Avrupa’da hekimlik ve sağlık
13’üncü yüzyıl başlarında Papa III. Honorius, hekimliği hakir gördüğü için rahipler sınıfının doktorluk yapmasını yasak etmişti.
*Würzburg’da 1298 yılında toplanan ruhaniler meclisi, din adamlarına sadece cerrahlık yapmayı değil, cerrahî ameliyatlarda hazır bulunmayı da yasak etmişti. Bu yüzden cerrahlık uzun zaman ayıp sayıldı.
*1416’da Viyana Üniversitesi, doktor ünvanı almak için müracaat eden bir cerrahı arzusunu pek yüzsüzce bularak geri çevirdi.
*Bugün de bazı doktorların kullandıkları bir usul hakkında 1300 yıllarında Montpellier’de tıp hocalığı yapan Arnoldus Villanovaus’un şu sözlerine rastlıyoruz: İdrarda bir şey bulamadığımız takdirde bir karaciğer obstruction’u olduğunu söylersiniz. Hasta tutar da baş ağrılarından şikâyet ederse karaciğer bozuk da ondan dersiniz.
Anlamı bilinmeyen sözcükler
Amma obstruction kelimesini zinhar ihmal etmeyiniz. Çünkü hastalar bunun ne demek istediğini anlamazlar. Anlamını hastaların bilmeyeceği kelimeleri kullanmanız önemlidir.
*Akıl hastalarına karşı şu çarelere başvurulurdu: Etrafı rahatsız etmeye başladılar mı hapse atılırlar, azgınlıklarını arttırdılar mı zincire bağlanırlardı. Hastalar yabancı iseler memleketten dışarı çıkarılırlar ama bir daha dönmemeleri için bir güzel dövülürlerdi.
*Kont Dedo öyle yağ bağlamıştı ki, bunun müthiş sıkıntısını çekiyordu. Doktoru ona, karnını yarıp fazla yağları çıkarma tavsiyesinde bulundu. Bu ameliyat tabii Kont’un ölümüne sebep oldu (1190)BİK
*Yeni çağlara kadar tıp ilminin ne kadar hor görüldüğü, meselâ Molier’in komedilerinde de anlaşılır. Gil Blas ağır yaralanarak bir yerde yatıp kalınca civarda doktor olmadığı için nasıl olsa ölmeyeceğine inanmıştı.
Yıkanmak
*Allah’ın emirlerine itaat ederek yaşamaya önem veren Hristiyan sofular, orta çağın ilk devirlerinde yıkanmazlardı. Azizlerden Elisabeth bu zevkten (yıkanma zevkinden) öylesine kaçınıyordu ki, kokmaya başlamıştı. Etrafındakiler bu kokuya dayanamaz hale gelince onu yıkamaya zorlamışlardı. Fakat başarıları pek sudan olmuştu. Kadıncağız su ile temasa gelir gelmez fırlayıp kaçtı ve işlediği günahtan dolayı tövbe etmeye başladı.
*1185 yılında Fransız Kralı Philipp August, sarayın penceresinde oturuyordu. Sokaktan geçen arabalar yoldaki pislikleri sağa sola dağıttı. Öyle müthiş bir koku yayıldı ki, Paris şehrinin kötü kokusuna alışık olması gereken Kral bayıldı.
Bunun üzerine birkaç sokağa kaldırım yapılmasını emretti. Birkaç asır birçok emirlerle sokaklar temiz tutulduysa da pislikler ve çöpler Place Maubert’e getirilip boşaltılıyor, bu Pazar yerinde kötü kokudan durulmuyordu.
Helâ yapımı
Ancak 1531’de Parisliler evlerinde birer helâ ve lâğım yaptırmaya mecbur tutuldular. Bu tarihe kadar helâ vazifesini sokaklar görüyordu. Almanya’nın birçok yerinde sokakları kirletmek 17’inci yüzyıl ortalarına kadar sürdü.
*İmparator III. Friedrich’in Tutlingen’i ziyaret arzusu şehrin pek pis oluşu dolayısıyla akim kaldı. 28 Ağustos 1485’te İmparator Reutlingen de az kaldı atıyla sokağın çamuruna gömülüp kalıyordu.
Berlin’de 1641’de domuzların sokağa salıverilmesi üzerine 1681’de şehirde domuz beslenmesi yasak edildi. 1671’den itibaren Berlin’e gelen her köylü dönüşünde bir araba yükü çöpü şehir dışına çıkarmaya mecbur edilmişti.
*1697 yılındaki bir polis raporuna göre Paris halkı, bütün kirli su ve sidikleri, her çeşit pislikleri gece gündüz pencerelerden sokağa boşaltırlardı. Böyle hareket etmeyip de helâ sahibi olanlar, helâ diye içine her şeyi attıkları bir çukurdan faydalanıyorlar, bu çukurda biriken pislikleri evin bahçesine boşaltıyorlardı. XI. Louis gibi bir kralın devrindeki o parlak Paris!
18’inci asırda
*Paris’te genel sağlığı koruma seviyesi 18’inci asırda da çok yavaş yükseldi. İyi kazılmamış lâğımların yakındaki su kuyularına boşaltıldığı da olurdu. Küçük abdest, 19’uncu yüzyıl ortalarına kadar sokaklara edildiği, oturaklar eskisi gibi sokaklara boşaltıldığı için bunların yaydığı kokular geçmişi aratmadı. 1780 yılında halkın protestosu üzerine polis oturak ve sair kapların pencerelerden sokağa dökülmesini yasak etti.
*Erfurt şatosunda lâğım salonun altında bulunuyordu. İmparator Friedrich Barbarossa ile erkânı için 1183’te bu salonda bir toplantı düzenlenir. Toplantı sırasında taban çöktü. Sekiz prens ve birçok asilzade ile 300’den fazla şövalye lâğıma dökülerek öldü. İmparator ise pencereden atlayarak kurtuldu…
Kaynak:
Gürkan, Ahmed, “İslam Kültürünün Garbı Medenileştirmesi”, Nur Yayınları, Baskı: 4, Ankara-1975, s: 68, 69, 70, 71