Başkan Trump, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu binasında öldürülen muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili CIA'in yaptığı soruşturmanın henüz kesin sonuçlar vermediğini belirtmiştir.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı cinayetle ilgili doğrudan hedef almayan Trump, Suudi Arabistan ile yapılan silah ticaretini sürdürmek istediklerini söylemiştir. Muğlak ifadelerle açıklamalarını sürdüren ve Suudi yetkililerini doğrudan hedef almaktan kaçınan Trump, ABD’nin her şeye rağmen Suudi Arabistan’ın sadık bir dostu olarak kalmaya devam etme niyetinde olduğunu belirtmiştir.
Trump’ın adaleti (!)
Bu arada İran’a gönderme yapmaktan da geri kalmayan ABD Başkanı istihbarat raporlarını inceledikten sonra, “Amerikan istihbaratı Kaşıkçı cinayeti bilgilerini değerlendirmeye devam ediyor” ifadesini kullanmış, Riyad’ın Ortadoğu’da İran ve Radikal İslamcı terörle mücadele milyarlarca dolar para harcadığını ileri sürmüştür.
Aah para, nelere kadirsin! Senin hükmetmediğin yer mi var? Başkan Trump bile Amerikan adaletini ikinci plana almış ve;
“Suudi Arabistan yetkilileri, Kaşıkçı'yı ‘devlet düşmanı’ olarak tanımlıyor, fakat bizim bu kabul edilemez cinayet konusundaki kararlarımızda bu tanımlamalar rol oynamadı. Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Kaşıkçı cinayetinin işlenmesi ya da planlanması konusunda bilgilerinin olduğunu sert bir şekilde reddediyor. Bizim istihbaratımız bilgileri toplamaya devam ediyor, fakat Veliaht Prens bu trajik olay hakkında önceden bilgi sahibi olmuş olabilirler, belki de olmamışlardır.” demiştir.
Cumhuriyetçi Partinin vicdanlıları
Kongre üyeleri, adaletin yerine getirilemediği düşüncesiyle Trump’ı eleştirdikleri gibi, Suudi Arabistan’a yönelik silah satışının askıya alınması taleplerini dile getirmişlerdir. Bu çağrıları bile kulak arkasına atan ABD Başkanı, Kongre üyeleri arasında, siyasi sebeplerden farklı yöne gitmek isteyenler olduğunu belirterek;
“ABD’den sonra en fazla petrol ihraç eden ülke Suudi Arabistan’dır. Bizimle yakın bir şekilde çalıştılar ve petrol fiyatlarını düşük tutmaları yönündeki isteğime karşılık verdiler. ABD Başkanı olarak bu tehlikeli dünyada Amerika’nın ulusal güvenliğini sağlamaya ve bize zarar vermek isteyen ülkelere karşı durmaya çalışıyorum. Basitçe söylemek gerekirse, önce Amerika” demiştir.
Silah satışlarının iptali
Dünyanın gözü önünde bir cinayet işlenmiş, bütün dünya seyirci kalmıştır. Kimisi çaresizlikten, kimisi güçsüzlükten, kimisi de ekonomik bağlantılardan dolayı tavır koyamıyor. Meydanı boş bulan Trump da konuşmalarını sürdürüyor:
Hatta Riyad’la yapılan anlaşmaların iptal edilmesinin akıllıca olmayacağını söylemekle kalmamış, geçen yıl Suudi Arabistan’a yaptığı gezi sırasında Washington ile Riyad arasında 450 milyar dolarlık anlaşmayı hatırlatarak anlaşmaların ABD’de yüz binlerce kişiye iş imkânı yarattığını vurgulamıştır. Konuşmasının devamında;
“450 milyar dolar paranın 110 milyarının Boeing, Lockheed Martin ve Ratheon gibi dev şirketlerden yapılan askeri alımlardır. Bu sözleşmeleri aptalca iptal ederseniz, Rusya ve Çin muazzam bir şekilde bu işten faydalanmıştır, demiştir.
ABD, İsrail ve bölgesel ortakların çıkarları için Suudi Arabistan’ın yanında kararlı bir şekilde durmaya devam edeceğini de söylemiştir.
Dünya ekonomisi ve küresel vicdan
Kimsenin dünya ekonomisini, küresel adaleti, sosyal dengeleri falan düşündüğü yok. Herkes bir şekilde adaleti tenkit ediyor, ekonomik dengeler sürekli olarak birilerinin aleyhine açık veriyor, silah satışları devam ediyor.
Amerikan senatosunda bir kısım üye, Kaşıkçı olayını ısrarla gündemde tutmaya çalışırken küresel vicdanın da sesini yükselttiğini görüyoruz. Evet, küresel vicdan yaralanmıştır.