Ben Affleck ve eşi Jennifer Garner ,Kim Kardashian ve eşi Kanye West,Matt Damon,America Ferrera,Robert DeNiro,George Clooney ve eşi Amal Clooney ,Cher ,Beyoncé, Lady Gaga, Madonna ,Pharrell Williams, Tom Hanks,Debra Messing,Ellen Pompeo,Jessica Alba ,Bryan Lourd,Larry Flynt,Ellen DeGeneres Harvey Weinstein, Leonardo DiCaprio, Reese Witherspoon,Stevie Wonder ,Michael Douglas ve eşi Catrine Zeta Jones ,Tobey Maguire,Kate Walsh,Diane Kruger,Richard Gere ,Ricky Martin ,Morgan Freeman, Sean Penn ,Will Ferrell
Yukarıda saydığımız bu ünlü isimlerin ortak bir özelliği var .O da 2016 A.B.D Başkanlık seçimlerinde ya Hillary Clinton’un yanında yer aldı ya da Demokrat Partinin adayı olduğu için Hillary Clinton’u desteklediğini açıkladı. Tıpkı Sean Penn gibi.
Holllywwod prodüktörleri de bu seçimlerde ağırlıklı olarak Clinton’u destekledi.Tıpkı;J.J. Abrams ve Steven Spielberg gibi.Ancak;Hollywwod halef Başkan Obama’dan daha fazla destekler bir görüntü vermişti Hillary Clinton için.İşte bunun ilginç bir örneği;bir Marvel öyküsü olan ve beyazperdeye uyarlanan "The Avengers”(Yenilmezler) karakterlerinin Hillary Clinton için oy istemeleri ve hatta diğer aday Donald Trump için “Dünyayı Batıracak Adama Oy Vermeyin” demeleriydi. Hele ; Robert DeNiro’nun “Baba/The Godfahter” filmindeki o unutulmaz oyununu hatırlatırcasına “ Trump’u Yumruklamak İstiyorum” çıkışı da çok konuşulmuştu. Gerçi; Robert De Niro, seçimlerde yeni başkanın Trump olması sonrası "Artık yumruk atamam" dediyse ve İtalya’dan “Yurduna dön Robert” mealinde teklif aldıysa da olay yeni başkan Donald Trump’a sert bir şekilde karşı çıkanların psikolojisini yansıtması bakımından önemliydi. Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın yendiği sadece Clinton ve taraftarları değil elbet. Partisinden de çok ciddi bir muhalefetle karşılaştı. 44.A.B.D Başkanı George W.Bush ve ailesinin sandıkta boş oy kullandığı bir cumhuriyetçi adaydı Donald Trump.Sadece siyasetçiler değil Cumhuriyetçi ünlülerin bir kısmı da Trump’a oy vermeye pek istekli değildi. Örneğin koyu Cumhuriyetçi biri olarak tanınan ABD'li sinema oyuncusu, yönetmen, yapımcı ve besteci Clint Eastwood “Gönülsüzüz.Fakat Trump’a oy vereceğiz .” diyerek Sean Penn gibi kendi partisinin adayını aday olduğu için destekliyordu. Susan Sarandon gibi iki adaya oy vermeyen ve sivri çıkışlar yapan isimler de mevcuttu.
Demokrat Partili olarak bilinmesine karşın meselelere eleştirel yaklaşan ve Politik Muhalif Sinema’nın başarılı isimi yönetmen Michael Moore'un son belgesel filmi "Michael Moore “in Trumpland”ın (Michael Moore Trump Diyarında) “New York'ta yapılan galasında büyük izdiham yaşandı. Michael Moore, Donald Trump'ın seçimden zaferle çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu 5 başlıkta sıralayarak önemli bir analiz yaptı.
Bu başlıklardan ilki “Orta Batı Matematiği “ olarak geçiyor ve söyle devam ediyor.”Bence Trump, ABD’nin ‘rust belt’ olarak bilinen kuzey kuşağındaki dört demokrat (mavi) eyalete yoğunlaşacaktır. Michigan, Ohio, Pennsylvanya ve Wisconsin eyaletleri seçimlerde demokratlara oy verdiler ama 2010 yılından beri Cumhuriyetçi valiler seçiyorlar. Pennnsylvanya’da nihayet Demokrat bir vali seçildi ama Trump’ın eli de armut toplamıyor.
Michigan’da yapılan ön seçimlerde Cumhuriyetçi Parti 1.32 Demokratlar 1.19 milyon oy topladı. Pennyslyvanya’da Trump, Hillary’nin önünde. Ohio’da ise berabereler. Trump’un devirdiği bu kadar çamdan sonra Ohio’da nasıl mı berabereler? Çünkü Trump saçma sapan bir sürü laf ediyor ama Hillary’nin NAFTA’ya ve Trans Pasifik Ortaklığı’na (TPP) verdiği desteğin üst orta batıdaki endüstri eyaletlerini, dolayısıyla da buradaki işçi sınıfını vurduğunu söylerken son derece haklı. Bu yüzden Trump, Michigan’daki Ford fabrikasına gitti ve eğer Ford fabrikası gerçekten kapanıp Meksika’ya taşınırsa Meksika’dan gelecek her arabaya yüzde 35 vergi koymakla tehdit etti.
Trump aynı şekilde Apple’ı da Çin’de değil ABD’de üretim yapmaya zorlayacağını söylüyor. Michigan’lı işçiler bu müziği çok sevdi. Bu iflas etmiş, geçim mücadelesi veren, bunalımlı insanlar Reagan’ın Damlama Teorisi tarafından kandırıldı, Demokratlar tarafından da kendi kaderine terk edildi.
Bu yüzden burada da bir Brexit olayı yaşanacak. 21. yüzyılın yeni Elmer Gantry’si bu ortamda zuhur etti ve diyor ki “İşte Amerikan rüyanızı yerle bir edenlere gününü göstermek için elinize geçen fırsat. Dışarıdan biri, yani Trump, ortalığa düzen vermek için geldi. Onu sevmek zorunda da değilsiniz. O sizin size kazık atan gafillerin üstüne atabileceğiniz kişisel molotof kokteyliniz””
Moore’nin ikinci başlığı ise “Öfkeli Beyaz Adamın Son Direnişi” ve söyle de devam ediyor.
“ “240 yıldır ABD bizden soruluyor ve saçı uzun aklı kısanın teki bize okuyor.” Bu nasıl olabiliyor? Zaten, alametler belirmişti. Düşünsenize Nixon bile kızların da sporda eşit fırsata sahip olması gerektiğini söylemişti. Sonra Beyonce geldi sol yumrukları havada zenci kızlarla bizim oyunumuz Super Bowl’da arzı endam etti. Ah ah insanlık nereye gidiyor?”
Moore’nin üçüncü başlığında “Hillary Sorunsalı “ geçiyor ve Clinton’un ülkeyi içine sokacak bir askeri operasyon oluşturabileceği söyle vurgulanıyor.
“Gelin bir birimize karşı dürüst olalım ama ondan önce bir şey diyeyim: Hillary’i severim aslında. Hatta biraz haksız bir kötü şöhretinin de olduğunu düşünüyorum ama Irak Savaşı’yla ilgili tavrını gördüğümden beri ona oy vermemekte son derece kararlıy(d)ım ama bir öncü faşistin başkomutan olmaması için bu kararımdan döneceğim çünkü üzülerek söylüyorum ki Hillary de ne yapar eder bizi içine sokacak bir askeri operasyon bulur ama Trump da kırmızı düğmedeki (nükleer silah) parmağı rahat durmayan bir ruh hastası.
İtiraf faslını geçtikten sonra artık kendimizle yüzleşelim. Burada sorun Trump değil Hillary. Birincisi, Hillary hiç popüler değil. İnsanların yüzde 70’i onu güvenilmez ve tekinsiz buluyor çünkü Hillary eski tarz siyasetin temsilcisi. Zihninde nasıl kazanılacağına dair bir şablon var ve onu uyguluyor. Bu yüzden önce eşcinsel evliliğine karşı çıkıyor sonra da bunu resmileştiren yasaları onaylayarak sürekli kendisiyle çelişiyor. Düşündürücü olan şu ki en büyük aleyhtarları kadınlar. Üstelik Hillary’nin kuşağı Barbara Bush’gillerin “kapa çeneni ve kurabiye pişir” statükosunu kırmış olmasına rağmen.”
