ABD, Türkiye’ye karşı elinde kozları toplamaya devam ediyor. Batı camiası ve NATO İttifakı şimdiye kadar iki dost ve müttefik ülke arasında bu kadar buzlanma olduğunu görmemiştir, sanıyorum. Buzlanmaya; ilişkilerde şeffaf olunmaması, verilen sözlerin (silah satışında kısıtlama, AB’ye alınmama vb) tutulmaması, Suriye olayında yalnızlık gibi nedenlerin sebep olduğu söylenebilir.
Bu ana başlıkların açılımına girersek
- TSK’nın Kuzey Suriye’ye yönelik harekâtını durdurmaya yönelik önlemler almaya
başlaması,
- Terör örgütü YPG’nin PKK’dan talimat almayı kesmesi konusunda geçtiğimiz ekim
ayında terör örgütü YPG’nin askeri yönetimini ciddi şekilde uyarmış olması, (Buna ilâveten kasım aynın başlarında ABD, İngiltere ve Fransa birlikte bir uyarı heyeti teşkil etmiş ve Suriye’nin kuzeyinde yuvalanmaya çalışan PYD’li teröristlerle görüşmeye göndermişti. Heyetin, “Fırat’ın doğusuna ilişkin kararlar burada verilmeli. Terör örgütü PKK’nın etkisinden kurtulmalısınız. Öcalan’ın fotoğraf ve flamalarını da kaldırın” dediği basına yansımıştı.)
- Uyarıları hafife alan YPG ve PKK’yı cezalandırmak maksadıyla TSK’nın, Suriye’nin
kuzeyindeki askeri hedeflere nokta atışları yapmasına göz yumması, (PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmesine rağmen, ekonomik yaptırım uyguladığı Rusya’ya bu konuda baskı yapmaması, Moskova’daki PKK bürosunu kapatmaya zorlamaması dikkat çekicidir.)
- Deyr-üz Zor’da DSG (Demokratik Suriye Güçleri)’nin terör örgütü DAEŞ’e yönelik
operasyonlarda hava desteğini kesmesi,
- ABD’nin üç PKK’lının yeri hakkında bilgi sağlayana toplam 12 milyon dolar ödül
Verme kararının Türkiye'nin terörle mücadelesine Amerikan yönetiminin destek verdiğini ve kararlılık gösterdiğini söylemesi,
- İran’a yaptırımlar konusunda ise, Türkiye'nin egemen bir ülke olarak yaptırımlara
katılmama kararını anlayışla karşıladıklarını ve Türk makamlarının endişelerine duyarlı olduklarını belirtmesi, (Ancak böyle de olsa muafiyetler konusunda, İran’a azami baskı bağlamında ABD yönetimi ile Türk hükümetinin ortak bir anlayışı sürdürmesi halinde devam edeceği vurgulanmıştır.)
- Menbiç’te Türk ve ABD askerlerinin ortak devriye hizmeti yürütmesi, PKK’nın lider
kadrosundaki üç kişinin yeri hakkında bilgi sağlayana toplam 12 milyon dolar ödül verme kararını ortaya koyarak Türkiye’nin terörle mücadelesine destek kararlığını göstermesi,
- Türkiye’nin Rusya’dan S-400 sistemleri alma kararının egemen bir ülke olarak hakkı
olduğunu vurgulaması, ancak bunun NATO sistemleriyle uyum bakımından "sakıncalı" olacağını savunması, Patriot füze sistemlerinin Türkiye’ye satışını gündeme getirmesi,
- F-35 uçaklarının 100 adetlik bölümünün satışı için Kongre’ye yazı gönderilmesi, ancak
F-35 savaş uçaklarının uçtuğu bölgede S-400 sistemlerinin bulunmasının da risk oluşturduğunu ifade etmesi,
- Rusya’ya yönelik ABD yaptırımlarının ihlâl edilmesi halinde ABD Kongresi’nden
çıkan yasanın bazı durumlarda Rusya’dan askeri malzeme alımlarının yaptırımlara yol açabileceğini hatırlatılması ve ABD yönetiminin bu konuda hoşgörülü olamayacağının hissettirilmesi,
- FETÖ’nün önemli adamlarından Ermenistan’da yakalanan ve ABD Kongre üyelerinin
2013’te Azerbaycan’a yaptığı gezinin finansmanıyla ilgili yasaların ihlal edilmesinden sorumlu tutulan Kemal Öksüz’ü Ermenistan’dan almak istemesi,
- Halkbank konusunda ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi
(OFAC) tarafından İran'a yönelik ABD yaptırımlarının ihlal edilip edilmediğinin incelendiğinin ve soruşturmanın devam ettiğinin bildirilmesi gibi maddeleri sayabiliriz…
Sonuçta
Görüyorsunuz dost ve müttefik bildiğimiz koca ülke şeker tutarak bizi avutuyor, gönül alıyor, destek verdiği imajını çiziyor… Umarım yeri geldiğinde Rusya ambargosundan da Türkiye’yi muaf tutar.
Bir maddeyi alıp öne geçirmek veya birini önemsiz diye saymak mümkün değildir. Her biri ayrı bir konu olarak karşımıza çıkan bu hususlar birbirleriyle ilgilidir, bir yumak halindedir. Birini ele alsanız karşınıza Rusya çıkar, onunla olan menfaatlerinizi düşünmeye başlarsınız. Bir bakasına el atsanız karşınıza bu kez Avrupa çıkar, iktisadi ilişkilerinize zarar gelmemesini istersiniz.
Kaldı ki biz, henüz içimizdeki FETÖ sorununu da tam olarak çözebilmiş değiliz. Türkiye yeni bir seçim dönemine giriyor. PKK olayı her geçen gün artıyor. Dengelerin bu kadar hassas, çıkarların bu kadar karışık olduğu bir dönemde ve coğrafyada çok dikkatli hareket etmemiz gerekiyor.