Sabah, eve vardığımda kardeşlerim pencerenin parmaklıklarına tutunmuş içeride ağlıyorlardı, ben dışarıda. Ve beni içeri atamıyorlardı. Çünkü onlara eve kimseyi sokmayacaksınız, ağabeyinizi bile denmişti, öyle bir baskı vardı üzerlerinde. Hayır eve giremezdim geri döndüm.” Bilecik Ortaokulunda okuyan Süreya Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Maliye ve İktisat Bölümü'nde okumaya başladı ve 1954'te mezun oldu. Mülkiye’deki en yakın arkadaşları Sezai Karakoç, Hasan Basri, Muzaffer Erdost, Nihat Kemal Eren’dir Bu yıllar şairin edebiyat tutkusunun geliştiği yıllardır. Zira; Ahmet Muhip Dıranas ve Özdemir Asaf gibi isimleri okuyan Süreya, üniversite yıllarında takma isimlerle çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmıştır. Aynı zamanda karikatürist de olan Süreya, kendisini tam olarak “Gül” şiiriyle edebiyat dünyasına duyurmuştur. Şairin en çok bilinen şiirleri arasında olan "Üvercinka", "Dalga", "Güzelleme", "Üçgenler", "Cigarayı Attım Denize", "Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm" adlı eserleri 1955'te dergilerde yayımlandı. İlk eşi olan ve Bilecik Ortaokulundan sıra arkadaşı olan Seniha Nemlii ile 1950’lerin başında evlenir. Ailesi bu evliliğe karşı çıkar. Fakat ikilinin evliliği son derece ilginç bir nedenle biter. Cemal Süreya bir gün çok neşeliyken, bir gün Seniha Hanım peynirli börekten başka börek yapmayı bilmiyor diye ortalığı birbirine katar, hatta Seniha Hanım’a bir tokat bile atınca evlilikleri filen sona ermiş ancak bu dönemde kızı Zuhal dünyaya gelmiştir. Böyle bir dönemde aynı iş yerinde çalıştığı, “Üvercinka” diye isimlendirdiği kadına âşık olur. Onu arkadaşlarından kimse tanımaz, bilmez. Şairi çok etkilemesine rağmen Üvercinka’yla ilişkisi çok kısa sürecektir. Süreya, bir süre sonra eşinden ayrıldı ve 1967'de Zuhal Tekkanat ile evlendi, Zuhal Hanım, Yelken dergisinde düzeltmenlik yapmaktadır. Süreya, dergiye sık sık gitmektedir. Arkadaşlık evlilikle sonuçlanır ve oğlu Memo Emrah da 1969'da dünyaya gelir. Üçüncü evliliğini 1975'te Güngör Demiray ile gerçekleştiren Cemal Süreya'nın bu evliliği ise bir yıl sürdü. Süreya, son olarak Birsen Sağnak ile evlenmiştir. Aslında iki isim bir kitapevinde tanışmış ve bu tanışma evlilikle sonuçlanmıştır. Süreya, 1980 yılında başmüfettişliğe terfi eder. 1982’de Maliye’deki görevinden emekli olur. Bütün vaktini edebiyata ayırmak niyetindedir. Ama emekli aylığı masraflarını karşılamaya yetmez. Ortadoğu İktisat Bankasında çalışmaya başlar. Ancak, banka altı ay sonra iflas eder. Uzun bir süre yargılanır. Sonuçta beraat eder. Birsen Hanımla Kadıköy’deki evlerinde düzenli bir hayat yaşamaktadırlar. Sigara ve kahve alışkanlığını bırakır. Ama alkolden uzaklaşamaz. Oğlunun yaşattığı bir takım sorunlar aileyi ve Cemal Süreya’ya oldukça stresli günler yaşatacaktır. Son döneminde alkol problemleriyle boğuşacaktır. 1950'lerin başlarında gelişen İkinci Yeni hareketine katılmakla birlikte, şiirde anlamsızlığı savunan görüşleri hiçbir zaman benimsemez. 1980’lerde eleştirel yazılarıyla da ön plana çıkar. Erotik içerikli şiirler de yazması belirli çevrelerce benimsenmiş, belirli çevrelerce de eleştirilmesine sebep olurken, Süreya toplumsal değerlere uzak düşmemiştir. Düz yazılarında sürekli yeni sorular sordu. Denemelerinde de başka sanatçılar, özellikle şairler üzerinde durmayı yeğledi. Hayat kısaydı ve kuşlar uçuyordu; girdiği bir iddia sonucunda “Y” harfini atan ve adı Cemal Süreya olan bu usta edebiyatçımız 9 Ocak 1990’da yani bundan 29 sene önce aramızdan ayrılacaktır.