SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD ve Menbiç

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 12 Aralık 2018, Çarşamba - 09:43   Okunma Sayısı:

 

Türkiye’nin en hassas olduğu konuların başında Suriye sınır bölgelerinde ve Irak’ın kuzeyinde meydana gelen olaylar giderek müzminleşiyor. Bazen ABD’den gelen temsilcilerin bazen de bizden ABD’ye giden yetkililerin çabaları kısır döngü halini aldı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı

Geçtiğimiz hafta verdiği demeçte ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel, yükümlülüklerine bağlı olduklarını ve mutabakatın uygulanması konusunda istenen noktada bulunduklarını belirtmiştir. 

Bir gazeteci, Menbiç’in YPG/PKK’dan temizlenmesi kararlaştırıldığı halde bunun henüz gerçekleşmediğini hatırlatınca, Votel, “Doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Belirlenen takvimlerin çoğuna bağlı olacağımızın altını çizmiştik. Dolayısıyla belirlenen noktalarda olduğumuzu düşünüyorum. YPG’nin büyük kısmı Menbiç’in dışına çıkarılmıştır. Tabii bu yol haritasını uygularken yapmamız gereken faaliyetler var”  şeklinde cevap vermiştir.

Cevaplar yetersiz

Gerek Türk gerekse ABD’li yetkililere sorular yönelten gazeteciler hiçbir zaman istedikleri cevapları alamamışlardır. ABD’li yetkililer sık sık anlaşmaya bağlı olduklarını söylemektedirler. Votel, Türkiye ile ortak devriye konusunda eğitim sürecinin tamamlandığını ve uygulamaya geçildiğini belirtmiştir. Kendi aramızda yaptığımız Menbiç denklemini esprili şekilde şöyle formüle ettik.

Bu denklemdeki belirsizlerden birisi olan devriye sayısını araştırdım, bugüne kadar (yazının gazeteye gönderilişine kadar) 54 kez bağımsız devriye düzenlenmiş. İki büyük devletin kara gücü, küçücük bir bölgede dönüp dolaşıp duruyor. 

Geçen zaman x Bağımsız devriye sayısı= Hasılasız sonuç?

Oysa Türkiye nüfusunun yaklaşık % 11’inin yaşadığı yaklaşık 60.000 km2 yüzölçümü olan bir Güneydoğu Anadolu bölgemizde tek başına yaptığımız PKK mücadelesi, sınırların da dışına taşmış ve % 100 sonuç alınmıştır. 50.000 nüfuslu Afrin bölgesini de makul sürede temizledik, halkına huzur içinde oturma imkânı verdik.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi

5-14 Aralık tarihleri arasında Türkiye ve Ürdün’ü ziyaret etmiş olan Özel Temsilci Jeffrey, yanında Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Joel Rayburn’u da getirmiştir. Yine Votel gibi, çıkmaza giden “Yüksek Düzeyli Suriye Çalışma Grubu” açıklamalar yapmış, kendi haklılıklarını öne sürmüş ve ABD’nin yeni isteklerini dile getirmiştir.

Görüşmeler sonrasında Jeffrey, “Menbiç’te bulunan PYD ve YPG üyelerinin ayrılması ve yerel konseyler ile yerel askeri personel arasında bu örgütlerin üyelerinin yer almaması konusundaki taahhüdünü yerine getirerek güvenlik incelemesi yapıyoruz.

Yılsonuna kadar kriterleri mümkün olan en kısa sürede sağladığımızdan emin olmak için bazı adımlar daha atacağız. Bunların bazıları aralık sonuna kadar tamamlanacak. Ayrıca iş birliğinin Suriye’nin tümüne barış getirmesi için model oluşturmaktadır. İki ülke arasında yakın iş birliği olmadan Suriye’de nihai bir çözüm bulunması mümkün değildir” demiştir.

Açıklamalarla bir yere varılamaz

Görüldüğü üzere bu açıklamalardan da bir şey çıkmayacağı belli olmaktadır. Gerek ABD’nin gerekse AB ülkelerinin Suriye konusunda yapıcı bir çalışma ve planlamaları yoktur. Olsa bile gelişen durumlara göre kısa zaman aralıklarıyla menfaatleri gereği devreye girip çıkmaktadırlar.

İstediğimiz kadar NATO gibi bir ittifak içinde olalım, NATO’nun sözleşmesinde belirlenen hususlar önümüze konarak sadece bağlı olduğumuz hatırlatılmak isteniyor. Türkiye’nin korunmasından ziyade Türkiye’nin ittifaka bağlılığının zayıfladığı, Rusya’ya yakınlaştığı, NATO sisteminin dışında silah alımına yöneldiği gibi konular dayatılıyor. İşte Türkiye’nin bu konuda kendisini daha yoğun şekilde anlatması gereken nokta budur.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam