Türkiye’de sinema sanatının geniş halk kitlelerince içselleştirilmesine ,sevilmesine vesile olan , teknik ve yorumlama açısından farklı bir rota belirleseler de bugün yurt dışından ödüller getiren yepyeni bir kuşağın aynı zamanda sinemayı keşfetmesine yol açan Yeşilçam neslinin önemli ve kıymetli bir üyesi daha aramızda değil artık.
Gerek komedi; gerekse de yakın dönemde dram filmlerindeki başarılı performansıyla, halkımızın tek kanallı TRT döneminde televizyonda oynadığı bir skeçten ötürü “Domates Güzeli” lakabını verdiği, sinema ve tiyatro ustası Ayşen Gruda da artık ;Yahya Kemal’in ünlü şiirinde belirttiği üzere sessiz gemiye bindi ve son yolculuğuna çok sayıda seveninin katılımıyla uğurlandı; bir çoğumuz da göz yaşı döktü.
Nitekim; verdiği bir röportajında ölünce nasıl uğurlanmak istendiğine dair bir soruya "Biliyorum ki bu halk beni nasıl gömeceğine kendi karar verecek. Öyle bir vasiyetiniz mi var? Hayır. Vasiyete gerek yok. Onlar bilir beni nasıl gömeceklerini. O gün gelene kadar da benden sevgi ve ilgilerini esirgemeyeceklerini hissediyorum" cevabını vermişti. Halkımız ;Gruda’yı çok sevdikleri bir sanatçıya yakışır bicimde uğurladı. Bu vesileyle ailesine, sevenlerine ve ülkemize bir kere daha sabır ve baş sağlığı dilleklerimi iletiyorum.
Sinemaya 1965’de Remzi Jöntürk’ün yönettiği ve o dönemlerde sinemada yeni parlayan “Çirkin Kral” Yılmaz Güney’in Ve Silahlara Veda filmiyle başlayan sanatçı; 1965’de aktör ve edebiyatçı kimliğiyle de geniş kitlelerce tanınan Yılmaz Gruda’yla evliğinden sonra dünyaya gelen kızı Elvan’ı dünyaya getirdikten sonra(1966) yaklaşık on senelik zorunlu arayı bitirdiğinde bir ekolun de önemli parçalarından biri olacaktı. Bu ekol geniş ve kalabalık bir kadroya sahip olan, ailelerin ve geniş kitlelerin bugünlerde de beğeniyle takip ettikleri “Arzu Film Ekolünden” başkası değildi. Gruda’nın çokça bilinen Çöpçüler Kralı, Tosun Paşa, Aile Şerefi, Hababam Sınıfı, Süt Kardeşler, Gülen Gözler, Neşeli Günler gibi filmleri Arzu Film ürünüydü.
Gerek Kemal Sunal gerekse de Şener Şen’le oynadığı filmler Ayşen Gruda’yı büyük bir üne kavuşturdu, kah sevdiği için maceraya atlayan ve ailesinin ünlü milli savaş pilotumuz Vecihi Hürkuş gibi pilot olsun diye bu isimi koyduğu Vecihi’yi(Şener Şen) bekleyen saf bir aşıktı, kah köyden İstanbul’a başlık parası için gelen hayatın getirdiği yolda türkücü olan Şaban Ballıses’in (Kemal Sunal) koca şehirde tanıştığı gazino patronu ve stresini atmak için gariban Mazlum’u (Yadigar Ejder) dövüp rahatlayan Fethi’nin (Dinçer Çekmez) yine saf ve aynı zamanda Şaban’a abayı yakan, cilve yapan kız kardeşiydi. Hele; Çöpçüler Kralında onu içten seven saf ve temiz çöpçü Apti’ye (Kemal Sunal) hiç yüz vermeyen, onu mesleğinden ötürü hor gören, gözü bir hayli yükseklerde olan Hacer rolüyle sinema tarihimizin unutulmayan rollerinden birine imza atmıştı. Yeri gelmişken ; güldürü ustalarını bir araya getiren Çöpçüler Kralı’nı yazdığı film ve dizilerde toplumu başarıyla analiz eden Umur Bugay yazmış, bu dönemde sosyal içerikli filmleriyle de ön plana çıkan başarılı yönetmen Zeki Ökten çekmişti. Şark Bülbülü ise oyunculuğu kadar senaristliği de bir hayli başarılı olan sevilen isimlerden İhsan Yüce’nin, Gülen Gözler de sinema kadar tiyatro tarihimize de damgasını vuran Sadık Şendil’in kaleminden çıkmıştı.
1970 ve 80’lerde çok sayıda film ve dizide oynayan, Ayşen Gruda dönemdaşı bir çok isimde olduğu 90’larla birlikte beyaz perdeden beyazcama geçti. Mafya Babası Şehmuz’a( Aykut Oray) hem rakip olan hem de aşık olan Mafya Annesi! Ana’yı oynamasıyla kariyerinde ikinci baharını yaşayan Ayşen Gruda Hastane, Ana Kuzusu, Kaygısızlar, Evimiz Olacak mı? gibi o yıllarda çok tutulan televizyon dizilerinde oynadıktan sonra 2000’lerle birlikte sinemaya dönüş yaptı. Bu yıllar; usta sanatçının sadece başarılı bir komedi oyuncusu olduğunun değil, aynı zamanda da başarılı bir dram oyuncusu olduğunun da anlaşıldığı yıllar olarak kayda geçti. 2006 tarihli ve başrollerinde Haluk Bilginer ve Beyaz’ın yer aldıkları Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filminde en çok sevilen orta oyunlarımızdan olan Hacivat ve Karagöz’ün öykülerinden yola çıkılan hikayede; şaman annesi olan Kam Ana’yı canlandırması filme bir hayli renk katmış ve gençlerin şaman kültürü hakkında bilgi edinmelerine yol açmıştı. 2008 tarihli Kağıt filminde ise Ayşen Gruda bu kez sinemacı oğlu Emrah( Ömer Erkan) ve çalışma arkadaşlarına sahip çıkan ve çabalayan Şahane Anne’yi oynarken 47. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali(2010) içinde aldığı En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ,ustaya kariyerinde bir ödül daha kazandırıyordu. 2013’de Leyla ile Mecnun dizisinde Hidayet'in Annesi rolü şimdiki kuşaklara usta isimi bir kere daha tanıtıyor ve son yıllarında dizi, sinema ve tiyatroda genç kitlelere sesleniyordu.
Güldürü ustasını çok sevilen bir repliğiyle uğurluyoruz; sanata katıklarının için çok teşekkürler “İki Gözümün Çiçeği! “