Özellikle 2018 yılında ABD’nin Orta Doğu politikaları büyük değişikliklere uğradı. Bu tablo ile birlikte çok sayıda yönetim kademesinden insan da makam ve mevkilerini kaybetti. Nasıl olduğunu incelemeye kalkarsak;
Rusya’nın Orta Doğu’daki rol ve etkinliği
Rusya, Eylül 2015’te doğrudan askeri müdahaleyle Suriye’de ki dengelerini değiştirmeye başlamıştı. 2017 başında Türkiye ve İran’la beraber kurduğu Astana masasından önemli kazanımlar elde eden Rusya, Suriye’deki sorunları ne şekilde aşabilecekti?
Suriye’yle beraber bölgesel nüfuzunun sınırlarını nasıl kontrol edecek, bölgenin müzminleşen asırlık sorunlarını ve bugünkü karmaşık ilişkileri nasıl yönetecekti?
Bölgenin kemikleşmiş Kürt sorunu, Suriye’deki yabancı askeri güçler, Orta Doğu’da İran-Suudi Arabistan rekabeti gibi birçok mesele Rusya'nın tek başına çözebileceği konular olmasa da Rusya gözünü karartarak Astana süreciyle kolları sıvadı.
ABD’nin tavır değişiklikleri
Sorunun çözülüp çözülmeyeceği bir yana ABD’nin iyice çıkmaza gireceği ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu hatalar;
Bu yılın nisan ayında 2 bin 200 Amerikan askerinin Suriye’den çekilmeyeceği haberleri
basında yer alırken ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’nin "Acele etmemize gerek yok" sözleri bu haberleri teyit etmiştir.
ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Başkan Trump’la Suriye'de bir askeri seçeneği rutin olarak konuştuklarını, Şam rejimini İdlib’de kimyasal silah kullanmaması konusunda uyardıklarını hatırlatarak bir çekilme emaresi göstermemiş, hatta Rusya’ya gözdağı olması amacıyla 100’den fazla Amerikan askerinin katılımıyla Suriye’nin güneyinde El Tanf’ın 50 km.lik alanında askeri tatbikata girişmiştir.
Tatbikatın amaçları
Tatbikatın amaçları arasında, terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadeleyi devam ettirmek, İranlı güçleri ve destekçilerini Suriye’den çıkarmak, Suriye halkının ve uluslararası kamuoyunun kabul edebileceği, tehdit edici olmayan bir hükümet kurmak olduğu ifade edilmiştir.
Temmuz ve ağustos aylarındaki demeçler daha üst perdeden verilmiştir. ABD Başkanı Donald Trump’ın DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, “DEAŞ'tan elde edilen kazanımların devamlılığı sağlanana ve iç güvenlik güçleri kurulana kadar Suriye’de kalacağız” demiştir.
Bir başka demecinde ise Trump, Irak ile Suriye’deki azınlıkların korunması ve bu unsurlara destek verilmesini öngören yasanın imza töreninde, DEAŞ’la mücadelede sona gelindiğini 30 gün içinde tüm DEAŞ’lı teröristlerin yok edileceğini iddia etmişti. Oysa aynı hafta yardımcısı DEAŞ ile mücadelenin çok zor olduğunu söylüyordu.
İç güvenlik ve sınır birlikleri
ABD Savunma Bakanlığı daha önceki bir raporda ABD destekli SDG ismini kullanan PYD/PKK’nın Suriye’de “iç güvenlik gücü”, “sınır güvenliği gücü” ve “patlayıcı uzmanı” eğitmeye başladığını ve terörle mücadele güçlerini tekrar şekillendirmeyi planladığını bildirmişti.
Raporda, ABD’nin Suriye’deki asker sayısını dört kat artırarak 2 bin civarına çıkardığı ifade edilirken ABD’nin Suriye’de toplam 12 bin 500 civarında "asker" eğittiği ve bunun 11 binden fazla kısmının "SDG kuvvetlerinden" oluştuğu belirtilmişti.
Pentagon eğitilen gücün konvansiyonel bir sınır koruma birliği olmadığını, “iç istikrar ve güvenlik gücü” olacağını iddia etmişti.
Umulan neydi?
- ABD, BAE, Suudi Arabistan ve diğer ülkeleri bölgeye yerleştirmekle İsrail’e destek
vermek istemiştir. Ancak, İsrail’deki yolsuzluk davaları tam da bu dönemde ayyuka çıkmış ve İsrail’deki aklıselimler İsrail’in çatışma ortamına girmesine karşı çıkmışlardır.
- Türkiye ve İran karşı karşıya getirilmek istenmiştir. Ancak Türkiye şimdiye kadar İran’ı
desteklediği gibi desteklemeye de devam etmekte kararlılık göstermiştir. Rusya ise başından beri İran ile aynı görüştedir. Astana süreci devam etmektedir.
Zamansız çekilme yeni sorunları beraberinde getirecektir. ABD birlikleri –daha doğrusu komuta heyeti- Irak‘ta kalarak Suriye sahasını kontrol etmek isteyecektir. Peki, Suriye hava sahası kime terk edilecektir? ABD’nin bölgedeki hava üsleri ne olacak, kimin kontrolüne geçecektir?
ABD, Suriye’den birlik çekse bile politik yönden ilişiğini kesmeyecek, ekonomik yaptırımlara yönelecektir. Rusya ile sıkı bir koordinasyon yapması gerekecektir. Şunu da söylemekte bir beis olmadığı kanısındayım: ABD, bölgede stratejik hatalar ve taktik boşluklar yaratarak kendi oyununa düşmüştür.