SON DAKİKA
reklam
reklam

Cebelitarık Boğazı statüsü (I)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Aralık 2018, Cumartesi - 10:40   Okunma Sayısı:

 

Cebelitarık meselesinin kökleri

18’inci yüzyıla daha doğrusu 1713 tarihli Utrecht Anlaşması’na dayanır. İspanyol egemenliğinden Britanya egemenliğine devredilen Cebelitarık, Avrupa Birliği’ne (AB) üye iki ülke arasında yaşanan bir egemenlik sorunudur. Cebelitarık’ın statüsündeki muğlaklık Britanya ve İspanya arasında zaman zaman ciddi krizlerin yaşanmasına neden olmaktadır.

Sorun, serbest dolaşım ilkesi bakımından AB’yi, dekolonizasyon süreci bakımından ise Birleşmiş Milletler’i (BM) doğrudan ilgilendirmektedir. İspanya, Cebelitarık’ın İngiltere’ye veraset savaşları sonucunda 1713 Utrecht Antlaşması ile bırakılmak zorunda kalındığını; ancak antlaşmada boğaz ve karasularıyla ilgili bir hüküm olmadığını savunurken İngiltere, İspanya’nın Cebelitarık’ı şehriyle, kalesi ve limanıyla bir bütün olarak İngiliz yönetimine bıraktığını öne sürmektedir.

İspanya, dönem dönem yükselen Cebelitarık krizlerinde Birleşmiş Milletler’in toprak bütünlüğü ilkesine ve dekolonizasyon sürecine atıf yaparken, İngiltere kendi kaderini tayin ilkesi temelinde her halkın siyasi statüsünü belirleme hakkına sahip olduğunu savunmaktadır. Cebelitarık ise, sorunun İspanya’nın toprak talebinden kaynaklandığını, egemenliğin İngiltere’den İspanya’ya verilmesine karşı çıkmakta hatta BM’nin özerk olmayan ülkeler statüsünden çıkartılarak bağımsız ülke statüsüne geçirilmesini istemektedir.

 

İhtilâflara yama yapıştırma

  • 1960 yılında, BMGK, sömürgelerin hangi ilkeler doğrultusunda bağımsızlıklarına

kavuşacaklarını belirleyen 1514 sayılı kararını kabul etmiştir. Cebelitarık’ın statüsünün belirlenmesi amacıyla BM bünyesinde, İspanya, İngiltere ve Cebelitarık’ın görüşlerini alarak durumu analiz etmek üzere bir Özel Komite (Yirmi Dörtler Komitesi olarak anılır) kurulmuştur.

  • BM, 1965 ve 1966 yıllarındaki 2070 ve 2231 sayılı kararlar uyarınca, İspanya ve

İngiltere’nin Cebelitarık’ın statüsünü belirlemek üzere müzakere etmelerini ve sonucu Özel Komite’ye bildirmelerini talep etmiştir. BM’nin 2231 sayılı kararında  “Cebelitarık halkının çıkarları gözetilerek” müzakere edilmesi gerektiği ibaresinin bulunduğunu not etmekte fayda vardır.(4)

  • İngiltere, Cebelitarık üzerindeki egemenlik hakkında ısrar ederek sorunun çözülmesi

maksadıyla 1966 yılında Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı teklif etmiş, ancak İspanya buna karşı çıkmıştır. BM kararları uyarınca İngiltere Cebelitarık halkının iradesini hangi yönde kullanmak istediğini öğrenmek amacıyla bölgede 1967 yılında referanduma gitmiştir. Referandum sonucunda Cebelitarık halkının İspanya ile yakınlaşmak yerine İngiltere ile mevcut bağlarının devam etmesini istediği ortaya çıkmış, ancak bu referandum BM tarafından 2353 sayılı kararla geçersiz ilan edilmiştir.

  • İngiltere, bu referanduma karşılık olarak 1969 yılında Cebelitarık ile ilgili bir yasa kabul

etmiş, halkın kendi egemenliğini İngiltere’den başka bir devlete devrini reddetme hakkını tanımıştır.(5)  İngiltere aynı yasa ile Majesteleri hükümetinin Cebelitarık halkının demokratik olarak ifade ettikleri arzuları dışında hiçbir devletle müzakereye girmeyeceğini kabul etmiştir.(6) Bu yasayla İngiltere bir yandan Cebelitarık halkının kararlarına saygı duyacağı ve haklarını savunacağı mesajını verirken, diğer yandan da İspanya’ya karşı mevcut düzende kendi egemenliğinin geçerli olacağı hususunu vurgulamıştır.

 

İngiltere’nin AET’ye üye olması

İngiltere’nin 1973 yılında AET’ye üye olmasıyla, bağımlı toprak statüsüyle Topluluğa taraf olan Cebelitarık kendi talebiyle AET’nin ortak dış tarifelerinden, ortak tarım politikasından ve katma değer vergisinden bağışık tutulmuştur.

Söz konusu bağışıklığın sebebi, Cebelitarık’ın kendi parlamentosuna sahip olduğu halde, statüsü gereği dış ilişkilerinde İngiltere’nin sorumluluğu altında bulunmasıdır. Cebelitarık’ın yatırım ve ticari açılardan avantajlı bir konum elde etmesi ve jeoekonomik statüsünün değer kazanmasının başlıca nedenleri bu bağışıklıklardır.

Bunun yanında Cebelitarık’ın statüsüyle ilgili krizin ve krizin tetiklediği serbest dolaşım ilkesiyle ilgili tartışmaların canlanmasında AB ile geliştirilmiş olan ilişkilerin payı önem arz etmektedir.

Foreign Policy Center uzmanlarından Adam Hug’a göre, yaşanan son gelişmeler sırasında İngiltere, nadir görülür bir şekilde, bir krize AB ilkeleri uyarınca çözüm bulunmasını istemiştir. İngiltere’nin bu şekilde hareket etmesinin en büyük nedeni elbette ki BM’nin dekolonizasyon süreci ile Cebelitarık’a bağımsızlık kazandırma veya toprak bütünlüğü ilkesi gereği İspanyol tezlerine destek verme ihtimalidir.   

    (Devam edecek)

 

(Yazıda kaynak olarak Gerry O’Reilly, “Gibraltar: Sovereignty Disputes and Territorial Waters”, IBRU Boundary and Security Bulletin, Bahar, 1999’den faydalanılmıştır.)

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam