SON DAKİKA
reklam
reklam

İdlib’de çatışmalar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Ocak 2019, Pazartesi - 11:02   Okunma Sayısı:

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in görüşeceklerini açıklamalarının ardından İdlib’den çatışma haberleri alınmaya başlanmıştır. Suriye Network for Human Rights (SNHR) oluşumu, çatışmaların Al Jazeera, Zamzam kamplarına yakın olduğunu,
kamplardaki çadırların zarar gördüğünü, ancak sivillerin durumu hakkında herhangi bir bilgi olmadığını açıklamıştır.

Suriye’nin kuzeybatısında egemenlik kurmak isteyen gruplar perşembe gecesinden itibaren çatışmaya girdiler. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), -ki El Kaide’nin uzantısıdır- ve Türkiye’den destek gören Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’na bağlı Ulusal Kurtuluş Cephesi arasında çatışmalar, esasen hafta başında Halep’e yakın bölgelerde başlamıştı.

Perşembe gününden itibaren de çatışmalar kuzeye doğru yönelmeye başlamıştı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) çatışmalar sırasında 8’i sivil en az 100 kişi hayatını kaybetti. HTŞ, kendisine bağlı militanların infaz edildiğini öne sürerek çatışma sebebini açıklamıştır.

 

Açıklamalar

Rusya’nın Sözcüsü Dimitri Peskov, “Rusya’yla Türkiye’nin, İdlib konusunda en üst düzeyde görüşme gerektiren görüş ayrılıkları var” derken ABD'li emekli Albay Douglas Mac Gregor, FOX News kanalına yaptığı açıklamada Trump’ın Suriye’den çekilme kararının ardından Rusya’nın “müttefikleri arasında” seçim yapmak zorunda kalacağını söylemiştir.

Mac Gregor, “Rusya uzun süredir Türkiye, İran ve Suriye'de çeşitli taraflarla ilişki halinde. Fakat ABD'nin çekilmesiyle bu taraflar arasında seçim yapmak durumunda kalacak. Putin seçim yapmalı, eğer Rusya, Türklerin Suriye’ye girmesine izin verirse, Suriyeliler ve İranlılar üzerindeki etkisini kaybeder” demiştir. (Kaynak: Middle East Eye, Washington Post, FOX.)

 

İdlib’in hassasiyeti

Garantör ülke durumundaki Türkiye, İdlib’de 12 üs tesis etmiştir. Daha önce Rusya’nın destek verdiği rejim güçleri İdlib’e saldırmış, ancak saldırılar Türkiye’nin çabaları sonucu ateşkes ile sonlandırılmıştı.

İdlib, Hatay sınırımızın doğu ve güneyinde yer almaktadır.  İdlib kırsalı geçen ağustos ayında Suriye ordusu tarafından ateş altına almış, sonraki ayda da Rus ve Suriye savaş uçakları İdlib çevresindeki yerleşim alanlarına hava saldırıları düzenlemeye başlamıştı.

Binlerce insanı tedirgin eden saldırılar, Soçi mutabakatı ile çatışmasızlık bölgesi modeli sayesinde sonlanmış, ancak aralık sonunda HTŞ ile 16 muhalif grubun bir araya gelerek oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Cephesi arasında çatışmalar başlamıştı.

Bu çatışmalar sırasında halkın büyük bölümü TSK’ya ait üslerin çevresinde toplanmaya başlamıştı. Gruplar arasındaki çatışmalarda şu ana kadar çoğunluğu sivil olmak üzere 100'den fazla kişi yaşamını yitirdiği belirtilmektedir. Durumun ciddiyetini koruması karşısında Rusya, İdlib kentinin güneyine hava saldırısı düzenlemiş ve saldırıda 7 sivilin yaralandığı bildirilmiştir.

 

ABD ve Rusya arasına sıkışmış bir Türkiye

 

Türkiye, bir NATO üyesi olup ittifakın kuruluşundan itibaren Batı normlarına uygun bir dış politika izlemiştir. Evet, Türkiye düne kadar Doğu blokundan uzak ve yakın tehdit algılamıştır. SSCB’nin yıkılmasından sonra dış politikasını ve güvenlik stratejisini yeniden yapılandırma ihtiyacını hisseden Türkiye, SSCB sonrası dönemde terörizm ve yoğun yıkıcı propaganda tahribatına karşı tek başına dikilmek zorunda kalmıştır.

1980 yılından beri sürdürülen PKK ile mücadele Türkiye için en önemli ve öncelikli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu mücadele süresinde aynı ittifakın mensupları Türkiye’yi yalnız bırakmış, silah satışlarını azaltmış veya kısıtlama koymuş, istihbarat paylaşımından mahrum bırakmış ve PKK terör örgütüne aleni şekilde destek vermeye başlamışlardır. Önce Irak’ta ve özellikle Kandil Dağı bölgesinde üslenen terör örgütü, vur-kaç taktikleriyle sınır ötesinden gelerek Türkiye’ye zarar vermeye başlamıştır.


Türkiye’nin karşısındaki engeller

Körfez Harekâtı sonrasında Irak, Bağdat  merkezli Şiiler, Erbil merkezli Kürtler ve Musul merkezli Sünnî Araplar şeklinde bölünmeye uğratılmıştır. Bir de biliyorsunuz tabii, 2014 sonrasında IŞİD denen bir terör örgütü daha çıkmış ve buna karşı da mücadele başlatılmıştır.

Bölgede Türkiye’nin atacağı her adım hesaplanarak karşısına engeller çıkarılmıştır. Mısır, Ürdün, Suriye devletleri, Türkiye’yi tenkit etmeye ve engellemeye başlamışlardır. İsrail önemli bir faktördür ve Türkiye’ye karşı açıktan cephe almıştır.

ABD, bölgedeki bütün terör örgütlerine dünya kadar silah ve cephane satmıştır. Benzer oranda Rusya’da kendine müzahir devlet ve unsurları desteklemiştir. Yani bölge bir cephanelik veya mühimmat deposudur.

Bu kadar stoklama ve asker yığınaklanmasının yanında, hava meydanları, kontrol noktaları, gözetleme istasyonları, radar mevzileri tesis edilmiştir. ABD’nin bölgeden çekilmesi belki küçük çaplı birliklerini, arızalı araçlarını ve işe yaramaz ya da miadı dolmuş malzemeleri çekmek şeklinde algılanmalıdır.

Yoksa hayal kırıklığına uğramak söz konusu olacaktır.

 



 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam