SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir dışarıdan bir içeriden

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Şubat 2019, Cuma - 10:14   Okunma Sayısı:

 

Küreselleşme mi yeni bloklaşma mı?

Amerika, Körfez Savaşı ile Körfez’i tekeline almış durumdadır. Avrupa ve Rusya burada bulunmamaktadır.

Avrupa, eski Doğu Avrupa ve Akdeniz’i kendi etki alanı içine almıştır. Federal Almanya ise Doğu Almanya ile birleşmiştir. Belçika’da Volanların sesi kesilmiş, İspanya ise Barselona’yı dize getirmiştir. İngiltere, Brexit’ten çıkma çırpınışları içindeyken İrlandalılar bu zayıf durumdan istifade etmemişlerdir.

Orta Doğu’da nüfuz alanını genişletmeye çalışan bir Rusya vardır. Oysa ABD, Çin ve Rusya’yı ekonomik önlemlerle dize getirmeye çalışmaktadır. Uzak Doğu’da ne olduğu belli değil… ABD, Kuzey Kore ile didişip duruyor, Japonya-ABD ortak tatbikatlar yapıyor. Bunun adı küreselleşme mi yoksa yeni bloklaşmamı?

 

Karıştırmaya ve silahlanmaya devam

Dünyanın en gelişmiş ve demokrasisi en ileri düzeylere ulaşmış ülkelerini İsviçre ve İsveç olarak biliyoruz değil mi? Ürettikleri ve sattıkları silah satışlarına bir göz atın yeter. Dünya silah ticaretinde önemli payları olduğunu göreceksiniz.

Gelelim bölgemize: ABD, YPG’yi desteklemek amacıyla beş bin TIR silah ve bunlara ait mühimmat gönderdi. Lojistik yönden takviye etti, siyasi destek verdi. Önce İran’ı sonra Suriye’yi ve Türkiye’yi şimdi de Venezüella’yı tehdit ediyor. Nasıl olsa yeni bir lider bulundu. Vermişlerdir gazı, yandaşları da silahlandırmışlardır. Halk zaten yoksul, birbirine düşmeye hazır. Senaryo tamam, şimdi uygulamaya geçilecektir. 

 

Bunlar da içeriden

Tren son istasyona geliyor. Birazdan duracak. O da ne? Binecekler için anonslara ve yerdeki yönlendirme çizgilerine itibar eden yok. Trendekiler daha inmeden kapının önünde bir yığılma... Trenin kalma süresi saniyelerle sınırlı olduğu için inmeye çalışanlarla binmek isteyenler arasında bir ağız dalaşı hatta itişme başlıyor.

Dün tanık olduğum olay, yer kapma endişesiyle içeriye dalmaya çalışan bir kadına içeriden çıkan bir genç arka çantasıyla çarptı ve itti şekliyle tecelli etti... Tabi sonrası söz düellosu… 

Çok dikkat ediyorum, yaşlılar yer bulamayacağı kaygısıyla sırada öne geçiyor veya yandan kaynak yapıyor. Gençlerse oturup uyumak gibi bir rahatlıktan  vaz geçemiyor. Ahengin kırılma noktası da burada başlıyor.

Yer vermemek veya kamufleli şekilde yerine sahip çıkmak... Bu yüzden yaşlı gence çıkışabiliyor, genç yaşlıya cevap veriyor. Bu tatsız manzaralara son vermenin en güzel yolu kurallara uymak... İstanbul gibi bir dünya şehrinde böylesi görüntüleri istemesek de görüyor megaköylülüğü bir türlü üzerimizden atamıyoruz.

 

Yasa gücünü kullanma(ma)

Artık gazete sayfaları ve televizyon ekranlarında araçlı maganda haberlerini daha az duyar ve görür olduk. Drift atan, Fenerbahçe-Suadiye arasında ve sahil yolunda sürat gösterisi yapan, motosikletiyle şaha kalkan nice az gelişmiş beyin ya yasaların gücünün kullanılmasından ya da başka caddelere beyin göçü (!) yaptığından görülemez oldu.

Aslında daha önce de aynı yasalar vardı, uygulanmıyor ve adeta uyarı gibi kalıyordu. Polisin sıkı takibi ve koşullar ne olursa olsun ceza aracın bağlanması ve ehliyete el konulması gibi uygulamalar pes ettirdi bu kişilere.

Şimdi yeni olay, trafik cezalarının belli süre içinde ama mutlaka tahsil edilmesi olmalıdır. Vergi borcunda olduğu gibi bankadaki parasına bloke edilmesi bir yöntem olabilir. Yoksa ödenmeyen ve üzerine sürekli faiz bindirilen trafik cezaları gün oluyor affa uğruyor. Testiyi kıran da bir, götüren de bir oluyor.   

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam