamak amacıyla 11 Kasım 1942’de Varlık Vergisi Kanunu kabul edilmiştir. Kanun, malı mülkü olanlarla, savaşın olağanüstü şartlarından yararlanarak büyük kazanç sağlayanlardan vergi alınmasını öngörmüştür.

Nakit parası olmayıp vergiyi hemen ödemek zorunda kalanlar her şeylerini satmışlar ve iflâslarını ilan etmişlerdir. Bazıları borçlarını ödeyemediği veya ödemek istemediği için Erzurum/Aşkale’deki çalışma kamplarına gönderilerek devlet projelerinde çalıştırılmışlardır. İlk tren katarı 32 kişiyle 27 Ocak 1943 günü İstanbul’dan hareket etmiştir.

Bekleme kampına 2.057 kişi için sevk kararı alınmış, ancak çoğunun vergilerini ödemesi karşısında bunların sadece üçte ikisi Aşkale’ye gönderilmiştir.

Aşkale’de 21 kişinin öldüğü belirtilmiştir. Kampa gönderilenlerin hepsi 1943 yılında affa uğramış ve 15 Mart 1944’te Varlık Vergisi Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam