Geniş yığınların desteğini alan Emmanuel Macron, Nisan 2016’da seçim kampanyasını başlatarak bağımsız aday olmuş ve ülkenin en genç cumhurbaşkanı seçilmişti. O dönem yola çıkış amacını sadece sağcıları ve solcuları değil, “Fransa halkını birleştirmek” olarak açıklamıştı.
Kurduğu siyasi oluşum “En Marche”ın (Yürüyüş) adına yakışır bir şekilde Macron da sürekli “hareket halinde olan” bir siyasetçi olarak bilinmekle birlikte hem hükümetinde görev yaptığı Sosyalist Parti'nin temsil ettiği sol cephenin hem de muhafazakâr sağın tepkisini çekmişti. Hatta önceki Başbakan Alain Juppe, Macron’un bağımsız aday olarak Sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande'ı “sırtından bıçakladığını” söylemişti.
Macron’un özellikleri
*Dükkânların pazar günleri de açık kalmasını sağlayan ve ekonominin bazı sektörlerindeki düzenlemeleri kaldıran tartışmalı “Macron Yasası” ile ismini duyurması,
*Digital alandaki yeni girişimlere ve uzun mesafeli otobüs pazarlarına destek vermesi,
*Haftalık 35 saat olan çalışma süresini artırmayı vaat etmesi Macron’u farklı bir konuma getirmişti.
Hollande, “Kurallara uymazsan, burada işin yok” diyerek Macron’u görevden alabileceğini ima etmiştir. Yine İşçi sendikasınca tertiplenen bir protesto gösterisinde sendika üyesine, “Bir takım elbise satın almanın en iyi yolu çalışmaktır” deyince kendisine “defolması” söylenmiş ve üzerine yumurta atılmıştır.
Kırılmalar
Adaylığını açıkladığı konuşmasında, korunmaya ihtiyacı olanları korumayı bırakmış, felçli bir sistem istemediğini ilan etmişti. Ortaya attığı görüşleriyle kendisini solcu olarak tanımlayan Macron’u Fransız solu önemsememektedir.
İşçi ve öğrenci olaylarını kendisine yönelik hareketler olarak gören Macron, bu çağda olağanüstü hal uygulamasını getirmekten çekinmemiştir. Hatta protestocuya karşı pop-müzik Le Pen mitinglerinde protestolar varken Macron toplantılarında pozitif bir atmosfer vardı. Ona göre, terörle mücadelede mevcut güvenlik önlemlerinin daha verimli hale getirilmelidir.
AB içinde öne çıkmak düşüncesiyle Frexit ihtimalini zaman zaman öne çıkaran Macron’un bu tavrı, İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı ve Almanya’da aşırı sağın yükselişe geçmesi AB için de bir zafiyet oluşturmaktadır.
Bugüne gelirsek
Akaryakıt zammını protesto
Liselilerin eylemleri
Fransız solunun Macron’a karşı birleşmesi…
18’inci yüzyıldan itibaren Fransa’dan yayılan fikirler, tüm dünyaya yeni bir anlayış ve yeni bir düzen getirmiştir. İnsan hakları Evrensel Bildirisi ile ortaya çıkan yüce değerler yine Fransız resmi makamları tarafından ayaklar altına alınmaktadır.
En kötüsü Lise öğrencilerini dar bir bölgede toplayan Fransız polisi, onlara diz çöktürmüş ve ellerini başlarının üstüne koymalarını buyurmuştur. Demokrasi havarisi Fransa’ya bunlar yakışıyor mu?
İki çift söz
Fransız resmi makamlarına da iki çift söz söylemem gerekiyor;
- Toplum olaylarında yetersizsiniz
- Başka ülkelerin terörle mücadele mevzuatını hep küçümsediniz, tenkit ettiniz ve ilgili
hükümetleri taciz ettiniz
- Liselilerin bile yürüyüşünü terörist eylem görmeye başladınız. Bence bunlar Fransız
PKK’sı (I).
- Hükümeti tenkit eden muhalefet ise Fransız HDP’si… Yüzlerce gözaltına alınan işçi,
öğrenci ve memur var. Muhalefetteki PKK’lıları toplayıp içeri atın (I), hiç olmazsa ben de sizi tenkit edeyim. Hani hep siz PKK’ya hâmilik yapıyordunuz ya! Umarım Bayan Mitterrand’ın kulakları çınlamıştır.
Çok yazı yazmıştım Fransa ile ilgili… Terörü, isyanı, ayaklanmayı, halk hareketlerini, hükümet karşıtı gösterileri dünyanın her yerinde Fransa da örgütlemiş, finanse etmiş ve desteklemiştir. Gün oldu harman oldu, etme-bulma dünyası tecelli etti. Zehirle uğraşan bir gün zehirlenebilir. Bugün Fransa’da meydana gelen olaylar, öyle 3-5 günde bitecek cinsten değildir.
Hadi Macron, öfke her yanınızı sarmıştır, çekil istersen? Avrupa’nın demokrasi ve özgürlük ülkesi senin sayende ne hale geldi bak! Afrika ve dünyanın diğer yerlerindeki sömürgelerden de Fransa’ya akan fazla bir servet yok galiba?
Gözün aydın Fransa! Nur topu gibi bir çocuğun oldu.