Moore’nin dördüncü başlığında yer alan “Bunalımlı Sanders Destekcileri” ise sonucun neden böyle olduğunu açıklar nitelikte gibi . “Sanders destekçileri Hillary’e oy vermeyecek diye söylenmeyi bırakın. Biz vereceğiz ya. Zaten 2008 ön seçimlerde Hillary’e oy veren sonra Obama’yı desteklemiş olan insanlardan daha fazla kişi bu seçimlerde Hillary’e oy verecek Sorun bu değil. Sorun, yanlarında beş kişi daha getirmeyecek olmaları. İşte bunlara bunalımlı seçmen deniyor. Hillary’e tamamen zoraki oy istiyorlar. Yüzlerinde hiç bir heyecan belirtisi yok. Tamam, Trump’a oy verecek değiller ama bir çoğu da ya üçüncü adaya oy verecek ya da ayağını uzatıp evde oturacak. Çünkü gençlerin sahtekarlara tahammülleri yok. Clinton Bush dönemi demek onlar için gene müzik dinlemek için para vermek ve eşek ölüsü gibi telefonlar kullanmak demek.”
Moore’nin beşinci ve son başlığında 1990’larda Minnesota halkının kendi profesyonel güreşçileri Jesse Ventura’yı vali seçmiş olmaları ile Donald Trump’un A.B.D Başkanı olarak seçilmesi arasında bir bağ kuruyor ve diyor ki; “Siz siz olun fesat seçmen etkisini sakın küçümsemeyin. Çünkü artık seçim sandıkları bireylerin gerçekten mahremiyete sahip olduğu tek yer. Polis yok, kamera yok, zaman kısıtı da yok. İnsanlar, Trump’ı sadece çok bayıldığı için seçecek değiller. Böyle bir şeyi sadece yapabildiği için yapacak olan çok insan var. Anne ve babasını sinir etmek için elma sepetini yere deviren muzır çocuklar gibi. 1990’larda Minnesota halkının kendi profesyonel güreşçileri Jesse Ventura’yı vali seçtiklerini hatırladınız mı? Bunu yapan insanlar cahil, aptal değil. İnsanlar sırf sisteme öfkeli oldukları için de böyle eşek şakaları yapabiliyor.” İşte Michael Moore'un “ http://michaelmoore.com/trumpwillwin/” linkinde de İngilizce versiyonunu okuyabileceğiniz analizinin özeti ve Türkçesi bu şekilde. Siyasi analistlerin ortak görüşü ise; mevcut düzenin(Merkez İdeolojiler) çatırdadığı ve bunun yerine de Sağ/Sol veya farklı ideolojilerin içinden gelen uç düşünce ve alternatiflerin başarı gösterdiği .2020 A.B.D Başkanlık Seçiminin daha renkli geçeğini söyleneler de mevcut. Çünkü iş biraz da Trump’in başarı gösterip göstermemesine bağlı ve partisinde halen ona diş bileyenler vardır diye düşnüyorum.Daha da enteresanı eğer ki fikir değiştirmese A.B.D'li ünlü rapçi, hip hopçu ve prodüktör Kayne West’in “2016 başkanlık seçimlerinde Hillary Cilnton’u destekliyorum ancak 2020 başkanlık seçimlerinde aday olup, Barack Obama’dan sonra ülkenin ikinci siyahi başkanı olmak istiyorum” şeklindeki beyanatı ve başkanlığa adaylığını koymasıdır ki ;ortam epey şenlenecek ve malzeme çıkacak demektir.Hele eşinin Kim Kardashian gibi bir magazin figürü olduğunu düşününüz. Bir de Bernie Sanders faktörünü asla ve kati bir şekilde es geçmemek lazım .
2020’ye gelmeden; başlıktaki şu soruya yanıt vermek gerekiyor.Bizce ;Hollywwod Trump’a yenilmedi .Çünkü popüler kültür unsurları pek kolay yenilmez ve Hollywwod Trump ve ailesinin; etinden sütünden,yününden,kılından,tüyünden bol bol faydalanır. Bakalım Türkiye Trump döneminden nasıl etkilenecek ve FETÖ lideri F.Gülen iade edilecek mi ? Bizimkiler asıl ona bakıyorlar.
Ünlü Besteci ve Söz Yazarı Leonard Cohen ile uğradığı saldırı sonucu şehit olan Mardin Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ün ailelerine taziyelerimi bu vesile ile iletiyorum. Terörün değil her alanda sanatın ve sanatçının kazançlı çıktığı günler temennisiyle….