Bir önceki yazımızda kıymetli hocamız Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doc.Dr Hakan Aytekin tarafından çekilen Süryani dili ve kültürünü işlediği 2007 tarihli “Yarına Bir Harf” adlı belgesel filmin 03 Kasım 2016 tarihinde Belgesel Sinemacılar Birliği ile Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi işbirliği ile gösterimi ve sonrasında yönetmen-senarist Hakan Aytekin,Ferit Sağ ve Araştırmacı Özcan Geçer’le bir de söyleşi ve ilginç anekdotları paylaşacağımızı söylemiştik.
Gizem Uysal ve kız kardeşi Burcu Uysal ,Hazal Ceren Celepsoy ve Oğuzcan Ünal’la keyifli bir gazetecilik sohbeti yaptık. Okulumuzun Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde Ar.Gör Pelin Akdoğan hocamızla ve İstanbul Aydın Üniversite’sinden Oğuz hocamızla da keyifli bir sinema sohbetimiz oldu.Oğuz hocam; Kayserili ve K.Erciyesspor’lu imiş takımın gidişatından memnun değil. Yine Oğuzhan Demirtaş kardeşime de fotoğraf ve spor üzerine güzel bir muhabbetimiz vardı. Tabi Hakan Aytekin hocamızın öğrenci ve çalışma arkadaşları da etkinliğe katılanlar arasındaydı.
İşte; yapılan söyleşide katılımcıların söylediklerinden yaptığım derleme.
Hakan Aytekin(Filmin Yönetmeni): Biz bu belgeseli 10 sene önce çekmiştik.Fakat bugünkü koşullarda çekmemiz biraz zor.Bölgenin yapısı değişti mesela.Geçenlerde Adıyaman’da Süryani mezarlarının tahrip edildiğini gazetelerden okuduk.Yakın tarihimiz tahriplerle dolu. Bu film ;kitap sonrası çalışmaların(Hasret Rüzgarı) bir ürünü. Konuya olan duyarlılığımdan dolayı çektim aslında. Benim için ilk oldu ve ilk defa grafikle anlatmaya çalıştım. İbadet ve konuma Süryanicesi farklı ve manastırda öğretilen Süryaniceyle hizmet alıp ve hizmet ediyorlar. Bu da büyük bir handikabı beraberinde getiriyor. Filimdeki cenazeden Gabriel’in öldüğünü tahmin ettiniz fakat Gabirel halen yaşıyor ve Ramazan ve Kurban bayramlarında telefonunu ilk arayan Gabirel amcam. Bir de Süryaniler;hangi egemen dilin kontrolünde ise onun etkisinde kalıyor. Örneğin Midyat’da(Mardin) 4 dil kullanıyorlardı (Süryanice,Arapça,Türkçe ve Kürtçe).Dil araştırmacılarına göre;en çok tehlikede olan dil İngilizce.Çünkü;İngilizce yaşadığı coğrafyaya uyum sağlıyor. Süryanice de yaşadığı coğrafyaya uyum sağlamakta. Süryanilerle ilgili filmlik konu çok fakat imkanımız yok. Olursa;çekeriz.
Ferit Altınsu( Filmin Türkçe ve Süryanice Çevirmeni): Semitik dillerin(Sami dil ailesi) bir akrabalığı var.Sonuçta bir dilin filmini yapıyoruz ve makro bir kültürün taşıyıcılığını yansıtıyor.Bu filmde Gabriel’in üslendiği arkadaşlık ve samimiyet bizim avantajımız oldu. Çok ağır bir konuydu ve yansıtmaya çalıştık. Süryanice’yi keşke kendi kültüründe yaşatmaya devam etsek;fakat zor bir caba. Gabriel Aktaş son çabalayanlardan. Dünyada da konuşulan dillerin sayısı epey azalıyor. Tabi koruma içgüdüleriyle dilbilimciler bir takım çalışmalar yapıyorlar; mücadele sergiliyorlar. Mesela Mardin’de Y.D.E’nin kurulması olumlu bir adım.Ne yazık ki ülkemizde bir dil politikası halen yok. Bu arada Mardin’de kültürünü korumaya
çalışan 200-300 aile var.Onlara bir şey olursa diye korkuyoruz.Bu filmi çekerken çok sıkıntılar yaşadık tabi.3 mevsimde çektik.
Özcan Geçer(Filmin Araştırmacısı) : Ben İsveç’te asma ağacı astım fakat tutmadı. Biz kendi kültürümüze,Süryani kültürüne sahip çıkmalıyız.Bizim yaşadığımız bölgelerde dil sorunu var.Köylerdeki çocuklar manastırda aldıkları eğitime rağmen belirli oranda Süryaniceyi öğreniyorlar.