SON DAKİKA
reklam
reklam

Perde kapanırken…

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Ocak 2019, Perşembe - 11:02   Okunma Sayısı:

 

Yaşadıkça koca koca yılları geride bıraktığımızı, hayatın olağan seyrini devam ettirdiğini görüyoruz. Bu kez de bir yılı daha geride bıraktık. Yeni yıla ait ümit ve beklentilerimizin belki tamamı, belki bir kısmı gerçekleşmiş olabilir. Hayalleri hiç gerçekleşemeyenlere rastlamak da mümkündür.

2018’de yaşadıklarımız, ömrümüzden bir kesit, bir piyesti. Perde yine kapanıyor. Ailemiz, ülkemiz ve tüm insanlık açısından bu sürece ait kazanç ve kayıpların muhasebesini yapmamız gerekiyor.

Türkiyemizde

2018 yılı kadındöverler, hayvanbiçerler, meczuplar, trafik ve düğün magandaları yılı oldu. Bu fabrikasyon hatalı mamullerden bol miktarda ürettik. Aslında benzer acıları yüreklerimizde hissettiğimiz olay sayısı fazlaydı.

Bizi insanlık camiasında küçük düşüren “kadına karşı uygulanan şiddet ve öldürme olayları” ilk sırada yerini almıştır. Bu lânet olasıca fiil, Türk insanının dünya uluslarının yüzüne utançlı bir çehreyle bakmasına neden olmuştur.

Yıllar önce başlatılan mahkeme süreçleri ağır hükümlerle son bulmaktadır. Fethullahçı örgüt sayesinde Türkiye üzerinde entrikalar çeviren ABD ve Batı’nın,  ülkemizde demokratik zeminlere yerleşmek için hâlâ çaba sarf etmekte olduğunu gördük, hâlâ da görüyoruz. İnsanımız barış ve huzura kavuşmayı ne kadar arzulasa da yeni engellerle karşılaşmaktadır. Sosyal medya aracılığıyla bilerek veya bilmeyerek kutuplaşmalar arttırılmak istenmekte, Türkiye aldığı tedbirler nedeniyle dış dünyanın hedefi olmaktadır.

Halen bir sosyal yara olan uyuşturucu madde satışı ve kullanımı, toplumun genç kesiminde ağır tahribata neden olmaktadır. Bu girdaba kapılan gençlerin sayısındaki artış polisiye tedbirlerle önlenmeye çalışılmaktadır.

Maden ocaklarımızdaki göçükler, diğer sektörlerdeki iş kazaları ve asansör faciaları önceki yıllara göre azalmış olsa da varlığını korumaktadır.  Terör olayları ve faili meçhul cinayetler önemli ölçüde azalmıştır.

Bütün bunların yanında Türkiye 2018 yılında ağır ekonomik sıkıntılara maruz kalmıştır. İşsizlik ve üretim bu sıkıntıların başında gelmiştir. 2019 yılının da kemer sıkma politikalarıyla geçeceği resmi ağızlar tarafından ifade edilmiştir.

Çevremizdeki olaylar

Karadeniz kuzeyi

Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi sonucu ortaya çıkan Ukrayna’yı rahatsız edici durum, giderek daha sert bir hal almış ve Rusya ile Ukrayna’yı savaşın eşiğine getirmiştir. Rus donanmasından bazı gemiler, Kerç Boğazı’nda Ukrayna’ya ait üç askeri gemiyi ateşle taciz etmiş, bunun üzerine Rus birlikleri Ukrayna sınırına dayanmıştır. Karşılıklı ateş teatileri şeklinde ortaya çıkan çatışmalar savaşa varmamıştır.

 

Türkiye-Suriye sınırı ve operasyonlar

Arap Baharı sonrasında meydana gelen olaylar Suriye’nin bölünmesine yol açacak hal almış, otorite boşluğunu gören PKK ve PYD, Suriye toprakları üzerinde sınırımıza paralel koridor ve bölgeler oluşturarak hâkimiyet kurmaya çalışmıştır.

Türkiye’nin 2018 Ocak ayında Afrin’e yönelik olarak icra ettiği operasyon başarıyla sonuçlanmış, Münbiç’e yapılacak daha geniş çaplı bir operasyon için kara unsurları sınır bölgesinde yığınaklanma yapmıştır. ABD’nin Suriye topraklarından çekileceğini açıklaması, bu harekâtın geciktirilmesini gerektirmiştir.

 

İsrail’in bölge huzuruna etkileri

Bir çıbanbaşı olarak varlığını hissettiren İsrail, Filistin konusunda yıl boyunca acımasız tavırlar sergilemiştir. Kudüs’ü başkent ilan etmesi, 2017 yılının sonunda olmasına rağmen yankıları 2018 yılı boyunca sürmüştür.

İsrail’in gerek Kudüs’ü başkent olarak ilan etmesi gerekse Mescid-i Aksa’da gaz bombası ve plastik mermilerle Müslümanlara saldırması Türkiye’nin tepkilerine neden olmuştur. Günümüzde ise İsrail Başbakanı’nın Türkiye’yi ağır sözlerle itham etmesi devam etmektedir.

 

Kıbrıs Rum Yönetimi

KRY (Kıbrıs Rum Yönetimi)’nin AB’den gördüğü destekle Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramalarına girişmesi ve çıkaracağı ürünlerden tek başına istifade etmek düşüncesini ortaya koyması, Türkiye’nin müdahalesini gerektirmiştir.

 

Yunanistan

AB’nin hırçın çocuğu Yunanistan, Ege Adaları konusunda zaman zaman sert çıkışlar yapmaktadır. Geçtiğimiz hafta Yunan Genelkurmay Başkanı’nın hiç yoktan Türkiye’ye yönelik tehditkâr sözleri hemen karşılık bulmuştur. Özellikle Yunan tarafı, Türk hava unsurlarının kendi hava sahalarına girdiklerini ve sürekli ihlâl yaptıklarını dile getirmektedir.

 

Yer hareketleri / İklim etkileri

Dünyamız büyük ölçekli depremleri,  tusunami hareketlerini, yanardağ patlamalarını ve şiddetli kasırgaları yaşamıştır. Bu doğal afetler, önemli ölçüde can almış, birçok kişiyi evinden barkından etmiştir.

 

Bu olumsuzluklara neden olarak değişen iklim koşulları gösterilmiştir. Ülkemiz deprem kuşağı üzerinde olup topraklarımızda Richter ölçeğiyle 6’nın üzerinde bir deprem beklenmektedir 

 

Önceki yıllardan günümüze taşınan ve yeni yıla devredecek olan olaylar

Yine bu yıl ağırlığını koruyacak ve baş ağrısı yaratacak olayların ilkini nisan ayında yaşayacağız. 1915 yılında Doğu Anadolu’da Ruslarla savaş halinde olan Osmanlı ordusunun geri bölgesinde karışıklıklar meydana gelmesi üzerine Osmanlı hükümeti, ordunun geri bölge emniyeti için bir dizi tedbir almış, Ermeni vatandaşlarımızın bir bölümünü kapsayacak şekilde “tehcir” kararını uygulamıştı.

Sözde soykırım olarak addedilen olayın 104’üncü yıldönümünde konunun yeni yıla daha farklı boyutlarla taşınması muhtemeldir. Menfaat uman ülkelerin dünya üzerine dağılmış Ermeni fanatikleriyle işbirliği yaparak bu ihtimali kuvvetlendirmeleri de doğaldır.

Gündemi işgal edecek diğer bir konu, ABD’nin Suriye’den çekilmesinden sonra Fransa ve İngiltere’nin bölgede yerleşmek istemesi olacaktır. İngiltere’nin yaklaşık 150 yıldan beri Orta Doğu’ya olan ilgisi yetmiyor gibi bir de Fransa Suriye’de bölgesel egemenlik sağlamaya çalışmaktadır. Bu iki devletin olduğu yerde Rusya mutlaka etkinlik elde etmek isteyecek hatta etki alanını genişletmeye çalışacaktır.

Gelinen noktadan çıkarılan sonuç şu ki, her konuda çözüm vardır; ama sürekliliği şüphelidir. Biraz daha irdelenmesi ve çok boyutlu ele alınması gerekmektedir.

Hepimiz her geçen gün fizîken yaşlansak da ruhen ve fikren genç kalmayı denemeli, sürdürmeli ve başarmalıyız. Bu düşüncelerle tüm okurlarımızın yeni yılını kutluyorum. Sizlerin sağlık ve esenlik içinde yaşamanızı ve daha nice yıllar görmenizi dilerim.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam