SON DAKİKA
reklam
reklam

Anons (III)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 1 Aralık 2018, Cumartesi - 10:31   Okunma Sayısı:

1- Resmi elbiselerini giyerek harekâta geçen Mucip Ataklı ve Haydar Tunçkanat hakkında kanuni işlem yapılması, 2- Subaylara silahlı olarak göreve gelme emri veren Genelkurmay 2. Başkanı Memduh Tağmaç’ın durumunun gözden geçirilmesi, 3- Tayinleri yapılan subayların tayinlerinin durdurulması. Muhtıra Genelkurmay tarafından ret edilmiştir.22 Şubat saat 15.00 da ihtilal girişimi Aydemir’in emri ile başlatılmış meclis harp okulu tarafından, köşk ise Cumhurbaşkanlığı muhafız alayı tarafından kuşatma altına alınmıştır. Darbeye karşı olarak görevlendirilen birlik komutanları da Harp Okuluna gelerek Aydemir’e bağlılıklarını bildirmesi bildirmişlerdir. Köşkte bulunanları enterne edebileceğini söyleyen Fethi Gürcan’a “Bırakın !” emrini veren Aydemir’e karşılık İnönü köşkten çıkarken “İşte şimdi kaybettiler” diyerek gülümsemiştir. Aynı zamanda Hava kuvvetleri Aydemir kuvvetleri ilerlemesi halinde karşılık verileceğine dair bir ültimatom vermiştir .Artık ihtilalin başarıya ulaşması için zor kullanmak ve kan dökmek zorunda kalan Aydemir daha sonra hatıratında belirttiği üzere tarihe İnönü’yü öldüren kişi ve ordunun bölünüp çatışmaya sebep olan kişi olarak geçmek istemediği belirtmiştir. İhtilal girişimini ardından Talat Aydemir ve beraberindekiler İnönü’nün harekâtın çatışmasız sona erdirilmesine karşılık verdiği söz neticesinde emekliye sevk ediliriler. İşte Anons’un temel öyküsünü oluşturacak olan 22 Mayıs 1963 tarihli ikinci ve Aydemir ile Fethi Gürcan’ı idama kadar sürükleyen darbe girişiminin temeli bugünlerde atılmıştır.

**********************************************************

Film ise darbe girişimi üzerinden başarısızlığa uğrayan dört eski askerin yaşadığı durumları insan psikolojisi ve ülke psikolojisi üzerinden tirajı- komik bir anlatı diliyle ele almış; bu anlatı dilini de çarpıcı şekilde vermiş. Filmdeki dört karakter kaybetmiş, ama bu karakterler esasen idealist karaktere sahip dört karakter. Tıpkı idealist bir darbeci portresi çizen Talat Aydemir ve Fethi Gürcan’ı görüyoruz. İdeallerine sadık ama başarısız olmuşlar. Yani anlayacağınız; Aydemir ve Gürcan’ın peşinden giden karakterler. Filmin içinde karakterlerimiz derin bir hayal kırıklığı yaşadıktan sonra ise hayatın gerçek yüzüyle baş başa kalıp; ideallerinden sıyrılıp gerçekler üzerinden hareket etmeye çalışıyorlar. Peki gerçek ne ? Gerçek şu ki; 1963 Türkiye’sinde insanlar darbeye ve darbe girişimlerine alıştırılmışlar, ve sıradan bir olay gibi görüyorlar. Aslında” Kurbağa Deneyi” uygulanmış ülkemde; hani kurbağayı sıcak su dolu bir kaba kurbağayı koyarsanız hemen zıplar ve kaçar. Bir de kurbağayı kabın içerisinde soğuk suya koyarsanız önce su içerisinde öylece kalıyor. Sonra kabın sıcaklığını yavaşça artırırsanız, kurbağa bunu fark etmiyor, su kaynıyor ve kurbağa da haşlanarak ölüyor. O günlerde yaşananların toplumsal etkisini; Anons’ta birebir görüyoruz. Peş peşe yaşanan darbe girişimlerinin ardından, halkın durumu olaylara tepkisiz kalan bir halk ve bu durum en iyi olarak da Radyo Müdürü karakteri üzerinden veriliyor. Anons; anonsunu toplum üzerine yapıyor. Ancak bu mesajını iddialı bir mesaj diliyle değil, gayet mütevazi ve sade bir dille veriyor. Oyunculuklar da sade ve etkili bir anlatıma katkı sunuyor. Askeri darbe gibi bir konuyu; üst düzey bir anlatımla işleyen Mahmut Fazıl Coşkun ve senarist Ercan Kesal’ı takdir ediyor, bundan sonraki çalışmalarının da titiz ve üst düzey işler olmasını temenni ediyoruz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam